Yeşilçam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeşilçam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2022 Çarşamba

Adem ile Havva

Yeşilçam klasiklerinden Adem ile Havva (Çıldırtan Arzu adı ile de bilinir)

Film daha ilk sahnesi ile izleyicisini avcu içine alıyor. Ne de olsa Nejat Saydam gibi dönemin en üretken yönetmenlerinden birisi iş başında. 

Adem Reis öfkesi burnunda bir kaptan. Zİra Milletlerarası Denizcilik Teşkilatı'nın kararı ile artık kaptanlık yapamayacağını öğreniyır ve yumruğunu şirket müdürünün masasına vuruyor:

- Yaparım lan! Kimse kaptanlığımı elinden alamaz!

Bunun ardından gelsin bir sürü entrika, haşna fişna sahnesi ve mutlu son. 

Film bir çok Hollywood filminden araklama müziklerle seyircisinin kulağına da hitab etmekte. 


Meraklısına linkler:


10 Nisan 2021 Cumartesi

Film Bu Ya

 Spoiler vermek gibi olmasın.

An geliyor hakikaten uyanıyorlar. 

Yarıda bırakmayın, uyanmalarını mutlaka bekleyin. 



14 Mart 2021 Pazar

Unutulmaz Bir Kahkaha

 Yeşilçam'da bir Lale Belkıs vardı, bir de Lalebelkıs Kahkahası...





21 Şubat 2021 Pazar

Eskiden, Yeşilçam'da

Yeşilçam filmlerinin ilk sahnelerinde esas kız umumiyetle tedirgin bir halet-i ruhiye içerisindedir. Filhalika bunun mantıki bir izahının olduğunu filmin ilerleyen dakikalarında muhakkak idrak ederiz.



28 Ocak 2016 Perşembe

Sonku

Cahide Serap ya da bilinen adıyla Cahide Sonku (1919, Yemen - 1981, İstanbul) Türk sinemasının ilk kadın yıldızı ve ilk kadın yönetmenidir. 
Filmleri:Söz Bir Allah Bir - 1933, oyuncu
Bataklı Damın Kızı Aysel - 1935, oyuncu
Akasya Palas - 1940, oyuncu
Şehvet Kurbanı - 1940,oyuncu
Kıskanç - 1942, oyuncu
Yayla Kartalı - 1945, oyuncu
Senede Bir Gün - 1947, oyuncu
Fedahar Ana - 1949, yönetmen
Vatan ve Namık Kemal - 1951, yönetmen ve oyuncu
Beklenen Şarkı -  1954, yönetmen ve oyuncu

15 Ocak 2016 Cuma

Hun

Ediz Hun

Oynadığı filmler
Asla Unutma, 2005
Paydos, 2004
Yadigar, 2004
Azize, 2004
Şöhret Sandalı, 2001
Unutmadım, 1997
İlk Aşk, 1997
Gökkuşağı, 1995
Acımak, 1985
Aman Karım Duymasın, 1976
Garip Kuş, 1974
Yüz Liraya Evlenilmez, 1974
Gariban, 1974
Ağlıyorum, 1973
Aşkımla Oynama, 1973
Şüphe, 1973
Güllü Geliyor Güllü, 1973
Karateci Kız, 1973
Soyguncular, 1973
Gülüzar, 1972
Zehra, 1972
Çile, 1972
Tanrı Misafiri, 1972
Sezercik Aslan Parçası, 1972
Asi Kalpler, 1972
Ayrılık, 1972
Yumurcağın Tatlı Rüyaları, 1971
Yarın Ağlayacağım, 1971
Ayşecik Bahar Çiçeği, 1971
Hayatım Senindir, 1971
Güllü, 1971
Mavi Eşarp, 1971
Gönül Hırsızı, 1971
Bütün Anneler Melektir, 1971
Seni Sevmek Kaderim, 1971
Fadime Cambazhane Gülü, 1971
Yağmur, 1971
Bir Genç Kızın Romanı, 1971
Tatlı Meleğim, 1970
Kezban Roma’da, 1970
Ankara Ekspresi, 1970
Kalbimin Efendisi, 1970
Kader Bağlayınca, 1970
Yaban Gülü, 1970
Söz Müdafanın, 1970
Yuvasız Kuşlar, 1970
Ateşli Çingene, 1969
Sonbahar Rüzgarları, 1969
Uykusuz Geceler, 1969
Yaralı Kalp, 1969
Gülnaz Sultan, 1969
Kahraman Delikanlı, 1969
Kanlı Aşk, 1969
Öldüren Aşk, 1969
Ölmüş Bir Kadının Mektupları, 1969
Son Mektup, 1969
Sen Bir Meleksin, 1969
Ömrümün Tek Gecesi, 1968
Hicran Gecesi, 1968
Aşkım Günahımdır, 1968
Gönüllü Kahramanlar,1968
Sabah Yıldızı, 1968
Ana Hakkı Ödenmez, 1968
Kadın Asla Unutmaz, 1968
Gözyaşlarım, 1968
Yuvana Dön Baba, 1968
Gül ve Şeker, 1968
Samanyolu, 1967
Ayrılsak da Beraberiz, 1967
Kelepçeli Melek, 1967
Sinekli Bakkal, 1967
Bir Soförun Gizli Defteri, 1967
Yaprak Dökümü, 1967
Kaderim Ağlamak Mı, 1967
Nemli Dudaklar, 1967
Sevda, 1967
İlk Aşkım, 1967
Yarın Çok Geç Olacak, 1967
Sözde Kızlar, 1967
Ömrümce Ağladım, 1967
Beş Fındıkçı Gelin, 1966
Çamaşırcı Güzeli, 1966
Eli Maşalı, 1966
Erkek Severse, 1966
Affet Sevgilim, 1966
Allahaısmarladık, 1966
Severek Döğüşenler, 1966
İhtiras Kurbanları, 1966
Bar Kızı, 1966
Kucaktan Kucağa, 1966
Altın Küpeler, 1966
Elveda Sevgilim, 1965
Sevgili Öğretmenim, 1965
Son Kuşlar, 1965
Üç Kardeşe Bir Gelin, 1965
Vahşi Gelin, 1965
Seven Kadın Unutmaz, 1965
Bir Gönül Oyunu, 1965
Tehlikeli Adımlar, 1965
Hıçkırık, 1965
Beş Şeker Kız, 1964
Gençlik Rüzgarı, 1964
Öksüz Kız, 1964
Bir İçim Su, 1964
Ahtapotun Kolları, 1964
Affetmeyen Kadın, 1964
Gecelerin Kadını, 1964
Mualla, 1964
Genç Kızlar, 1963

Görsel: D.M.

8 Ocak 2016 Cuma

Güneri

Selma Güneri

45’lik Plakları :
1967 - Sana İhtiyacım Var / Unut Sen Beni 
1967 - Düğün Akşamı / Ay Altında 
1968 - Yolun Açık Olsun / Bilmezdim Evvel Varmış Kaderde 
1969 - Aşka Gülerdim / Eski Günler Gelecekmi? 

Filmleri :
2011 - Dinle Sevgili
2007 - İki Yabancı
2005 - Hepimiz Kardeşiz
2005 - Nehir
2004 - Paydos
2004 - Zümrüt
2003 - Kırık Ayna
2001 - Dedem, Gofret ve Ben
1998 - Her şey Oğlum İçin
1996 - Hoşçakal İstanbul
1996 - Mum Kokulu Kadınlar
1992 - Küçük Şeyler
1987 - Elif Ana - Ayşe Kız
1981 - Unutulmayanlar
1978 - Bir Kadının Penceresinden
1978 - Görünmeyen Düşman
1977 - Benim Altı Sevgilim
1976 - Babanın Suçu
1976 - Saffet Beni Affet
1976 - Hamza Dalar Osman Çalar
1976 - Her Gönülde Bir Aslan Yatar
1976 - Tuzak
1974 - Dayı
1974 - Askerin Dönüşü
1974 - Sahipsizler
1974 - Yayla Kızı
1974 - Boşver Arkadaş
1972 - Sev Dedi Gözlerim
1972 - Gölgedeki Adam
1970 - Talihsiz Baba
1969 - Aşk Yarışı
1969 - Gizli Emir
1969 - Mazimdeki Kadın
1969 - Acı İle Karışık
1968 - Kadın Asla Unutmaz
1968 - Maskeli Beşlerin Dönüşü
1968 - Maskeli Beşler
1968 - Yaşamak Haram Oldu
1968 - Kanlı Nigar
1968 - İnsan İki Kere Yaşar
1968 - Kezban
1967 - Dördü De Seviyordu
1967 - Aşkınla Divaneyim
1967 - Ringo Gestapo'ya Karşı
1967 - Evlat Uğruna
1967 - Korkunç Yumruk
1967 - Ağır Suç
1967 - Ringo Kazım
1966 - Acı Tesadüf
1966 - Kanlı Mezar
1966 - Malkoçoğlu
1966 - Çılgın Gençlik
1966 - Affedilmeyen
1966 - Günah Çocuğu
1966 - Türkün Aşkı Başkadır
1966 - Can Düşmanı
1966 - İslamoğlu
1966 - Kader Çıkmazı
1966 - Kanlı Hıdrellez
1966 - Nikâhsızlar
1966 - Korkusuz Adam
1966 - Namus Kanla Yazılır
1966 - Akşam Güneşi
1966 - Korkunç Arzu
1966 - Beyoğlu Esrarı
1965 - Kasımpaşalı
1965 - Bitmeyen Yol
1965 - Ben Öldükçe Yaşarım
1965 - Cezmi Band 007.5
1965 - Sevmek Seni
1965 - Tehlikeli Adam
1965 - Ağlayan Gözler
1965 - Bitmeyen Korku
1965 - Kanlı Meydan
1965 - Son Kuşlar
1965 - Yasak Sokaklar
1965 - Başlık
1965 - On Korkusuz Kadın
1965 - Akrep Kuyruğu
1965 - Gizli Emir
1965 - Şekerli Misin Vay Vay
1965 - Şoför Nebahat Bizde Kabahat
1965 - Kasımpaşalı Recep
1964 - On Korkusuz Adam
1964 - Beş Şeker Kız
1964 - Sen Vur Ben Kırayım
1964 - Dullar Tercih Edilir
1964 - Şu Kızların Elinden
1964 - İstanbul'un Kızları

26 Ağustos 2015 Çarşamba

Yeşilçam'ın Olmazsa Olmazlarından

Mahalle Baskısı.

Bataklıkta;
bir Cüneyt Fahrettin Cüreklibatur Arkın,
bir Nilüfer Aydan Duru
bir de Engin adında bir sandal

gerisini uydur uydur yaz. 

30 Haziran 2015 Salı

Yeşilçam'ın Olmazsa Olmazlarından...

"O Şarkı" sendromu...

Jönün yanıtı: "Kırılacak taraf mı bıraktınız Küçükhanım?"

29 Haziran 2015 Pazartesi

Yeşilçam'ın Olmazsa Olmazlarından

Kenar mahalle dilberi sendromu ve içinde yoksa geçen kuru sıkı tehditler. 


26 Haziran 2015 Cuma

Yeşilçam'ın Olmazsa Olmazlarından

Zengin babadan gelen emre binaen; yavuklusuna "seni sevmiyorum çünkü sen fakir birisin" dercesine kendinden soğutma atakları.


15 Haziran 2015 Pazartesi

3 Ağustos 2014 Pazar

Köprü Üstü Aşıkları

Boğaz Köprüsü ilk açıldığında yayaların geçişine müsade ediliyordu. Fırsatı gören cevval takımı boş durur mu? Köprü üzerinde çekilen ilk fotoromanımızdan kareler aşağıda. Esas oğlanı tanıyamadım ama esas kadının Müjde Ar olduğu aşikar.

Yemek biter bitmez ayrıldı ailesinden Füsun... 

Orhan'ın dönüşünü bekledi antrenman dönüşü...

Onu görür görmez...


Koşmağa başladı... 


Aralarındaki kısa mesafe, bitip tükenmek bilmiyordu sanki...


Devamı Var...



Sizi bilmem ama ben "Ğ" harfinde koptum....
 

5 Temmuz 2012 Perşembe

Cumbadan Rumbaya

"Yeşilçam'ın Yolu" isimli kitaptan alıntıdır:

"Çek elini oradan terbiyesiz..."

91 Numaralı Kurtuluş-Şehzadebaşı tramvayı, Galata Köprüsü üzerinde adeta süzülmekte Karaköy istikametinde.

Sıkışık mı sıkışık...

Oda ne!

Genç bir kız çığlık çığlığa..
"...çek elini oradan terbiyesiz. Ben adamın parmaklarını kırarım. Terbiyesize bak be, nsan sıkıştırıyor. Burada olmasaydık ben yapacağımı bilirdim ama..."

Çığlık çığlığa bağıran nam-ı diğer Karagümrüklü Deli Cemile'den başkası değil... Bağırma sebebine gelince, anlaşılan küçük bir elleşme. 

Turgut Demirağ yönetmiş bu filmi...

Kamerayı tramvay içine sokunca da sık yaşanan olaylardan birini mizansen olarak filmine katmış...

1960 yapımı Cumbadan Rumbaya Peyami Safa'nın romanlarından biri. 

Ya kahramanımız Karagümrüklü Deli Cemile, o da Çolpan İlhan'dan başkası değil....

Parasının üstünü alamayınca biletçiyi dövmesi de deliliğinin bir başka göstergesi değil mi?

Cemile: Hey biletçi hani paranın üstü?
Biletçi: Verdik ya..
Cemile: Aaaai vermedin ayol...
Biletçi: Hanım biz senin parana tenezzül etmeyiz...
Cemile: Tenezzül etmezsen ver üstünü...
Biletçi: Hadi. Biz senin gibilerini çok gördük...
Cemile: Ben iki parmağımı soktum mu adamın ağzına cartdadanak yırtarım. Terbiyesiz. Benim gibilerde ne varmış? Ya paramı verirsin yahutta...
Biletçi: Eeee hanım, açma bayrakları sende...
Cemile: Ben bayrakları açarsam böyle açarım. Delinin zoruna bak.


Çolpan İlhan film hakkında şunları söylüyor:

"Filmde Karagümrüklü Deli Cemile adlı bir kızı oynadım ben. Bu Cemile, ani öfkelenenip ani sevinen, çok çabuk mutlu olan ve anında da fikir değiştiren bir kızdı. Cemile yapı olarak çok sevimli, Karagümrüklü, hem o mahalleden gelmenin verdiği bir samimiyet ve sıcaklık var, hem de yapısından gelen ani durum değişiklikleriyle olayları halletmeye sıvanan ama toparlamaya çalışırken karıştıran bir tip. O tramvay sahnesinde de, o dönemde karikatürlerde bile yer alan, otobüslerde ve tramvaylarda kadınlara çimdik atan erkeklerin bir örneği vardı. Oradaki adamların biri cemile'ye çimdik atarken, Cemile ona kızıp bağırıyordu. Bu seferde biletçiyle para üstü için kavgaya tutuşmuştu. Tabi bunlar Cemile'yi çok sevimli kılmıştı ve halka da çok sıcak gelmişti. Filmdeki tramvay kiralanmıştı. İçindeki insanlar figüranlardı. Ancak öyle çalışılabiliyordu. Normal bir tramvay seferinde bu çekimler mümkün değildi. Hatta şu an hatırladım da, filmin yapımcı-yönetmeni rahmetli Turgut Demirağ'ın karısı Rüçhan Çamay ve gene malesef rahmetli oğlu Muhteşem Demirağ da o tramvayda figüranlar arasındaydı." 




Nebil Özgentürk - Yeşilçam'ın Yolu
( Bir Yudum İnsan Yolculukları - I)
Alfa Yayınları

Meraklısına Linkler:

29 Mayıs 2012 Salı

Yeşilçam Hatırası

Geçen hafta sevgili Leylak Dalı çok güzel bir mim göndermiş. Birinci elden mimleri daha fazla seviyorum. Kafaya koyarsam belki bir gün ben de bir mim uydurabilirim. Ama dur bakalım. 

Mim'in kuralı şu. Evdeki kitaplığın karşısına geçiliyor, soldaki en üst sıradan başlayarak sayılıyor. Yaşınızı gösteren kitaba gelinince çekip alınıyor, yaşınızı gösteren sayfa açılıp ilk paragrafı yazılıyor. (yaşımızı yazmak zorunda değiliz elbette) Paragraf çok uzunsa, beş satır yeterli.  .  


Leylak Dalı'nın mimini görünce, tamam bu mimi hemen cevaplarım dedim. Kalktım çalışma masamın yanındaki kitaplığı en üst sırasındaki sinema kitaplarından saymaya başladım. Yaşıma denk gelen sayıda durdum. Mesut Kara'nın 2007 yılında yayınlanmış, Yeşilçam Hatırası kitabını çektim aldım. Yaşımın sayfasını açtım. Ne göreyim? Sadri Alışık. Mim i yazmak için Super salak internet hizmeti aldığım fibercinin bakımlarını tamamlamasını bekledim. , 

Mesut Kara'nın Yeşilçam Hatırası 256 sayfalık bir kitap. Adından belli olduğu gibi Yeşilçam üzerine. Eski Türk filmlerinde sıkça görülen, ancak unutulmaya yüz tutmuş; kamera önü ve arkasındaki sinema emekçilerinin yanı sıra bir kaç da daha popüler kişinin hayatlarına dair enteresan teferruat; rol aldıkları, nadir bulunan filmlerin afişlerinin renkli fotoğrafları,   içeren nostaljik duyguları kabartan bir sinema kitabı.

Yaşımı gösteren sayfada Sadri Alışık'a dair enteresan detayları görünce ben tek paragraf sınırını aşmaya karar verdim. Kısacık bir paragraf ve ardından unutulmaz oyuncunun naaif bir şiirini alıntılamadan geçmeyeceğim. Şunlar yazılı kitabın o sayfasında; 

"Sadri Alışık'ın Sadrettin Alışık olarak öyküsü de 5 Mart 1925 yılında, bu günün dünyasından çok farklı bir İstanbul'da, bahçesinde çiçeklerin ve meyve ağaçlarının olduğu, Paşabahçe'deki üç katlı ahşap evde başlar. Nüfus kağıdındaki adı Sadrettin olmasına rağmen annesi Saffet Hanım da, kaptan olan babası Rafet Bey de, diğer kalabalık aile bireyleri de onu hep Sadri diye çağırırlar."

"Sadri Alışık 'Biyografi' adlı şiirinde yaşamöyküsünü şu dizelerle anlatır

Paşabahçe'de doğmuşum
Sayı bilmişim sünnet olmuşum
Koynumda pabuçlarım
Uyanık uykular uyumuşum arife geceleri
Kamalı Bekir, Çamur Ahmet bir de Süleyman
Ayak yapıp çift kaleler kurmuşum
Cigaraya başlamışım
Tertemiz yataklarda pis rüyalar görmüşüm


Tepelerde uçurtma
Sokakta şarkı
Karakollarda sabah
Ekmek karnesi, çay fişi
İhtilaller görmüşüm
Kâh kafa tutmuşum taşlara
Kâh canevimden vurulmuşum
Hanümanlar yıkmışım
Üçüncü Selim, Mustafa Çavuş ve Baküs

Erik narı çiçek açmış şarkılar
Yitik baharlarında gönlümün
Ve kıpkırmızı bir Granada akşamı
İspanya'ya şatolar kurmuşum
Oklar üşüştürüp gemiler batırmışım Karadeniz'de
Sancaktepe Hadımköy'de nöbetlere kalkmışım

Daracık daracık sokaklara girmişim
Ya dostlar tutup sofralar vermişim
Ya ev bark kurup anasını satmışım
Avarelik mavarelik etmişim

En sonunda
Oyuncu olmuşum olabildiğimce...

Bu güzel mimi isim belirtmeksizin yanıtlamak isteyen herkese gönderiyorum. 


Meraklısına Linkler; 

8 Nisan 2012 Pazar

Bir Beyoğlu Düşü

Hayallerim, Aşkım ve Sen, Atıf Yılmaz'ın ve Türkan Şoray'ın en iyi filmlerinden bir tanesi.  Antalya Film Festivali'nde yarıştığı sene en iyi 3. film ödülünü almış. İlk ikisini merak ediyor insan, acaba onlar da zamanın karşısında ayakta kalmayı başarabildi mi diye. Atıf Yılmaz uzun yıllar beraber film yamadığı ahbabına adte vefa borcu öder gibi bir senaryo ile çıkagelmiştir. 

Türkan Şoray bu filmde ülkenin en sevilen sinema oyuncusu ile, onun  geçmişte canlandırdığı karakter şablonlarını canlandırıyor. Bir yerde kendi sinema serüvenindeki oyunculuk hallerinin parodisi de denilebilir. Genç bi,r senaristin en büyük hayali Bu sinema oyuncusunun baş rolünü oynayacağı bir senaryo yazmaktır. Artistin geçmiştreki halleri senaristin bu senaryoyu yazmasına mani olmak için ellerinden geleni yaparlar. Acaba genç yazarın hayalleri ile aşkı birbiri ile örtüşebilecek midir? Yoksa bir hayal kırıklığı mı yaşayacaktır. Filmin ortalarında yazarın senaryosu şekillenmeye başladığında karşımıza Demir Özlü'nün "Bir Beyoğlu Düşü" öyküsü çıkar: 
"Başımdan bütün bu tuhaf olayların geçtiği gençlik yıllarından bu yana, denizleri çeşitli yönlere açılan, yumuşak tepeleriyle bütün o Boğaz’la Haliç çevresine uzanan, gizemli İstanbul kentinde, hiçbir yer beni Tünel Alanı kadar ilgilendirmemiştir. Yaşamımın değişik dönemlerinde, bu alanın benim için taşıdığı anlamı kavrayabilmek için hep oraya gittim, o alana baktım, oradan uzakta olduğum zamanlarda da yaşattım onu imgelemimde; yağmur altındaki alanı düşledim. Karaköy’den tünele binip Metro Han’ın yukarısındaki kapısından çıktığımda önümdeki küçük alana, her defasında, şaşırarak baktım.

Bu hikaye monolog halinde film içinde filmin üzerinden akar:

Bu bitmeyen merdivenlerden inerken bakışlarını hissediyordum.
Güzelliğin büyülemişti beni. farkında olmadan peşine takılmıştım.
Epeyce uzun zamandır rastlamadığım bir şey gördüm sende. Utanmayı biliyordun. Unutmamıştın.
Karşıdan geliyor olsaydın çekinmeden selam verecektim sana. Durdurup konuşacaktım belki de. Beylik sözler söyleyecektim herhalde.
Gidemedim ardından. Gitmek istiyordum oysa. Seni tanımak istiyordum. 
Kara sevdam sürükledi seni buraya. Aradığım neydi bilmiyorum. “Gidelim” demiştin sadece
Biri mi gözlüyordu bizi, bi yanılsama mı yoksa?
Tüm geçmişini anlattı gibi geldi bana. Bense bugünü düşünüyordum. Geleceği düşünüyordum. 

Kadın: “Elimde kalanlarla yeni bir hayat kurulabilir mi?”

Bir ayrılık işareti miydi bu?

Adam: “Yalnız seni sevdim, sensiz yaşayamam.”

O gece eve gelmedin. Ertesi sabah da. perdelerin hala kapalıydı. ve ikinci gece. ve geceler boyunca hiç gelmedin. Damarlarımdaki kanın da kuruduğunu hissediyordum onlarla birlikte. yoksa bir düş müydü gördüğüm, bir Beyoğlu düşü? Peki kim tuttu elimi bütün sıcaklığıyla? Yanağıma değen dudaklar kimindi?

Filmin bu bölümünde, yazarın evi Murathan Mungan'ın o dönem Tarlabaşı'ndaki evinde çekilmiştir. Filmdeki gizemli kadının balkonu da bu evin balkonudur. Çekim sırasında teknik bir aksaklıktan dolayı bazı sahnelerin yenilenmesi gerekmiş, dekor tekrar yerli yerine oturtulup çekim yenilenmiştir. Şimdi Tarlabaşı'nın o kısmı yok, bu ev de yok haliyle. 





21 Aralık 2011 Çarşamba

Atom Fiziğine de Profesörlüğüne de Lanet Olsun

Yeşilçam filmlerinden unutulmaz saçmalıklar vardı arada geyiğin duraksadığı noktalarda birinin aklına gelir ve alır o sahnedeki repliği ve suskunlaşmış ortamın içine itekleyiverir. 

Bu sahnede kumarbazlığı, itliği, hergeleliği öğrenmeye ahdeden bir atom profesörünün halini canlandıran Kadir İnanır'ı görüyoruz. Beni ne doktorlar, ne mühendisler istedi de varmadım diyenleri isteyen mühendisler de böyleler miydi acaba diye düşünmeden edemediğim oluyor zaman zaman. 






Söz konusu filmin afişi. 

19 Şubat 2010 Cuma

Bu Kabuslar Neden Cemil?

Fazla rüya gören bir insan değilim, nadir gördüğüm rüyalarım ise film gibidir kolay unutmam, sabahları yatıktan başımı kaldırmaktansa o anda izlediğim nadir seyirliğin sonunu ne olacak merakına yenik düşerim. Rüyam nadirdir ama, tok karnına ne zaman yatsam, ful mide üzerine mutlaka bir kabus görürüm. Gerçeğe çok yakın bu halüsinasyonlar sebebi ile tok karnına uykuya teslim olmamaya özen gösteren bir tipim işte.


Cüneyt Arkın’ın baş karakterini canladırdığı 1975 yapımı Cemil isimli filminde, kabuslarla boğuşan adama eski karısı sorar:

“Bu kabuslar neden Cemil?”

Adam cevap verir: “Her şey beni huzursuz ediyor, bozuk düzen... Nereye elimi atsam bir kötülük, bir çirkinlik çıkıyor. Hepsini düzeltmek istiyorum, düzeltemiyorum. Neden küçük kızlar orospudur, neden onları öldürürler, neden hapishaneler var; çözemiyorum bir türlü.. Anlıyorsun değil mi?"

Bu sözlerin üzerine ne denir ki, yutkunmasını içine atar kadın.

Umur Tümay Aslan bu meşhur sözü kitabına başlık olarak seçmiş, alt başlığı ise “Yeşilçam’da erkeklik ve mazlumluk”, Yeşilçam’daki erkek karakterler üzerine bir inceleme. Okumaya değer bir kitap.


18 Ekim 2008 Cumartesi

Eğleniyor musun Sevgilim?

Bu laf eski türk filmlerinde sıkça eğlenilen laflardandır. Filmde duygusal entrikanın doruğa çıktığı anlarda pek bir sıklıkla kullanılır.

Olay bir villada geçmektedir, geniş bir salon vardır, salonun merdivenlerle bitişik duvarında ebabil kuşu resimleri nakşedilmiştir. Evde mühüm bir parti tertip edilmiştir. Fonda bir alay zibidi görünümlü, kadınlı erkekli grup, ağızları bir karış açık, çalan müzikle ilgisiz biçimde hoplayıp zıplamaktadır. Bu gürültü patırtının önünde baş kadın aktrist erkeğe somurtarak bakmakta zihninde elmaslarının kırat hesabını yapmaktadır. İçten pazarlıklı bir hali vardır. Dokunsan ağlayacak gibidir. Sevgilisi de arkadaki zibidiler kadar kaptırmış hoplarken kadına aniden pür neşe ve merak içinde sorar;

"Eğleniyor musun sevgilim?"

Zaten içinde fırtınalar kopmakta olan kadın soruyu duyar duymaz, ki zaten kıskançlık krizinin eşiğinde olduğunu takma kirpiklerini asabi biçimde oynatarak belli etmektedir. Aniden ağlayarak ve de çarpık çarpık koşarak setten uzaklaşır. Bu koşturma stilinde Hülya Koçyiğit çok başarılıdır. İç dünyasını arka plan çekimde eller vücudun iki yanında ayaklar kıçına çarparak koşarken tüm netliği ile belli eder.


Hande Yener'in Romeo şarkısını pek bir sevmiştim geçen sene, video klibinin başındaki yürürken, yürüyemezken ki hallerini pek bir tutuyordum, izlerken nedense aklıma hep o türk filmlerindeki soru, ve o soruya yanıt olarak kadının kös kös koşarak seti terkedişi geliyordu. Yazdım. Bir rahat ettim anlatamam.

14 Aralık 2007 Cuma

Yeşilçam, Tatlı Bir Sızı

Eski Yeşilçam filmlerinin izleyicide bıraktığı naif, sade, dürüst sinema etkisini özleyenlerdenim. O yılların filmlerini çocuk yaşımda, benden büyük kuzenlerimle sinema salonlarında izleme şansına eriştiğim için bu filmler aynı zamanda çocukluğumun fotoğraf albümleri gibi gelir bana.


Cumartesi günleri sinemaya gider, dönüşte, evde filmlerdeki sahneleri bir de kendimiz canlandırırdık kuzenler kendi aramızda. Çocukluk düşlerimizde; Filiz Akın ablamız, Türkan Şoray hep beraber aşık olduğumuz mahalle kızı, Fatma Girik eli maşalı, mert koruyucu meleğimiz, Ediz Hun saf dürüst abimiz, Kartal Tibet kahramanımız olmuştu. Filmleri ve filmlerdeki büyülü dünyayı çok severdik, o dünyayı alır evimize getirirdik.


O zamanların filmlerinde şarkılı sahneler de vardı. Baş aktrist ya pavyona düşer ya da çok ünlü bir şarkıcı oluverirdi senaryonun bir yerinde. Şarkılı sahneleri sevmezdik küçükler, büyük kuzenleri kızdırmak için karanlık sinemada "yakalanbaç" oynardık. Böyle koşuşturduğumuz bir gün teyzemin bizden 8 yaş büyük kızı beni yakalayıp tırnağını baş parmağımla işaret parmağımın arasına bastırıp kanatmıştı, çok acımıştı. İzi hala duru baktıkça içim sızlar, eski yeşilçam'ın güzel filmleri gelir aklıma.


O günlerden, o sevmediğim şarkılardan bir tanesii nasılsa kalmış aklımda. Çocukken sevmediğim o şarkı, şimdi duydukça içime tatlı bir sızı düşürüyor.


"Ömrümce hep adım adım" şarkımızın adı. Bence, yetmişli yılların en manalı şarkılarındandır, Gönül Yazar'dan, Neşe Karaböcek'e, Emel Sayın'dan, Nesrin Sipahi'ye yorumlamayan, repetuarına almayan kalmamıştır. Bestecisi : İrfan Özbakır ve söz yazarı : Mehmet Erbulan'dır.


Ömrümce hep adım adım
Her yerde seni aradım..
Ben kalbimden başka yerde
İnan seni bulamadim..


Kenarlarda köşelerde
Kadehlerde şişelerde
Ben kalbimden başka yerde
İnan seni bulamadim..


Filiz Akın yorgundur, bitkindir, mutsuzdur, ayakta zor durmaktadır. Pavyonda, sahnededir, sahne karanlıktır, ışık istememektedir. Sahnenin loş köşesinde, gölgelere gizlenmek istemektedir. Bir elindeki rakı bardağı içinde tabii kanyak görünümlü bir sıvı vardır. Arkasında bir piyanist ona eşlik etmektedir. Piyanodan; keman, darbuka, zil, ud sesleri çağlamaktadır.


Orkestra birden susar..


Filiz Akın söyler:

"Ömrumce hep adım adım.."


Filiz Akın'ın gözleri dolu doludur, dokunsalar ağlayacaktır, ağlasa bardaktan boşanacaktır. Dolu dolu gözlerdeki bakışlar bom boştur. Boş gözlerle seyircilere bakar. Bardaksız elini ağzına hafifçe kapatır, narin biçimde kuru kuru öksürür; "öhö öhö".


Sonra yeis içinde devam eder:

"Heryerde seni aradım.. "


İşte o anda seyircilerin arasındaki Ediz Hun'u farkeder....


Orkestra eşlik eder...


"Ben kalbimden baska yerde inan seni bulamadım.. "


Aniden, Filiz Akın'ın başının etrafında, önce kırmızı ışıklar döner, hemen ardından altı tane daha kendi başı görünür ve gövdesinin üstünde mutsuzca yükselen başının etrafında dönmeye başlar. Filiz Akın bayılıverir.


Orkestra hepten susar...


İşte bu sahne yetmişli yıllardaki tüm bir Yeşilçem'ın bir özeti gibidir.


Bu şarkı da öyle...