Chez Vladimir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Chez Vladimir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2012 Pazar

Basit Bir İspanyol Yemeği: Pisto Manchego

Havaların ısınması yazın müjdecisi. Hayli soğuk ve uzun bir kıştan sonra bu sene yazın sıcağından belki yakınmayız. Kim bilir? Yazın hayat daha kolay, yiyecekler bile daha lezzetli. Vladimir de mutfak meselelerine ucundan kıyısından bulaşıyor elbette. Bugün sizlere lezzetli ve çok basit ve üstelik Türk damak zevkine hayli yakın bir İspanyol yemeği tarifi vermek istiyorum: Pisto Manchego. Sebze Güveci anlamına geliyor. Bu yemek sıcak olarak ızgara et, köfte ya da tavuk yanında servis edilebildiği gibi soğuk olarak tek başına da tüketilebilir. İspanya'da yanında sahanda yumurta ile bile servis ediliyor. O derece yaygın. İsmi alengirli gelse de, bu leziz yemek  her Türk mutfağında en sık kullanılan malzemeler ile yapılıyor. 

Pisto Manchogı için gereken malzemeler:
1 Çay bardağı Zeytinyağı
1 Orta büyüklükte soğan
4 Orta büyüklükte kabak.
2 Orta büyüklükte patates
3 Orta büyüklükte domates
1 Diş sarmısak
2 Bir tatlı kaşığı biber salçası
Çeyrek demet Maydanoz
Arzuya göre tuz

Hazırlanışı:
Soğanların kabuğu soyulup önce ikiye bölünüp, yarım halkalar halinde dilimleniyor. Kabakların sap kısmı temizlenip uzunlamasına dörde, daha sonra küp küp kesiliyor. Patatesler soyulup sekiz iri parça halinde dilimleniyor. Domateslerin kabukları soyulup, her biri sekiz eşit dilim haline getiriliyor. Sarmısağı ve maydanozu ince ince kıyıyoruz. 

Pişirilişi:
Yağı yemeği pişireceğiniz kapta kızdırıp soğan dilimlerini içine atıyor yumuşayıncaya kadar (pembeleşmesin) çeviriyorsunuz. Soğanlar tamam olunca üzerine salçayı dökü biraz karıştırıyor ve hemen doğradığımız sebzeleri atıyoruz. Sebzeler suyunu saldığında sarmısağı, tuzumuzu ve maydonozları ilave edip kağağını kapatarak yaklaşık yarım saat kadar pişiriyoruz. Arzu eden içine kırmızı pul biber de atabilir, sarmısak miktarı ile oynanarak lezzetinde ufak değişiklikler yapabilir.

Hazırlaması son derece pratik ve inanılmaz lezzetli bir yaz yemeği. Umarım beğenirsiniz. Afiyet olsun. . 


9 Şubat 2012 Perşembe

Kaşarlı Köfte

Bir müddettir, mutfakta olan bitene dair yazılarımı "Chez Vladimir" alt başlığı ile etiketlediğimin, ancak  bir hayli de ihmal ettiğimin farkındayım. Hal böyle olunca her bir yemek tarifim, uzun süredir yemek yazılarını aksattığıma dair bir açıklama ile açılıyor. Demek ki ihmalkarlığımdan ötürü vicdan azabına benzer bir hisse bürünüyor olmalıyım. Mutfakta fazla zaman harcamamak için kolay hazırlanabilen yemekler daha çok işime geliyor o yüzden elim erdiğinde denediğim pratik yemekleri buradan bir de kendimce tarif etmeye kalkışıyorum. Bugünkü yemek yazısının sebebi dün akşam pişen kaşarlı köftedir. Madem yemek pratik o halde daha fazla vakit kaıbına gerek yok, gelelelim sadede. 

Gereken malzemeler;

1/2 Kilo az yağlı kıyma,
150 Gram kaşar peyniri,
1 Orta büyüklükte soğan,
1 Tatlı kaşığı karabiber,
1 Tatlı kaşığı yenibahar,
1 Yumurta,
Kaşarın da tuzlu olduğunu dikkate alarak arzuya göre makul miktarda tuz.
Yarım demet maydanoz.
Biraz galeta unu ya da ufalanmış bayat ekmek içi,.
Çok az miktarda sıvı ya da katı yağ.

Hazırlanışı;

Derin, geniş bir kasenin içine soymuş olduğumuz soğanı rendeliyor, kıymayı, ince kıyılmış maydanozu, rendelediğimiz kaşar peynirinin yarısını, baharatları ve tuzu koyup, üzerlerine yumurtayı kırıyoruz. Güzelce yoğurup içindeki sıvıyı muhafaza edebilmesi için galeta unu ya da ufalanmış ekmeği ekledikten sonra yoğurmaya devam ediyoruz. Cam fırın kabının dibini arzu ettiğimiz türdeki yağ ile incecik sıvadıktan sonra hazırladığımız köfte hamurunu eşit biçimde yayıyor ve kalan rendelenmiş kaşarı köftemizin üzerine eşit biçimde dağıtıyoruz. Arzu edenler köftenin içine değil ama üzerine daha fazla kaşar ilave edilebilirler. 175 dereceye ısıtmış olduğumuz fırına kabımızı sürüyor ve kapağını kapatıyoruz. Köftenin üstündeki kaşarlar kızarmaya başlayıncaya kadar fırından çıkan kokuları iştahla içimize çekiyoruz.

Çabuk hazırlanan bu dört kişilik yemeği yanında pilav, patates püresi ya da dörde bölünmüş, çiftte pişirilmiş, üzerine biberiye serpilmiş patates, turp, soğan gibi sebzeler ile servis etmek mümkün. Yanında basit bir salata ile hayli lezzetli bir öğün elde edilebilir.

Köfte hamurunu hazırlarken dileyen içine; patates, havuç, brokoli gibi kış sebzelerinden istediği bir tanesini rendeleyerek katıp yemeğin lezzeti ile oynayabilir. Ya da arzu eden içine bir miktar sarmısak katabilir. Malum zevkler ve renkler herkese göre değişir, hele damak zevki hiç bir şekilde tartışılamaz bile.

Bir dahaki yemek tarifimi artık kimbilir ne zaman yazarım bilmiyorum. O zamana kadar afiyet olsun. :)



Yemek resmi çekmek ayrı bir özen gerektiriyor, ama ben resimden ziyade tabaktakileri soğutmadan yemenin derdine düştüğüm için görüntü tok karnına hiç de iştah açıcı gibi gelmedi bana.

3 Kasım 2011 Perşembe

Bal Kabaklı Lazanya

Bal kabaklı lazanya tarifimi geçen sene bu vakitlerde yazacaktım ama arada unutulup gitmiş, eh cadılar bayramını da geride bıraktığımıza göre, bu tarifin zamanı gelmiş demektir.

Bal Kabaklı Lazanya için gereken malzemeler;

Yarım kilo balkabağı,
200 gr çemensiz pastırma,
2 orta boy soğan,
4 adet kakule tohumu,
Yarım çay bardağı zeytinyağı,
Yarım çay bardağı sıcak su,
Bir tutam biberiye,
Arzuya göre tuz kullanılabilir, pastırma kullanıldığı için aman dikkat.
200 gr kaşar peyniri,
Fırın kabınızı yağlayacak miktarda yağ.
6 adet lazanya,

Ayrıca lazanya için beşamel sos gerekiyor, bunu bildiğiniz gibi ya da paket içinde satılan mamuller ile hazırlayabilirsiniz.

Hazırlanışı;

Soğanı ince ince halkalar halinde doğruyorsunuz, balkabaklarını işaret parmağı kalınlığında dörder santim uzunluğunda dikdörtgenler halinde kesiyorsunuz. Pastırmayı ince şeritler haline getiriyorsunuz. Kaşar peynirinizi rendeleyip hazır ediyorsunuz.

Fırınınız 175 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlıyor ve beşamel sosunuz bir kenarda hazırlarken, malzemenizi alacak büyüklükteki tavaya zeytinyağını dökerek, yağın ısınmasını bekliyorsunuz. Yağ hazır olunca içine soğanları çevirmeye başlıyorsunuz, pembeleşmeye yüz tuttuklarında içine şerit halindeki pastırmayı ve kakule tohumundan çıkartacağınız çekirdekleri atıyorsunuz. Pastırmaları bir kaç kez çevirdikten sonra suyu döküp üzerine kabak dilimlerini çok kısa bir süre pişiriyorsunuz. Su çekildiğinde kabaklarınız tam pişmemiş olmalı.

Cam fırın kabının içini fırça ile yağladıktan sonra, lazanya parçaları ile yüzeyi kaplayıp üzerine hazırladığınız karışımın yarısını yayıp, biraz beşamel sosu ilave ederek bir sıra daha lazanya döşedikten sonra aynı işlemi tekrarlıyoruz. Son olarak üzerini lazanya parçaları ile kapatıp, beşamel sosumuzun kalanını döküyor, üzerine biberiye serptikten sonra rendelenmiş kaşar ile yüzeyi kapatıp fırına sürüyoruz.

Fırını fazla açıp kapatmaya gerek yok, üzeri börek gibi kızardığında lazanyamış pişmiş demektir. Fırından çıkardığınızda kabak kokuları, biberiye kokulareı ile karışıp ağzınızı sulandıracaktır garanti ediyorum. Kış günlerinde çorba sonrasında, yanında ekşisi bol yeşil bir salata ile nefis bir akşam yemeği olarak servis edilebilir.

Alternatif pişirme yöntemi:

Yemeğe konulan malzemelerden bir tanesini değiştirerek sofradan kalktıktan sonra damakta kalacak lezzete belirginlik kazandırmak ve daha mayhoş bir lezzet elde etmek mümkün. Bunun için su yerine miktar el kararı çok hafif arttırılarak beyaz şarap kullanılabilir.

Afiyet olsun.







Geçen yıl bu vakitlerde hazırladığım bu yemeğin fotoğrafı da boşa gitmemiş oldu böylelikle. Bu yemeği hazırlamayı düşünenlere kare fırın kabı kullanmalarını öneririm. Başkasına ait bir mutfakta oval kapta hazırladım, lazanyaları yerleştirmek için biraz uğraştım tabi. Benden hatırlatması.

30 Temmuz 2011 Cumartesi

Soya Fasülyeli Pilav

Epey ihmal ettiğim mutfağa atayı açmadan bir kere daha dönesim geldi. Yaz ayları malum biraz daha hafifi yemeklerin tercih edildiği zamanlar. Hafiflikte birinciliği kimselere bırakmayacak lezzetli bir pilav tanıtmak istiyorum sizlere. Bu tamamen kendi uydurmam bir yemektir. Kızarmış tavuk, ızgara çeşitleri yanında tüketileceği gibi, yanında pilav ya da cacıkla da servis edilebilir.

Soya Fasulyeli Pilav için gereken malzemeler;

200 gram soya fazülyesi
1 adet kırmızı biber
1 baş soğan
5 diş sarmısak
1 minik kutu mısır
2 bardak pirinç
4 bardak su
1 tatlı kaşığı tuz
1/2 tatlı kaşığı şeker
Beş adet kakule.
1 tatlı pul biber
1 çorba kaşığı zeytinyağı

Hazırlanışı;

Suyu derin bir sos kabına koyup kaynatın. Yağı pilavı yapacağınız yayvan tencereye koyun, kızdığında içime küp küp kestiğiniz soğanları atın. Soğanlar pembeleşirken içine; sarmısakları, soya fasülyesini ve küp küp kesilmiş kırmızı biberi atın ve hepsini birlikte tahta kaşıkla çevirin. Suyunuz kaynamaya yüz tuttuğunda pirinci hazırladığınız karışımın içine dökün, karıştırın. Bir dakika kadar sonra, pirinçler iyice ısındığında kaynattığınız suyu içine boşaltın. Üzerine tuz, şeker, biber ve kakule tomurcuklarının içinden çıkardığınız çekirdekleri ve haşlanmış mısır taneciklerini atın. Ocağın altını kısarak, tencerenizin kapağını kapatın ve suyunu çekmesini bekleyin. Pilavınız piştiğinde kapağını açıp bir kaç kez karışıtırın pilavın üzerine bir dilim bayat ekmek koyarak kapağı kapatın. Ya da bir kare peçete havlu kesip tencerenin üzerine yayıp kapağı peçetinin üzerine kapatın. Pilavınız demlensin. Bir kaç dakika kadar dinlendikten sonra pilavınız hazırdır. Sıcak ya da soğuk da tüketilebilecek bu pilavınız arzu ederseniz üzerine koyacağınız taze nane yaprakları ile servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun.


29 Haziran 2011 Çarşamba

Şeftali, Erik ve Cheesecake'in Şiirsel Birlikteliği

Sevgili arkadaşlar mutfağı epeydir boşladığımın farkındayım. Aklımdan neler neler yazmak geçiyor ama olmadı mı olmuyor bir türlü. En uzak durmam gereken gıdalardan kendimi alamıyorum, karbonhidratların üzerime yapmış olduğu kara büyü yüzünden midemi bunblarla şişiriyorum. Yakın zamanda bir balon olup uçarsam gökyüzünde yalnız gezen bir balon olurum, canım sıkılır. Superonline oraya adamın sinirlerini kabak gibi oyma yan tesirine sahip süper fiber internet servisini de yollamamıştır. Resmen yalnızları oynarım. İyisi mi ben şimdi hızla kilo almayı garanti eden bir tarif vereyim, bir an evvel yapıp, tadıp kilo alın ki, hep beraber kilo alımına uğrayalım.

Bir yemek tarifine en başlanmayacak bir şekilde başladıktan sonra. İlk kez bir yıl önce teyzemden aldığım son derece pratik bir cheesecake tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum. Kek kısmını aynen uygulayıp sos kısmını kendinizde uydurabilirsiniz. Bu sıcak yaz günlerinde bundan bir tane yapıp dolaba atarsanız, sonra soğuk soğuk tükettiğinizde tadına doyum olmuyor. Peşinlikle uyarayım.

Dikkat Spoilerın Ta Kendisidir: Karbonhidratlı yiyeceklerden kendini alamayanlar, donurma tüketmeden duramayanlar yazının bundan sonrasını lütfen okumasın. Okuyacağınız tarif sizi kendisine kul köle edebilir. Benden uyarması vakit varken portakal, orda kal!!

Buradaysanız ve hala okumaya devam ediyorsanız benden günah gitti. Bu lezzet timsali yiyeceğin tarifini usul usul vermeye başlayabilirim o halde. Cheesecak lafı mutfaktan içeriye adım atmamış olanları hiç ürkütmesin bu arada, bu tarifi en tecrübesiz mutfak sakini bile tarifi harfiyen uygularsa keki seri biçimde hazırlayabilir.

Evet madem herkes burada deminden beri söylediğim bir yalanı da silip atıp yerini düpedüz gerçekle doldurayım da tam olsun. Açıklayayım; deminden beri size bir yemek tarifi yapacağım diye yalan atıyordum ben birazdan size yemek değil şimdiye kadar yazzılmış en güzel gastronomik şiirlerden birtanesini yazacağım.

Cheesecake için gereken malzemeler;

1 adet hazır kek, yuvarlak ya da kare biçimde olabilir. Bunlar ortadan ikiye kesilmiş biçimde satılıyorlar biz sadece bir katını kullanacağız.
4 adet yumurta
400 gram labne peyniri
1 minik kutu krema
isteğe göre şeker, ben 1 çaybardağı kullanıyorum az şekerli oluyor.

Sos için gereken malzemeler:

3 adet italyan eriği (irilerinden)
3 adet şeftali
1 çay bardağı şeker
1 çimdik tarçın
2 karanfil

Hazırlanışı;

Kekimizi hazırlamaya başlamadan önce fırınımızı 170 dereceye ayarlıyoruz. Tam derecesini bulunca hazırladığımız malzemeyi çine koyacağız. Fırının derecesinde ısınmış olması çok önemli.

Öncelikle satın aldığımı hazır kek altının bir tabakasını fırın kabımızın dibine yayıyoruz. Kap kekin büyüklüğü ile yanı ya da biraz daha küçük olmalı ki üstüne dökeceğimiz cheese kısmı yanlara taşıp görüntümüzü bozmasın.

Keki kaba yaydıktan sonra; yumurtaları derinbir kaba kırıyor, üzerine labne peynirimizi, onun üzerine şekeri ve en üstüne kremayı döküp mikser ile güzelce karıştırıyoruz. Karışım homojen bir yapıya kavuşuncaya mikseri dışarıya alıyoruz. Elde ettiğimiz akışkan karışımı kek kabına usulca döküyoruz. Her yana eşit olarak kendiliğinden dağılıyor. 170 dereceye ısıtılmış fırına kabımızı kokuyoruz. Pişmesi yaklaşık kırkbeş dakika alacak. Kekin üst kısmı börek gibi kızardığında da piştiğini anlayabilirsiniz.

Kekimiz pişerken sosunu hazırlamaya başlıyoruz. İtalyan eriklerinin çekirdeklerini çıkarıp ufak ufak parçalara bölüp derinliği olan bir sos kabına koyuyoruz. Üzerine şekerimizi, karanfilimizi, tarçınımızı döküp ateşte pişmesini bekliyoruz. Pişerken arada karıştırmayı sakın unutmayın. Erikler pişerken şeftalilerin kabuklarını soyup, çekirdeklerini çıkartarak iri parçalara bölüp bir çorba tabağına koyuyoruz. Erikler suyunu salıp şekerle iyice karıştığında altını kapatıyor ve şeftalilerimizi bu sıcak ve eriklerin kabuğundaki koyu rengi almış sıvının içine döküyoruz.

Kekimiz piştiğinde fırından çıkartarak şeftali erik karışımını üzerine güzelce yayıyoruz. Sıcaklığı dolaba girebilecek seviyeye indiğinde buzdolabına koyuyoruz. Kapağı kapatmadan önce dolapta duran kekimize bakıyoruz. Aynı şiir gibi değil mi?

Ben kekin iyice soğuyup servis edilebilecek hale gelmesini beklerken arada buzdolabının kapağını açıp bakıyorum kek bir yere kaçmış mı kaçmamış mı kontrol ediyorum. Hazırlaması inanılmaz kolay, fazla vakit istemeyen bir kek. Afiyet olsun.

1 Şubat 2011 Salı

Elmalı Biftek

Yemek yapma konusunda bir kaç sene öncesine kadar tamamen bir kara cahildim ancak zorunlu haller mutfakta başımın çaresine bakabilecek duruma getirdi beni. Çalıştığım dönemlerde az malzeme ile çabuk hazırlanabilecek öğünler daha pratik gelse de el yatkınlığı kazandıkça farklı deneylere girmekten kaçınmadım. Benim güzel yemekten anladığım, güzel bir sunum, hoş bir lezzet ve en önemlisi sofradan kalktıktan sonra mideyi yormayan ve yemek saatinden saatler sonra bile ağızda hoş bir lezzet bırakan yemeklerdir.

Her tarif harfiyen uygulansa dahi her hazırlayanın eli ona farklı bir lezzet katıyor bunu öğrendim. Yemek pişirmek aslında kimya formüllerini uygulayarak deneyler yapmak gibi bir şey. Cesur olmak, gerektiğinde gözü karartmak, dur şunu da ekleyeyim deme konusunda kendini özgür bırakmak çoğu zaman hoş sonuçlar verebilir. Ama malzemeleri iyi tanımak, ne ile ne birleştiğinde kötü ya da iyi tadlar ortaya çıkarabilir onu az çok kestirebilmek gerekir.

Şimdi gelelim başlıktaki elmalı bifteğimize, dört kişiye sunulabilecek bu yemeği hazırlamak için gereken malzemeler şunlar:

- Arzu ettiğiniz biçimde hazırlatacağınız dört dilim biftek.
- Küçük 1 beyaz lahananın yarısı,
- 1 adet büyük havuç, ya da 2 adet orta boy havuç
- 1 adet iri yeşil elma (Granny Smith)
- 2 çorba kaşığı elma sirkesi
- 2 çorba kaşığı sıvı yağ
- 2,5 su bardağı et suyu (Kasaptan alacağınız iri bir kemik parçası ile hazırlayabilirsiniz, ya da 1 adet et suyu kübü ile hazırlanabilir, tavsiyem kemik ile hazırlamanız yönünde)
- 1 orta boy soğan.

Bu yemeği hazırlarken arzuya göre kullanılabilecek malzemelerimiz ise şunlar; (Kullanmamak yemeğin lezzetinde önemli değişiklik yapmıyor çünkü baskın lezzeti az miktarına rağmen elma olacak)

- Tuz kullanıp kullanmamak ya da miktarını belirlemek tamamen yemeği pişirenin keyfine kalmış.
- 1 avuç tavada kavurup pembeleştirilmiş kaju, .
- Yemeği yeşil rengi ile görsel bakımdan zenginleştirmesi için çok az miktarda maydanozun yaprağı.

Bu yemeğin tüm malzemeleri eş zamanlı olarak iki tava ve bir tencere kullanılarak hazırlanıyor.

Öncelikle et suyumuzu hazır ediyor ve kaynar durumda tutuyoruz. Ben suyun yağlı bölümü kullanmıyorum yoksa ağır olabilir. Lahanayı ince ince kıyıyoruz. Havucumuzu rendeliyoruz. Yemeğin pişeceği iri tavamıza yağı koyarak kızdırıyor, üzerine piyazlık doğradığımız soğanı atıyoruz. Yalnız dikkat, soğanlar pembeleşmeyecekler. Bu aşamada malzemelerimiz seri biçimde atacağız. Soğanlar tam ölür gibi olduklarında ortadan ikiye bölüp çekirdeklerini çıkardığımız ancak yeşil kabuğu duran aynı piyazlık soğan gibi dilimlemiş olduğumuz elmaları tavaya ilave ediyor ve bir iki karıştırıp, derhal havuç rendemizi üzerine atıyoruz. Havucun ardından lahanamızı atıp hiç karıştırmıyoruz. Üzerine elma sirkemizi döküyor, tuzumuzu atacaksak bu aşamada atıyor, kapağı kapatıp sebzeler suyunu bırakıncaya kadar kadar bekliyoruz.

Bu arada biftek dilimlerimizi diğer tavada mühürlüyoruz. Bu işlem esnasında yağ kullanmak ya da miktarını belirlemek tamamen arzuya kalmış. Mühürlemenin tam olması ve etin suyunun muhafaza edebilmesi için iki yüzünün de ikişer dakika kızgın tavada pişirilmesi yeterli. Daha fazla ateşte tutmak lezzetinden alır.

Etlerin işlemi bitince sebze tavasındaki malzemeleri çok hafif alt üst ediyor fazla karışmamasına dikkat ediyoruz. Etlerimizi sebzelerin en üstüne yatırıyor, hazırladığımız et suyunu usulca karışımın içine döküyoruz. Kapağını kapatıp kısık ateşte su seviyesi azalıncaya kadar pişiriyoruz. Yaklaşık 30 dakika sonra mükemmel bir şekilde pişmiş etlerimiz hazır olacak. Çok iyi pişmiş sebzelerimiz de yemeğimizin sosu vazifesini görecek. Servis yaparken tabaklara gelişigüzel atacağınız kaju ve maydanoz ile süsleyebilirsiniz.

Elmanın tadı diğer sebzelerin tadınıı örtüyor, ve hoş bir buruk lezzet ortaya çıkıyor. Yemekte meyva kullanılması fikri sakın ola itici gelmesin, ön yargılarınızı silip kış ayları bitmeden mutlaka deneyin. Afiyet olsun.

24 Kasım 2010 Çarşamba

Sarmısaklı Kraker Kokteyli

Allah bir boğaz vermiş, biz de can boğazdan geliyor demiş mazeretimizi bulmuşuz. TV karşısında insanın bazen içi geçiyor uyuyakalıyor hal böyle olunca atıştırılamdan da durulmuyor. Hazır atıştırmalıklardan gövdeye indirip bir alay ne idüğü kafa kurcalayan kimyevi madde katkılı gıda maddesine ve onun haşırtı üreten torbalarınamaruz kalmaktansa tıpış tıpış mutfağın yoluna koyuluyoruz.

Filmimiz "Ejderha Dövmeli Kız" eh bunun 1'i var, 2'si var, 3'ü var. Düpedüz Milenyum Trilojisi. Triloji dendi mi benim için akan sular durur. O trilojiyi izleyişim boyunca etrafıma kıtlık zamanı muhasara altında kalmışcasına yetecek kadar atıştırmalık toparlamazsam huzursuz olurum. Demek ki kalorisi, karbonhidratı az birşeyler hazırlamak şart bu trilojinin hatırına. O zaman ne yapabiliriz? Buldum: Sarmısaklı Kraker Kokteyli!!!

Bu akdeniz damak zevkine uygun atıştırmalığı hazırlamak için gereken malzemeler şunlar:

2 farklı torba dolusu türde kraker
5 diş sarmısak
1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
1 tatlı kaşığı kekik
1/2 tatlı kaşığı karaiber
2 çorba kaşığı zeytinyağı

Sarmısakları soyup incecik hale getiriyoruz. mininiminnacık sarmısak parçaları, pul biber, kırmızı biber, kekik, zeytinyağını ufak bir kasede iyice çırpıyoruz. Fırın tepsisine önce küçük şekilli krakerleri döküp hazırladığımız karışımın yarısını bunların üzerine fırın fırçası ile sürüyoruz. Yağlanıp baharalanmış krakerlerin üzerine bu sefer çubuk krakerleri sıralayıp kasedeki kalan karışımı çubuk krakerlere aynı biçimde sürüyoruz. 200 derecede ısıtılmış fırına tepsimizi sürüyor ve krakerler hafif kahverengimsi, pembesi bir hal alıncaya kadar bekliyoruz. Beklerken o canım kekik ve sarmısak kokusu evi sarmaya başlıyor, bu kokuları teneffüs edierken ağzımızın suları akıyor. Etrafa hiçbir şey belli etmeden bekliyoruz. Krakerlerimiz güzelce kızarınca fırından alıp geniş bir kasenin içine boşaltıyoruz. Yanımıza krakerlerimizi, Zero-Cola'mızı, yağı azaltılmış bir kutu yoğurdumuzun içine az nane ekleyip karıştrarak yanımıza alıyoruz (icabederse krakerleri yoğurda banar yeriz nolur nolmaz). Zerolanmış Cola'ya yağı azaltılmış yoğurda bakılacak olursa ve de dostlar alışverişte görürse rejimdeyiz güya.

Geçiyoruz TVnin karşısına ucundan başlıyoruz bu kokusu ile baş döndüren hafif acılı kraker yığınımızı kemirmeye. Afiyet Osun.

30 Ekim 2010 Cumartesi

Dipleyelim

Soğuk havada TV karşısında sinema keyfi yapmak adetten olacak herhalde. Sinema deyince de ona göre atıştırmalık bir şeyleri kenarda stoklamak şart. Bu blogda bugüne kadar yapmadıklarımdan biri de yemek tarifi vermekti. Ama hala erken, henüz o raddeye gelmedim. Ben şimdilik bir dip tarifi yapacağım. Önce malzemeler;

1 adet olgunlaşmış avokado
2 adet taze soğan
1 kibrit kutusu büyüklüğünde kaşar peyniri
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı limon suyu
1 tatlı kaşığı kimyon
1/2 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı pul biber
1 adet katı pişmiş yumurta
4 adet ceviz içi
1 sıkım mayonez

Hazırlanışı;

Yumurta ve avokado dışındakileri blendera atıp 5 saniye parçalıyoruz. Yumurtanın kabuğunu soyup, avakadonun çekirdeğini çıkarıp kabuğunun içini kaşıkla boşaltıp bendera alıyoruz. İki saniye karıştıtıyoruz. Ortaya çıkan karışımı çukur bir kaba koyuyoruz.

Çitos, Doritos, Patates cinsi bilimum zararlı gıda ile ya da parmak patates gibi uzun ince dilimler halinde kestiğimiz ve kıtır oluncaya kadar fırında kızarttığımız ekmekleri içine batırarak tüketiyoruz.

Tadından yenmez, film sıkıcı bile olsa uyuyup kalma ihtimaliniz ortadan kalkar. Protein bombardımanıdır aman dikkat. Afiyet olsun.



Püf noktası: Şu aralar avokado fiyatları hayli uygun, ama olgunlaşmamış avokadonun tdı kayış gibi olduğundan hızlı biçimde olgunlaşmasını istiyorsak, avokadolarımızın içinde bulunduğu poşstin içine bir adet elma koyup mutfakta gzden ırak bir köşede bekletiyoruz.