Yastık Sohbetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yastık Sohbetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2012 Perşembe

Tek Kişilik Düet


Geceyarısı. Karanlık. Havada bulut sıcağı var. Ay ve yıldızlar görünmüyor. Yüksek binaların arasından karşılıklı evlerin penecereleri arasında zigzaglar çizerek ilerleyoruz.. Evlerden birisinin ışığı yanıyor. Yaklaşıyoruz. Işıkların geldiği pencerenin camı açık, perdeler oynuyor. Yakınına geldiğimizde, bir kadının konuşmakta olduğunu duyuyoruz. Yandaki pencerede meraklı bir kadın karaltısı varç Komşu pencerede bir kadın konuşulanları dinliyor besbelli. Perde rüzgarla aralandığında çift kişilik bir yatak görüyoruz. Kadın cam kenarında kendi yastığına sırtını vermiş, yatağın içinde oturuyor. Işık kadının tarafındaki abajurdan geliyor. Adam sırtını kadına dönerek yatmış. Pencereden içerisini görmemizle bir kadının söylediklerini net olarak işitiyoruz.

Kamera pencereden yatağa ilerliyor, kadının ayaklarından yüzüne yükseliyor konuşmanın “çiçek” ile ilgili bölümüne geldiğimizde, kamera kadından adama dönüyor. Önce uyumakta olan adamın vücudunda üstünkörü  geziyor, ardından adamın yüzüne yaklaşıyor.  


-          Hep  yanındayım.
-          …..
-          Hep ama hep yanındaydım, her zaman sana destek oldum.
-          …..
-          Benim de bir şeyler isteyebileceğim hiç mi aklına gelmez senin?
-          …..
-          Benim de isteklerim var, hayallerim var.
-          …..
-          Benim de bir hayatım var.
-          …..
-          Hiç düşündün mü, bana ne olacak?
-          …..
-          Bana ve benim hayallerime ne olacak? Anlatsana.
-          …..
-          Sadece senin arkadaş grubunla değil de başkalarıyla da ahbaplık etmek istediğim hiç mi aklına gelmez senin?
-          …..
-          Hayallerimi, isteklerimi, her şeyimi aldım ve senin içine gömdüm ben. Onlardan umudu kestim ama senden umudum vardı. Sanki bir tohum eker gibi hepsini sabırla sana ektim herşeyimi, geleceğimi. Büyüsünler diye kendi hayatımla suladım onları. Boy atsın, bir çiçek açsın diye bekledim.
-          ….
-          Büyümedi, açmadı o çiçek.
-          …..
-          Üç yılımı verdim sana. Üç kocaman yıl. O ççek neden büyümedi biliyor musun?
-          …..
-          Susarsın, hep susarsın, yatar uyursun böyle.
-          …..
-          O çiçek açmadı. Çünki o toprakta iş yok. O kadar sert, o kadar kendi içine kapalı ki o toprakta asla yeni bir çiçek büyümez.
-          …..
-          Bunu anlayıncaya kadar her şeyimi sana verdim.
-          …..
-          Sıkı sıkıya tutundum  sana, o hiç açmayacak çiçeğe,  Neden biliyor musun?
-          ….
-          Çünkü seni seviyordum.
-          ….
-          Ama artık bitti. Senden artık bir şey beklemiyorum. Ben yokum. Bitti.
-          …..


Adamın gözleri açık uyumuyor. Dizleri karnına çekilmiş iki eli yastığının altında kıpırdamaksızın yatıyor. Konuşmuyor. Dinliyor. Susuyor. 




6 Ocak 2012 Cuma

Yastık Sohbetleri

-
Yatakta konuşmak çok rahattır. Yatıyorsundur bir kere, otururken, ayakta dururken konuşunca yorulabilirsin pekala. Oysa yatarken öyle değil. Orada yan yana uzanmış konuşurken insan nerelere gider. Hele bir de dürüstse kendisi ve yanındaki. Zaman yaz melteminde salınan bir tül perde gibi değer üzerlerine, belli belirsiz. Oysa dışarıda ne rüzgarlar esmektedir, fırtınalar kopmaktadır. Şehrin karanlığında, uzaklarda, ufkun olduğu yerde hafif bir aydınlık belirir, ipince, kılıç yarası gibi. Gündüz geceyi bir köşesinden kesmeye başlar. Anlatırsın ve dinlersin. Kelimelerini paylaşırsın, doğru, düzgün, samimi olmak fırsatını yakalrsın ya da tam tersi yani; yalan, yanlış ve gizli kapaklı. Sana kalmış. Kimse göremez karanlıkta yanında uzanan kişinin yüzündeki ifadeyi. Karanlıkta saklanmak da kolaydır, soyunup kendin olmak da.   

Orta okul yıllarımda keşfetmiştim büyüklerin yastık sohbetlerini. Yan odadan mırıl mırıl sesler gelirdi, bir şeyler anlatırlardı ne olduğunu pek duyamazdım. Kulak verirdim bir müddet. Ama sonradan gözlerim kapanmaya başlardı. Ninni gibi gelirdi sesler bana.

Yaz tatillerinde teyzemlerin evinde kalırdım bir kaç hafta. Evleri çok büyük değildi. İki oda bir sakon, ama çok güzel bir bahçesi vardı. Teyzemin kızı ile aynı odada yatardık. O pencere kenarındaki yatağında ben de hemen çaprazındaki duvar kenarındaki divanda. Kafa kafaya yatardık. Elini uzatsan yastığına değecek mesafede yani. O benden beş altı yaş kadar daha büyüktü. Gece uyumak için odalarımıza çekildiğimizde bana bir şeyler anlatırdı. Arkadaşlarından, erkek arkadaşından, hayallerinden bahsederdi. Pek de önemli bir hayali yoktu. Füsun Önal konserine gitmek, okulunu bir an evvel bitirmek, işe girmek, sonra evlenmek istiyordu anladığım kadarıyla. Kız hayalleri işte diye düşünüyordum o anlatırken, ama dinliyordum yine de. Uyku dolu bir sesle, fısıldar gibi konuşurdu. Bazen söylediklerini usulca onaylardım. Sessiz kalmama kızardı arada.

- Ne oldu uyudun mu yoksa?
- Yoo, dinliyorum.
- Hiç anlaşılmıyor dinleyip dinlemediğin.
- E başımı sallıyorum ya.

Karanlıkta nasıl görsün başımı salladığımı değil mi? Biz kapımız açık uyurken bazen sohbetimiz uzardı, o vakit teyzemin odasından ses yükselirdi.

- Hadi yatın uyuyun bakayım, yeter konuştuğunuz.

Susardık biz de. Her gece uzun konuşmazdık elbette. Bazı geceler yastık sohbeti sesleri gelirdi teyzem ile eniştemin yattığı odadan. Mırıl mırıl, huzur veren sesler. Merak uyandıran hatta. Neler konuşurlardı acaba? Teyzemin kızına sordum bir gece.

- Ne konuşuyor bunlar?
- Ne olacak anlatıyorlar işte.
- Ne anlatıyorlar, merak etmiyor musun? Dinlemiyor musun hiç?
- Dinliyorum elbette. Sen yokken koridordan yavaşça gidip kapılarını dinliyorum.
- Eee, ne konuşuyorlar peki.
- Çok şey, gevezelikleri tutuyor işte.
- Ne anlatıyorlar.
- Aman, ne meraklısın kendin git dinle. Ben dinlemem artık.
- Niye be?
- Sen gelmeden iki hafta dinliyordum, gündüz olan biteni konuşuyorlardı. Sonra sustular. Aniden sevişmeye başladılar. Çok utandım, kaçtım odama. Kapıyı kapadım. Artık dinlemem.

Bu açıklamanın üzerine susup kalmıştım. Ben de utanmıştım sanırım. Teyzemle eniştemin sevişmeleri ihtimali içimde bir şeyleri cız ettirmişti. Yapmaz onlar öyle şey demek istemiştim Ama kuzenim alay eder, sonra da diline düşerim diye söylemediğimi anımsıyorum. Bir daha bu konuyu açmadık. Ama yaz tatillerimde teyzemlere gittikçe, kuzenim evleninceye kadar bizim yastık sohbetlerimiz devam etti.