Fotoğraflarla İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğraflarla İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2015 Pazar

Sanal Ağaç

Gövdesi, dalları, yaprakları vardır ama kökleri yoktur sanal ağaçların. Dallarının rüzgarda salınmaya başlaması gitme zamanlarının geldiğini gösterir. 

Sanal ağaçlar sanal dostlara benzerler.

Sanal dost; iş işten geçtikten, sen bir defteri kapatıp başka aleme daldıktan sonra "öyle yapma böyle yap" diyendir. Araba devridikten sonra yol gösteren "çoklar tabakasına" dahildir. İki sene evvel söylemediği sözü bu sefer, sanki bir marifetmiş gibi yüzüne yerleştirdiği sahte bir gülümseme ile yüzüne edendir sahte dost. Onu sahte yapan verdiği asla tedavül yüzü görmeyecek öğüt değil, yüzüne aklı sıra zekice yerleştirdiği  sahte gülümsemesidir.


Hiçbir aklı başında insanın lüzumsuz insanlardan zamanlı, zamansız öğüt almaya ihtiyacı olmadığını bilemeyecek denli egosuna gömülmüş ve orada çürümektedir bu zavallılar. İşte bu yüzden ne gövdelerini bir yere bağlayan kökleri, ne de gerçek bir dostları yoktur.





30 Aralık 2014 Salı

29 Aralık 2014 Pazartesi

28 Aralık 2014 Pazar

27 Aralık 2014 Cumartesi

The Long and Winding Road

Hidiv Kasrını çevreleyen ağaçların arasında güzel kavisli bir yol var. Ağaçların bittiği yerde, Boğaz'ın en muhteşem hallerinden biri beni hazırlıksız yakalıyor. Beynimin görsel anılar bölümündeki sözlükte "N" harfini buluyorum hemen 
ve 
"nefesi kesilmek" sözünün tam karşısına o an'ı oturtuyorum. 



Fotoğraf: Kavis - D.M.

Meraklısına Şarkılar: 

22 Aralık 2014 Pazartesi

İstanbul

Memleketinden uzakta olan istanbullu bir rum
"Apo pu ise?" (neredensiniz?)
sualine
"Apo tin poli" (şehirden)
yanıtını verir. Aynı şekilde istikamet İstanbul ise,
"Nereye gidiyorsunuz?" sualine
"İs tin Poli" (Şehre) cevabını verir.
Onun gözünde istanbul hiçbir zaman Kostantiniyye, Asitone, Dersaadet, Pay-i Taht olmamıştır. İstanbul Dünya'daki tek şehirdir onun için. Onun lisanını konuşan herkes bu cevaptan onun nereli olduğunu, nereye gideceğini anlar ve hiçbir zaman "hangi şehirdensin?" veya "hangi şehre?" sorularını sormaz. Türkler de farkında olmaksızın bunu benimsemişler ve şehre İstanbul adını vermişlerdir. 


Fotoğraf: İstanbul ve Güneş - D.M.