10 Eylül 2011 Cumartesi

Gece Vardiyası – Stardust Collective Remix

Ay Vakti Vardiyası

Ay büyüdüğü vakit bambaşka bir hayat başlar bu şehirde. Herkes “karanlık işte” der geçer: Oysa bambaşka aydınlanır her şey. O karanlıkların içinden çıkan ışıklara bakıp da görmeyenler beni şaşırtıyorlar.

Karanlığı seviyorum. Hava kararmaya başladı mı, beni bırakın dışarıya. Sabahın ilk ışıklarına, gün ışıyıncaya kadar dışarlarda dolanayım. Başka bir şey istemem. İstemedim de zaten. Tastamam böyle oldu. Karanlık benim için; ay demek, yıldız demek, hayaller, düşler, huzur, sukûnet, gizem, gerçek, meltem ve hayat demek, hatta inanır mısınız ışık demek. Ona isimler vere vere karanlığı yaşayan bir insan oldum nihayet. Çünkü o özgürlük demek. Huzur için hayata tavizlerim ve sukûneti sevebilmek için kaderime iade ettiklerim ile gereken her türlü bedeli ödedim. Artık düşler benim. Düşlerimde bir türlü anımsamayı beceremediğim geçmişe ait çehreler var. Neden hiç hafuzamda kalmıyorlar? Tanıdık suretler beni neden yalnız bıraktılar?

Askerdeyken mi girdi karanlık kanıma, bilmiyorum. Gencecik delikanlıydım daha. Hayatı askerde öğrenir derler erkekler için. Yok canım. Ne öğrendik orada. Silahı sök, silahı temizle, yeniden birleştir, nöbet tut ve ölme. Ölmemeyi nasıl öğrenir insan? Hayat bir şans ölüm ise şansının bittiği yer, koskoca bir talihsizlik. Sınıra yakındık, yıldızlı bir karanlık vardı. Soğuktu, rüzgar yoktu. Işık karanlığı boydan boya yırtmak için hazırolda bekliyordu. Gündüz birden olacaktı. Ama azıcık daha vardı. Ahmet’le dehşet dolu bir nöbet daha geçirmiştik. Bir kaç gündür rüzgarsızdı karanlıklar ve bu hareketsizlik iyiye alamet değildi. Gözümüz açık tutmamız bir an bile dalmamamız gerekiyordu. Cebimde son sigaram vardı. Ahmet’e sordum:

- Sende sigara var mı?

- Yok

Son sigaramı ikiye bölüp yarısını ona attım. Sigarayı alınca kibritini öyle bir çaktı ki gözleri apaydınlık oldu. “Ne büyük hata” diye düşündüğümü anımsıyorum. Büyük hataydı çehreni apaydınlık ortaya çıkarmak. Kuytuda duruyorduk gölgelere saklanmıştık halbuki.

Başımı arkamdaki toprağa dayadım. Ahmet elini ışığına siper edip gizleyerek sigarasından derin bir nefes çekti ve her zamanki gibi yeni doğmuş kızını anlatmaya başladı. O zamanlar evlenmek ve bir kız evladına sarılmak bana çok uzaktı. Bilmiyordum tabi askerden döner dönmez aşık olup evleneceğimi. Kızından ne zaman bahsetse gönül teli titrerdi Ahmet’in. “Bir gün benim de olur mu acaba?” diye düşünürdüm o böyle konuştuğunda. Oturduğum yerden ifadesini seçemiyordum ama gözlerinin dolu dolu olduğunu tahmin ediyordum. Tam o sırada karanlığı bir ıslığımsı bir rüzgar böldü. Belli belirsiz ama artık tanıdığım tehlikeli bir rüzgar. Sanki bir şey vurdu Ahmet’in bulunduğu yere.. “Bir şeyin yok ya?” diye fısıldadım. Kıpırtı bile gelmiyordu Ahmet’ten, silahıma sarılıp öte yana ateşe başladım. Ateşim karşılıksız kaldı. Karagahtan koşarak karıncalar gibi başımıza toplandılar. Tek bir atış yapılmıştı. Ahmet’in yanına gittim. Miğferinde bir delik açılmıştı çehresi kan içindeydi. Sabah olunca üstündekileri çıkardılar. Ceplerini boşalttıklarında üç paket sigarası olduğu ortaya çıktı. Sigarası olduğunu benden gizlemiş olmasına hiç kızmadım. Onun ölümü beni çok etkiledi.

Askerden dönünce evlendim. Hemen bir çocuğumuz oldu. Karımı da çocuğumu da çok sevdim. Ayşe ile Emel. Onlar için öl deseler ölürdüm de sonra birden değiştim. Susmayı dinlemeyi çok sever oldum. Yaşayanları ve çürüyenleri anımsar oldum; bütün hüzünleri yani. Biricik eşim ve sevgili Öykü’mün adlarını anarken bile içim cız ediyor hala. Ama yürüdüm çıktım evden. Ben evi, evliliği, gündüzü değil hayalleri, meltemi, yıldızları istiyordum. Kalsaydım hepimiz daha mutsuz olacaktık. En çok Emel’im üzülmüştür, çocuk ne de olsa. Ama alışırlar. Herkes alışır. Hayat böyle. Önce acır, için yanar. Sonra alışırsın. Yedi sene geçmiş. Yedi senedir hep bu ışıklardayım, yedi senedir hep yollardayım.

Özgürlüğü kendi mülkiyetine aldığını sanmak ne kadar komik aslında. İmkansız. Onu bilenler iyi bilir. Ortası yoktur, ya hiç birşey yahut herşeyini bilirler. Sen karanlığa değil o sana ışıkları ile sarılır. Karanlık da bana sarıldı, bir daha bırakmadı. Yıldızlar görünecek gibi oldu mu koyuluyorum yollara.

Evlendikten sonra öğrendim ki yıldızlar gökte gezerken, uykumda konuşuyormuşum. Sanki rüya nöbeti tutar gibi gürültü çıkarıyormuşum. Hanım söyledi. Yedi sene önce kapıyı çekip çıktım evden. Taksi şoförü olmaya karar verdim. Artık karanlıkta uyuyunca o sınır nöbetlerini tekrar tutmak istemiyordum. Arkadaşımın gözümün önünde vuruluşunu bir daha, bir daha görmek o kadar zordu ki.

Gündüzü unuttum artık, sadece vurdumduymaz gürültülerini tanıyorum. Ay vakti ile gündüzün müziği bile o kadar farklı ki. Gündüzler hayat dolu, canlı, cıvıltılı, koşuşan insanlar, enerji yüksek. karanlıkta olanlar daha farklı, daha karamsar bazen, gürültüler de enerji de farklı.

Kapıyı çarparak evden son kez çıktığım gerçeğini anımsıyorum bazen. Karım TV seyrederken uyuyakalmıştı, üzerini battaniye ile örttüm, uyanır gibi oldu. Biraz bekledim. Saçlarını belli belirsiz okşarken kulağına fısıldadım: “Ben senin saçının bir tek telini bile incitirsem çaresiz kalırım, ama gitmem lazım, affet beni” Saçlarından son bir kez öpüp arkamı döndüm. Çok kolay bir kaç adım attım sokağa doğru, ama aslında zordu ayrılmak.

Durakta bazen gündüz vardiyasına yazıyorlar adımı. Hiç istemiyorum. Hemen yalvar yakar karanlıklara yazdırıyorum kendimi. Işıklı yollarda sürmenin tehlikeleri de var biliyorum, ama huzursuz uykulardan bıkmıştım. Uyumamak daha iyiydi. Bu şehrin her bir karışını adım adım, santim santim ezbere öğrendim sonunda. Ay’ı, yıldızların ışıklarını seviyor, o ışıkları gördükçe artık gizem saatlerinde uyumadığıma seviniyorum. Uykularıma, düşlerime giren hareketleri artık işitmek istemiyorum.


"Taksi Remix Kolaj" - D.M.


Öyküye dair bir teşekkür yazısı:

Lô-La'nın verdiği ilhamdan hareket ederek bir öykü yazdım, Gece Vardiyası. Sonra beraber bir oyun oynadık, 18 kişi katılmıştı bu öyküyü tam burada yayınlayacakken 19. oyuncumuz da geldi. Öykünün ilk halinde yer alan 10 kelimeyi yani; Vermek, sahiplenmek, sesler, eskiler, anılari üşüşmek, korku, kızım gece, yüz kelimelerini çıkardım. Ve bu kelimelrin yerine;.Kunegond, D., Aynır (Küçük Hala), Eren, Beenmaya, Hazan, Kara Kitap, Fahimbey, Emili, Pisikopati, Çiğdem, Egemavisi, Şule, Ne Yazdı Ne Yazamadı, Tabiat Ana, Tutsak, Beyaz Lale, Kamikaze, Üç Ünlü İçinde Bir Ünsüz'ün verdiği kelimeleri koyarak hikayeyi yeniden düzenledim. bazı cümlelerin ve bazı paragrafların yerini değiştirdim. Üç tane soru ilave ettim ki o sorular da oyunculardan gelmişti. Hikaye kelimlerin yer değiştirmesi ile biraz farklı hale dönüştü, tıpkı şarkılara yapılan remixler gibi bu da bizim kollektif remiximiz oldu. Bana güvenip, zaman verip katılan herkese çok teşekkür ederim. Sevgiler. ,




17 yorum:

  1. Güzel bir hikaye olmuş ellerine sağlık.Gözlerim dolarak okudum..

    YanıtlaSil
  2. güzel! bir anlam katabildiysem ne mutlu, teşekkürler..

    YanıtlaSil
  3. Başı sonu belli, derli toplu, çok başarılı bir öykü olmuş. Ellerine sağlık Vladimir.

    YanıtlaSil
  4. Bildiğim gerçek bir hikayeye benzettim, içim tekrar üzüldü.Bir trajedi ile geriye dönüş olmayan hayatlar için yapılacak hiçbir şey yok malesef..

    Kalemine sağlık!

    YanıtlaSil
  5. Çok güzel olmuş.Çok beğendim.Ben de bir katkı sağladığım için mutlu oldum.Bu güzel oyun için teşekkürler.Devamını bekleriz:)

    YanıtlaSil
  6. Çok ilginç bir şey gerçekleştirmişsin Vladimir. Kendi öyküne bizleri de kattığında değişik bir şey çıkmış ortaya.

    YanıtlaSil
  7. Ellerine sağlık ve çook teşekkürler:)

    YanıtlaSil
  8. vay be! bilmeden ne güzel bir şeye, güzel bir öyküye vesile olmuşum!

    YanıtlaSil
  9. guzeldi vladimir : )

    daha fazlasini bekleriz ..

    YanıtlaSil
  10. Çağrışımlar öyküye şiirsellik katmış, ilginç bir yöntem...Şimdi Lo-La'yı da merak ettim. Olmuş bu öykü Vladimir...Çok da güzel olmuş. Tebrikler.

    YanıtlaSil
  11. Hikayenin bu versiyonu da çok güzeldi, ufak da olsa bir yardımımızın olduğunu görmek de çok güzeldi, teşekkürler:)

    YanıtlaSil
  12. Tully;

    Beğendiğine sevindi. Bu yazıda malesef biraz gerçeklik payı var. Bende ne varsa taksiciler banaçok konuşur. Bu askerlik anısı aslında birinin başından geçmiş. Ben onu biraz kurdu ile buluşturdum. O kadar. Üzücü gerçekten de.


    Çiğdem;

    Kesinlikle, kelimelrin bu denli etkisi olduunu henüz bilmiyordum. Aldı baka yerere götürdü bütünü.

    Bolat;

    Teşekkür ederim :)

    Novelle;

    Bunları duymak çok güzel. teşekkür ederim.

    Öykü;

    Çok teşekkür ederim.

    Çoban yıldızı;

    alesef hayat dediğimi zbir sürü kısa hikaye. Her hikayenin herkesin içinde ayrı bir derinliği var

    Kamikaze;

    Benim için de değişik bi rdeneyim oldu. Tekkür ederim.

    YanıtlaSil
  13. Şule;

    Benim iin defarklı ve güzel bir deneyim oldu Şule. Böyle etkileyici bir sonuç beklemiyordum.Kelimlerin yeri değişince enteresan ldu. Bir de bazı kelimeleri kullanmadan yazma engelini zaman zaman kullanmak iyi olacak sanırım. Kısıtlamıyor bilakis farklı kapılar açıyor.

    Pisikopati;

    Ben teşekkür edrim.

    Beenmaya;

    Kesinlikle oldu, çok teşekkür ederim.

    LÔ-LA;

    Teşekkürler. Sanırım devamı gelecek. Aklımda bir kaç öykü fikri şimdiden dolanıyror. ir de resimlere öyküler sayfasını yine açmak nietindeyim en kısa zamanda. Bakalım neler çıkacak.

    Ali Zafer Sapci;

    Çok teşekkür ederim

    Ne yazdı ne yazamadı;

    Lo^-La'nın meslekler üzerine yazsana fikri ile kafamd bir şeyler kımıldamaya başladı. Bu kelime oyunu ise bitmemiş bir hikayeyinin kıyısını köşesini doldurmama inanılmaz yardımcı oldu. Hep beraber güel bir tecrübe yaşadığımızı düşünüyorum. Teşekkür ederim.

    Eren;

    ben teşekkürederim. Gerçekten yeni kelimeler öykü kişisinin dünyasında farklı kapılar araladı.

    YanıtlaSil
  14. Cok güzel olmuş, eline saglık Vladimir, devamını merakla bekliyorum :)

    YanıtlaSil

Yorumlar