9 Eylül 2011 Cuma

Gece Vardiyası

Geceyi seviyorum. Hava kararmaya başladı mı, beni bırakın dışarıya. Sabahın ilk ışıklarına gün ışıyıncaya kadar dolaşayım. Başka bir şey istemem. İstemedim de zaten. Tastamam böyle oldu. Geceyi yaşayan bir insan oldum. Gece için hayata geri verdiklerim, geceyi sahiplenebilmek için kaderime iade ettiklerim ile gereken bedeli ödedim. Artık gece benim.

Gece bambaşka bir hayat var bu şehirde. Herkes skaranlık zanneder oysa bambaşka bir aydınlanıyor herşey. O karanlıkaların içinden çıkan ışıklara bakıp da görmeyenler beni şaşırtıyorlar.

Geceyi sahiplenmek ne kadar komik aslında. İmkansız. Geceyi bilen bilir. Sen geceyi değil gece seni sahiplenir. Gece beni de sahiplendi. Gece oldu mu koyuluyorum yollara.

Gündüzü unuttum artık, sadece seslerini tanıyorum. Gece ile gündüzün sesleri bile o kadar farklı ki. Gündüzler hayat dolu, canlı, cıvıltılı, koşuşan insanlar, enerji yğksek. Gece sesleri farklı daha karamsar, daha farklı gürültüler, enerjisi de farklı.

Askerden dönünce evlendim. Hemen bir çocuğumuz oldu. Karımı da çocuğumu da çok sevdim. Ayşe ile Emel. Onlar için öl deseler ölürdüm de sonra birden değiştim. Susmayı dinlemeyi çok sever oldum. Eskileri anımsar oldum. Gündüz bir şeyleri anımsamak zor, gece anılar birer birer üşüşüyor. Biricik eşim ve sevgili kızım adlarını anarken bile içim cız ediyor hala. Ama yürüdüm çıktım evden. Ben evi, evliliği, gündüzü değil geceyi istiyordum. Kalsaydım hepimiz daha mutsuz olacaktık. En çok Emel’im üzülmüştür, çocuk ne de olsa. Ama alışırlar. Herkes alışır. Hayat böyle. Önce acır, için yanar. Sonra alışırsın. Yedi sene geçmiş. Yedi senedir gece, yedi senedir hep yollardayım.

Askerdeyken mi girdi gece kanıma bilmiyorum. Gencecik delikanlıydım daha. Hayatı askerde öğrenir derler erkekler için. Yok canım. Ne öğrendik orada. Silahı sök, temizle, yeniden birleştir, nöbet tut ve ölme. Ölmemeyi nasıl öğrenir insan? Hayat bir şans ölüm ise çansın bittiği yer, talihsizlik. Sınıra yakın bir geceydi. Soğuk, rüzgarsız bir geceydi. Işık geceyi boydan boya yırtmak için hazır olda bekliyordu. Gündüz birden olacaktı. Ama azıcık daha vardı. Ahmet’le korku dolu bir gece daha geçirmiştik. Bir kaç gündür sessizdi geceler. Sessizlik iyiye alamet değildi. Gözümüz açık tutmamız bir an bile dalmamamız gerekiyordu. Cebimde son sigaram vardı. Ahmet’e sordum:

- Sende sigara var mı?

- Yok

Son sigaramı ikiye bölüp yarısını ona attım. Sigarayı alınca kibritini öyle bir çaktı ki bütün yüzü apaydınlık oldu. “Ne büyük hata” diye düşndüğümü anımsıyorum. Büyük hataydı yüzünü apaydınlık ortaya çıkarmak. Kuytuda duruyorduk gölgelere saklanmıştık halbuki.

Başımı arkamdaki toprağa dayadım. Ahmet elini ışığına siper edip gizleyerek sigarasından derin bir nefes çekti ve her zamanki gibi yeni doğmuş kızını anlatmaya başladı. O zamanlar evlenmek ve bir kız çocuğuna sahip olmak bana çok uzaktı. Bilmiyordum tabi askerden döner dönmez aşık olup evleneceğimi. Kızından ne zaman bahsetse sesi titrerdi Ahmet’in. Oturduğum yerden yüzünü görmüyordum ama gözlerinin dolu dolu olduğunu tahmin ediyordum. Tam o sırada karanlığı bir ıslık sesi böldü. Belli belirsiz ama artık tanıdığım bir ses. Sanki bir şey vurdu Ahmet’in oralarda bir yere. “Ahmet bir şeyin yok ya?” diye fısıldadım. Ses gelmiyordu Ahmet’ten, silahıma sarılıp öte yana ateşe başladım. Ateşime karşılık veren olmadı. Karagahtan koşarak başımıza üşüştüler. Tek bir atış yapılmıştı. Ahmet’in yanına gittim. Miğferinde bir delik açılmıştı yüzünün sağ yanı kan içindeydi. Sabah olunca üstündekileri çıkardılar. Ceplerini boşalttıklarında üç paket sigarası olduğu ortaya çıktı. Sigarası olduğunu benden gizlemiş olmasına hiç kızmadım. Onun ölümü beni çok etkiledi. Evlendikten sonra öğrendim ki geceleri uykumda konuşuyormuşum. Sanki gece nöbeti tutar gibi sesler çıkarıyormuşum. Hanım söyledi. Yedi sne eönce kapıyı çekip çıktım evden. Taksi şoförü olmaya kara verdim. Artık geceleri uyuyunca o sınır nöbetlerini tekrar tutmak istemiyordum aslında.Arkadaşımın gözümün önünde vuruluşunu bird aha bir daha görmek o kadar zordu ki.

O kapıyı çarparak evden son kez çıktığım geceyi anımsıyorum bazen. Karım TV seyrederken uyuyakalmıştı, üzerini battaniye ile örttüm, uyanır gibi oldu. Biraz bekledim. Saçlarını okşadım belli belirsiz. Kulağına fısıldadım: “Ben senin saçının bir tek telini bile incitmekten korkuyorum, ama gitmem lazım, affet beni” Saçlarından son bir kez öpüp arkamı döndüm. O kadar zordu ki ayrılmak.

Durakta bazen gündüz vardiyasına yazıyorlar adımı. Hiç istemiyorum. Hemen yalvar yakar geceye yazdırıyorum kendimi. Gece sürmenin tehlikeleri de var biliyorum ama her gece her gece huzursuz uykulardan bıktım. Uyumamak daha iyi. Bu şehrin her bir karışını adım adım, santim santim ezbere bilirim. Geceyi, gecenin ışıklarını çok severim. O ışıkları gördükçe artık geceleri uyumadığıma seviniyorum. Uykularıma, düşlerime giren gece seslerini artık duymak istemiyorum.


Bu öykü için ilham veren Lô-La’ya teşekkür ederim.

"Taksi Kolaj" - D.M.


11 yorum:

  1. Vladimir.. Giriş bölümünü son bölüme ya da askerlik anıları öncesine kaydırsan daha iyi olacak gibi. Deneme havası veriyor bu giriş.
    "..Artık geceleri uyuyunca o sınır nöbetlerini tekrar tutmak istemiyordum aslında.Arkadaşımın gözümün önünde vuruluşunu bird aha bir daha görmek o kadar zordu ki.." okuyucu bu satırlara gelene kadar, zaten öykü kişisinin neden gecelere karıştığını öğrenmiş durumda. Pekiştirme amaçlı yazılmış ancak artık bu işlev fazla kaçıyor. Çıkartırsan metnin rahatlayacağını düşünüyorum. Bazı geçiş ve bağlantıları da bir kez daha gözden geçirirsen tamamdır.
    Bence tabii.

    YanıtlaSil
  2. bu konularda AVRAM kadar bilgili ve usta değilim elbet ama giriş konusunda katılıyorum ona. konu, işlenişi çok hoş olmuş...

    YanıtlaSil
  3. Çok hoş bir öykü, tebrikler.

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel yazmışsın Vladimir.Zevkle okudum.

    YanıtlaSil
  5. Zevkle okudum Vladimir. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  6. Avram;

    Teşekkür ederimi yerinde bir tespit ama bir oyunun parçası bu taslak halinde bırakılmış bir öyküyü, benimle kelime oyunu oynamak isteyenlerin kelimeleri ile yeniden düzenleyeceğim bir deneyin ilk aşaması.

    Ama tespitler çok doğru, teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  7. Beenmaya;

    Sağol arkadaşım :)

    YanıtlaSil
  8. kamikaze;

    Sağol arkadaşım

    YanıtlaSil
  9. Şule;

    Beğendiğine sevindim ama bu ilk taslak sonrası sürpriz :)

    YanıtlaSil
  10. Önce son halini okumak ne kadar doğru oldu bilmiyorum ama paragrafların yerini değiştirmen cok doğru olmuş. Tabi buna taslak demişsiniz zaten, bu sekilde de gayet güzel bir hikaye ama son halı sırf o anlam bütünlüğü yüzünden insana daha cok dokunuyor..

    YanıtlaSil

Yorumlar