Haftanın Bıyığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haftanın Bıyığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2012 Cumartesi

İskender Bey’in Yarım Kalan Bıyığı

Başkalarına belli etmeyenlerin bile endişe ile beklediği 21 Aralık 2012 günü gelip çattığında, insanlar birbirlerine Twitter’dan, “Bir şeycik olmadı bak”, “Kırdık Şeytan’ın bacağını” mesajları yolladılar. Ama saatler geceyarısını gösterdiği anda, bütün insanlığı etkileyen tuhaf bir olay oldu. Artık herkes yalnızca ve yalnızca gerçekten sevdiği kimseleri görebiliyordu. Sevilmeyen kişilerin sesleri duyulabiliyor, dokunulduklarında orada oldukları hissedilebiliyordu fakat suretleri görülemiyordu. Sokaklar artık çok tenhaydı; arabaların ve korna seslerinin bir yere kaybolacağı yoktu ama ortalık hepten ferahlamıştı. Alışveriş merkezleri neredeyse bomboştu, Bayram ziyaretlerinin bile sonu gemişti. Küsler birbirlerini görmeyince barışmayı akıllarının ucundan geçirmez olmuştu. İstenmeyen insanları fotoğraf karelerinden makasla çıkarmaya dahi gerek kalmamıştı. İlk başta keyif veren bu değişiklik, zamanla ağır gelir oldu. Çünkü çoğu insan yalnızlığa alışamıyordu.

İskender Bey’in ev hayatı hiç değişmemişti, karısı Mualla Hanım ile evlendiklerinden beri bir kez olsun ciddi anlamda kavga etmişlikleri yoktu. Beş yıl evliliğe rağmen hâlâ birbirlerine âşıktılar.

Bahar geldiğinde bir sabah holde durmuş su içerken karısı üstüne doğru yürüyünce, çarpışmışlar ve adamın elindeki bardak tuzla buz olmuştu. Başka bir sabah, kanepenin kenarına ilişmiş, çorabını ayağına geçiriyordu ki karısı elinde yarısı yenmiş bir poğaça ile geldi ve üzerine oturdu.
“N’oldu hayatım beni görmedin mi?”sorusunu,
“Dalmışım aşkım, sabah mahmurluğu işte” sözleriyle geçiştirerek, poğaçasından bir ısırık almıştı.

Acaba karısı onu görmüyor da, görür gibi numara yapıyor olabilir miydi? Kuşku o gün işte içini kemirdi. Emin olmak için, o akşam eve dönerken bıyığının sol tarafını hepten kesti. Kapıyı açan karısına elindeki çiçek buketini uzattı, kadın teşekkür edip buketi alırken gözlerinin içine bakıp gülümsedi. Öpmek için kocasına doğru tam yaklaşıyordu ki, İskender Bey ilk defa, karısının aralarındaki mesafeyi hesapladığını hissetti. 



26 Şubat 2012 Pazar

Ak Bıyık, Kara Bıyık

Bir kaç saat sonra dünyanın öbür ucunda bir yerlerde en çok kazandıran filmlerin içinden en çok beğenilen "şeyler" kategorize edilecek. Sanki bizlere de ne oluyorsa kimizin içlerini bir tuhaf heyecan bürüyor. Ben de ahdettim sonuçlar belli oluncaya kadar aday olan gfilmlerdeen seyretmediğim kalmasın diye kendimi paralıyorum. Kendimi abesle iştigale adadım. Bu güzel havad açık dolan değil mi? Yok oturdum film üzerine film izliyorum. The Descendants kaldı bir tek. Onu da az sonra izleyeceğim. 

Akademi'nin göz ardı etmek istemediği filmler kendi aralarında kıyasıya çekişecekler, al takke ve külah yaşamnacak bir kaç nebze olsun. En iyi kulisi yapan kazanacak. 

Epeydir haftanın bıyığına yazmıyordum, bir vesile bulamıyordum. ama az evvel buldum. George Bey Altın Dünya'yı kazandı ya ona yedirmezler sanıyorum en iyi erkek oyuncu ödülünü, bıyık kazanır bıyık. 



11 Aralık 2011 Pazar

Bir İstanbul Beyefedisinin Maceraları

Abdülcanbaz 1957 yılında Turhan Selçuk tarafından çizilen çizgi romanın aynı isimli kahramanıdır. İlk macerasını Aziz Nesin yazmıştır. Bunu takip eden serilerde bir müddet yazar olarak Rıfat Ilgaz yer alır ve Abdülcanbaz'ın karakteristik özellikleri tam olarak belirlenir. Bir müddet sonra Turhan Selçuk yazma işini de üstlenir. Çizgi roman Milliyet, Cumhuriyet, Akşam ve Yeni İstanbul gazetelerinde dönem dönem yayınlanır.




Abdülcanbaz "her çağda jalkın özlemini duyduğu, hayallerinde yaşattığı efsanevi bir tiptir. Bazen masal dünyalarında bazen günümüzde sürdürür yaşantısını, bazen de uzayı adımlar." "Dürüst, cesur, akılı ve zekidir. Bu üstün niteliklerini daima iyinin, haklının, ezilenin yanında; sömürücülere, zalimlere, namussuzlara karşı kullanır." 'Osmanlı Tokadı" pek bir mehurdur bir de akıllardan çıkmayan bıyıkları.




Meraklısına Linkler;

27 Kasım 2011 Pazar

Hatırlanacak Bıyıklar


Bıyık erkeğin keyfine göre uzatıp, kesebileceği bir tüy/kıl grubudur. Bıyıklı birisi bıyığı ile yer eder zihnimizde, ama kesildiği vakit de o bıyık hatırlanmamak üzere hafızamızdan çıkar gider. AMa öyle bıyıklar vardır ki unutmayaız, hafızemıza yerleştiler mi bir daha hatırlamamazlık edemeyiz.

İşte hatırlancak bıyıkların gerçek ve de kurgu dahil sahipleri sahipleri;

Salvador Dali,
Frank Zappa,
Hercule Poirot,
ZZ Top,
Che Guevera,
Hulk Hogan,
Groucho Marx,
Feiedrich Nietzche,
William Shakespeare,
Karl Marx



9 Kasım 2011 Çarşamba

Koruyucu Bıyıklar

Bıyıkların insanı nelerden koruyabileceği konusuna kafa patlatmamıştım ama, "soğuklardan koruyor mudur acaba?" diye aklımdan geçirmeden edemeyeceğim. Eh bıyık korursa, kardesi sakal da haydi haydi korur o zaman. Yüzümüz soğuk nedir bilmez, derimiz kurumaz, çatlamaz, vakitsiz yere kırış kırış olmaz.

Hmm.

Böyle kısaca olmadı.

Gidip bir de derinlemesine düşüneyim ben bu konuyu.

2 Kasım 2011 Çarşamba

Kişilikli Bardaklar

Yüzlerimizin izlerini karşımızdakiler nasıl görüyor öğrenmesi uzun zaman alıyor. Bir kere kendi yüzümüzü çok sık göremiyoruz şayet bizi aynalara bağlı tutan bir tutkuya sahip değilsek. Günde bir bilemedin iki kez görebildiğimiz yüzlerimizdeki değişiklikleri anlamak, yorumlamak kolay olmuyor. Yakın dostlarımız veya sık görüştüğümüz kimselerin yüzlerindeki değişikliklerin sebep/sonuç kronolijisine yakınen şahit olsak bile, değişikliklerin tarihini koymak güç. Uzun süre görmediğimiz kişilerin yüzlerindeki değişiklikleri algılayabiliyoruz kolaylıkla.

Bir sebeple evin altını üstüne getirmem gerekti. Fotoğrafların unutulu olduğu kutular insanın eline geçti mi, her tür dert, tasa kenara bırakılıyormuş. Ben de öyle yaptım. Üniversitenin ilk yıllarındaki halimle burun buruna gelmemle, o bıyıkları neden inatla kesmediğime şaşırmam bir oldu. Ben bıyıklının biriymişim o vakitler. Sonra bıyıklar gitmiş. Resimlerden izliyorum tabi bunları. Nasıl yaptıysam senelere göre ayırmışım resimlerim. Resimleri çevirdikçe bir morphing programında kendimi izler gibi oldum. Yıllar geçiyor bıyıklar, gidiyor, kilolar geliyor, gözlerde çizgiler, alında kırışıklıklar, dudak kenarlarında çok gülen insanların yüzlerine eşlik eden derin gülme izleri geliyor.

Bıyık bazı insanların yüzüne anlam katıyor. bazılarında ise biçimsiz kaçıyor. Ben kendi bıyığımı biçimsiz buldum mesela. Bunu anlamak için yılların geçmesi, bir telaş anında bir kutunun içinde aniden karşıma çıkan resimlerde kendimi görmem gerekiyormuş.

Bıyık insanlarda anlamlı ya da anlamsız sonuçlar doğuruyor da. bardağa bıyık kondurdunuz mu işin rengi değişiyor. Anlamsız, şeffaf, sıradan bir bardak üstündeki bıyığa göre bir tür kişilik kazanıyor.

Lütfen bir kez bakın şu bardaklara ve söyleyin haksız mıyım?

Suskun ve ciddi bir bardak,
Gülümsemeyi yüzünden eksik etmeyen bir bardak,
Babacan bardak,
Kaytan bıyık, mahallenin çapkını bardak.


31 Ekim 2011 Pazartesi

Gözleri Parlayan Kedi

Karanlıkta evimizin gündüzleri munis gezen kedisi ile burun buruna geldiğinizde gözlerinin oldupu yerden iki minik yeşilimsi ışığın parladığını görürüz. Bu ışık bazen sinir bozucui bazen de ürkütücü gelebilir.

Kedilerin gözlerinin iç çeperi kristalimsi özelliklere sahip guanin denilen bir madde ile kaplıdır. Bu madde sayesinde kediler zifiri karanlık olmayan, çok az da olsa bir ışık kaynağından beslenen karanlık ortamlarda, dış ortamdaki ışığı gözleri ile süzerek kendi görebilmelerine yetecek kadar az ışığı gözleri ile yayarlar. Bu soğuk ışık onların insan için karanlık ortamlarda bile rahatça görebilmelerine yeter.

Ne yazık ki, ne Tim Burton'un yönettiği ikinci Batman'deki kedi kadın Michelle Pfeifer'ın, ne de 2004 senesindeki Catwoman filminde kedi kadın rolünde arz-ı endam eyleyen Halle Berry'nin gözleri karanlıkta parlamamaktadır.

Bu ay bıyık konusunu hiç açmadığımın farkındayım aşağıdaki karalama/beyazlamadaki parlak gözlünün dudaklarını süsleyen antenimsi uzantılar da bu haftanın bıyığı olsun.

Resim: Gözleri Parlayan Kedi - D.M.

15 Eylül 2011 Perşembe

Bıyığın Böylesine de Pes Doğrusu !

Tamam anladık her yere bıyık da bu kadarı biraz fazla olmuyor mu? Ayıp yahu!!

1 Eylül 2011 Perşembe

Bir Rüya Olsa Az Buçuk Tuhaf Olsa

Bir tuhaf rüya olsa, adam rüya da gezse. Adamın geçtiği yerler bir başka tuhaf olsa. Bisiklette gidiyor olsa adam, bisikletin tekerlekleri yolları ezdikçe adamın içi bir tuha olsa.

Kuşlar, ağaçlar, yollar herşey ayrı bir tuhaf olsa. Mesela hepsi bıyığa benzese. Gökte kanat çırpan kuşlar, ağacın dalları, bisikletin geçtiği yol, çimenleri akla gelen her şey akla gelmeyen gibi olsa.

Rüya boyunca fonda şu şarkı çalsa mesela...

Bilemedim...



Resim için Domatessuyu'na teşekkür ederim.

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Tehlikeli Bıyıklar

İnsanoğlunun biri değil, her biri ayrı biçimde nev-i şahsına münhasır muamma. Çözmek bazen vakit alıyor bazen de kördüğüm misali çözdükçe dolaşıyor. Beş parmağı beşi birbirinden apayrı. Hal böyle olunca bıyıkların da birbirinden ayrılığını kabul etmemek safdillik etmek olur. Renginden, modelinden, muhafaza biçiminden de geçtim üstelik. Her bıyık munis, ensesine vur tokadı al lokmasını olmuyor. Bazı bıyıklar diğerlerine göre biraz tehlikeli. Hatta kimisi aşırı tehlikeli. Aman tehlikeli bıyıklardan, bıyıklılardan uzak durunuz, ayaklarınızı kaydırabilirler.


19 Ağustos 2011 Cuma

Yangında, İlk...

Çok zengin olmayı kim istemez? Bazen oturup "Ah bir zengin olsaydım ya" hayalleri kuruyorum. Cüneyt Gökçer'in "Damdaki Kemancı" isimli 33'lüğünü pikaba özenle yerleştirip, iğneyi gözümden sakınırcasına. longplayin sathı ile buluşturuveriyorum. Davudi ses oturma odasına ılık ılık yayılıyor: "Ah bir zengin olsam, sana neler, neler, neler, neler alırdım."

Öyle dört başı mağmur bir zengin olsaydım seni, onu, şuna, bunu memnun etmeden önce kendime gerçek bıyıklardan imal edilmiş bir bıyık koleksiyonu alırdım. Canım istediği vakit istediğim renk ve modelde bıyığı takardım, çıkardım kordon boyuna, rakı balık yapardım. Evdeki hizmetçilerime de bıyık setimi yangında ilk kurtarılacak olan eşyalardan saymalarını buyururdum.

Hayal bu ya.

12 Ağustos 2011 Cuma

; -{)

Gülme işaretleri sanırım doksanların sonunda girdi hayatımıza. PC kullanımının ev hayatına girip, günlük yaşamda işgal ettiği yer büyümeye başlayınca bazı temel ifadelerin kısaltılarak kullanılması kaçınılmazdı elbette.

Gülme işaretleri;

Burunlu ve burunsuz gülümseyenler;
:) :-)

Burunlu ve burunsuz gülümserken göz kırpanlar;
;) ;-)

Burunlu veya burunsuz kahkaha atanlar;
:D :-D

Burunlu ve burunsuz kahkaha atarken göz kırpanlar;
;D ;-D

Peki ya hani bıyıklar hani bıyıklar diyenleri duyar gibiyim Ona da gelecek sıra, ona da gelecek. Şimdi tam layıkı, bilgisayar dilende gülen, gözatan, bıyıklı resmi çizmek istiyorsanız yapmanız gerekenler çok basit.

İşte böyle
; -{)

Ya da böyle
; -{D

Buradaki işaretlerin hepsinin türkçe adını biliyorsunuzdur elbette bir tanesi hariç. Öğrencilik yııılarımda biz şuna "{" curly bracket derdik. Türkçesini bilmiyorum Google çeviri uygulamasında evirdiğimde türkçe karşılığında "kıvırcık braketi" yazıyor. Matematikte yeri olan bu işarete bir ad bulunmaması ilgin. Belki vardır da ben bilmiyorum. Ortaokul ya da lise matematik kitabı karıştırıp cevabını arayacak değilim şimdi.

Neyse efendim PC ortamında gilimsemelerine bıyık katmak isteyenler artık ne yapacaklarını biliyor olmalılar.

Bu güzel Ağustos günü hepinize gülümsesin, güzellikler sizlerle olsun.

Bir sloganımız noksandı, o da oldu.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Atıştıralım, Bıyıklarımızı Yatıştıralım

Bıyk hadisesine taktım takalı zaidesiyle abardığımın farkındayım. Ancak bazen abartmak bir tür körlüğe sebep oluyormuş bunu da bu sabah bloguma gelen bir yorumla idrak ettim. Ben ki yılların "Pringles Ekşi Kremalı, Soğanlı" hastası bir "atıştırman" olarak bunu nasıl atlamışım. Bakar körleşmişim resmen. Sevgili "D." geçen haftanın bıyığına yazdığı yorumda Pringles kutusunun üzerindeki bıyıklıyı söyleyerek bu haftanın bıyığına sürprizli bir katkıda bulunmuş oldu Kendisine şükranlarımı gönderiyorum.



Pringles'ın şerefine bu hafta bıyık köşesine ikinci resime iki tane bıyıklıyı konuk ediyorum. Birisi kutunun üstüne resmi basılı Mr. Pringles'ın resmi, diğrei de bıyıkları henüz terlemiş bir güzeller güzeli mırmır bey. Biraz utangaç, biraz da meraklı, alışmadığı insanlardan utanıp bıyıklarını saklayıveriyor işte böyle. Biraz alışsın çıkar kutusundan, mırıl mırıl dolanır az yüz buldu mu omzunuza kadar tırmanır hiç merak etmeyin.


Bu güzeller güzeli acaba ekşi kremalı soğanlı çerezin kokusundan mı mest olmuş biraz, yoksa bana mı öyle gelmekte?

29 Temmuz 2011 Cuma

Gölgelerdeki Bıyıklar

Evimize, ofisimize, odalarımızı aydınlatacak ışığın rengine kendimiz karar veriyoruz. Sarı ışık, beyaz ışık, gün ışığı mesela. Işıklarımızı kendimiz seçiyoruz. Işık olan yerde gölge de olur elbette. Işığımızı seçtiğimiz gibi gölgelerimizi de seçebiliriz. Gölgelerimize de karar verebiliriz. Ne dersiniz bıyık gölgelerine?

Biraz kabadayımsı olmuş bunlar.

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Bebelere Bıyık

Yok hayır efendim bu kadarına da pes! Bu kadarı da olmaz. Bebeklerin bıyıklı olmasına karşıyım ben arkadaş. Hem seneler önce Tan Gazetesi "sakallı bebek" manşeti ile beni ürkütmüşken ve bu ürküntünün telaşı üzerinden yılar geçmesine rağmen ruhumda bir nebze olsun dinmemişken tam anlamıyla karşıyım.

Tamam bebk odasında misina ile sallandırılmış şapkaya iliştirilmiş şapkadan sallanan model model bıyıklar tamam da o minnak yavrununüst dudağına çızıktırılmış bıyık hiç yakışmamış doğrusu. Sayın ebeveynler yapmayın, beni dinleyin, etmeyin. Onlar bebecik daha ama onların da duyguları var, ağaç yaşken eyilir bak sonra üzülürsünüz.

15 Temmuz 2011 Cuma

Bıyıkkolik

Kimi insanda bıyık bir tutku. Kimisi de bıyığa fena özeniyor. "Acaba kendisinde mi bahsediyor bu gene?"dediğinizi duyar gibiyim. Ama duymuyorum çünkü bu ara Sufjan Stevens denen bir musiki delisine dadandım onun müziğini en son seste kulaklıklarımdan içeri boca eder haldeyim. Dış dünya ile sessel ilişkimi o sağlıyor o yüzden başka seslere kapandım.

Kimi insanda bıyık tutku, hem de öyle böyle değil. Normal insanın bir tutkusu olması iyi ama başka tutkuları varsa ve başka bir tutkunun üzerine bıyık tutkusunun tohumlarını ekmek istiyorsa insan o zaman ne olacak. Sorarım size? Diyelim ki adam/kadın azılı bir alkolik, bıyığa da tutkun olmak istiyor. Kolayı var, mucidin teki bulmuş. Hava alanlarında, tren yolculukların cep mataralarını çıkarıp çıkarıp güya gizlice demlenen amcalar vardır işte efendim o minik mataraların üzerine arzuya hitab eden biçim ve görüntüde bıyıkları nakşediyorsunuz ve oluyor size bir adet bıyıkkolik, yani üzerinde bıyık resmi olan cep matarası. İki tutkuyu bir arada yaşamak isteyenlere birebir.


Bu arada başka tutkuları da bıyık tutkusu ile birleştirebilecek bir manyak yan seziyorum bir kaç vakittir kendimde. İnşallah sonu hayırlara vesile olur. Başka da bir rezalet çıksın istemem şu blogda.


Meraklısına Notlar;

Sufjan Stevens'ın plak şirketinin adı "astigmatlı kedi yavrusu" anlamına geliyor.

12 Temmuz 2011 Salı

Eski Bir Bıyıklının Evrak-ı Metrukesi

Yıllar yılı burnuma vermiş olduğum önemi altına doğal bir çizgi çekerek gösterdim. Burnumdan kıl aldırtmadım. Ama gelin görün ki, gün geldi ben de bıyıklarıma ihanet ettim. Hem de seneler önce. Bir gün kestim attım onları, sanki kanserli bir uzvu, sanki istenmeyen bir tüy parçasını kopartıp atar gibi. Halbuki o son bıyıklarımı saklayıp usta bir perukacıda takma bıyıklaştırtabilir, gerektiğinde onları ait oldukları yere çıtçıtlayarak özlem bile giderebilir misim. O vakit bilmiyordum bunları. Heyhat, artık bunları düşünmek için çok geç kaldığımın bilincindeyim.

Eğer bıyıklarıma ihanet etmiş olsaydım, anılarımı yazdığım defterimin üzerine koskocaman bir pos bıyık kondurur muydum acaba diye düşünürken yakalıyorum kendimi. Sonra bir keder, bir keder. Her anı hatıra şen, şakrak ve kahkaha yüklü olacak değil ya, insanın gözlerine toz kaçıran anılar da var. Hayat böyle işte, torba değil ki büzesin.

8 Temmuz 2011 Cuma

Bu Kadar Negatif Olmayalım

İnsanların büyük bölümünün yaşları ilerledikçe saçlarının rengi beyazlaşır da beyazlaşır. Ben bu konuda hayli şanslı olduğumu düşünüyorum tek tük beyazlarım olsa da dikkat çekecek ölçüde değil. Rahmetli anneanneme çekmişim, upuzun saçlarını arkada tek bir örgü ile toplar, sonrada onları başının tepesine minik bir topuz gibi dolardı. Koyu kahverengi saçlarında bir tek beyaz tel bulmak için uzun uzun aramanız gerekirdi.

Her insan bu kadar şanslı olmuyor daha 25 yaşında saçlarındaki aklarla tanışıp depresyone girmiş çok kişi tanıyorum. Saçların aralarına muhtelif aralıklarla yayılmış beyazlarla başa çıkmak belki daha kolaydır da kimisinin yçresel beyazlamaları oluyor. Alnın üzerinde koskocaman bir perçem beyaz mesela, ne kadar dikkat çekici. Sİmsiyah saçların ortasında bembeyaz bir alan, sahibini de bakanı da tedirgin ediyor ister istemez.

Beyazlama tabi sadece saçlarda görülmüyor. Bıyık sahibi bazı insanlar bu tatsız dopa hadisesini bıyıklarında tadıyorlar. Pos bıyıklar düşünün, fırça gibi mübarek gür mü gür. Rapunzel görse özenir bu gürlüğe. Ama bir bakıyorsunuz bıyık kırçıllaşmış, siyah beaz bir negatiflik. Hele düşünün bıyığının yarısı sağlıklı rengini korurken diğer yarısının bembeyaz olduğunu. Ne muazzam biçimde dikkat çeken bir negatiflik kaynağı. Bence bıyık sahipleri de çağın kozmetik nimetlerinden yararlanmalı ve beyazlamaya yüz tutan bu doğal aksesuarı saç boyası kullanmak sureti ile bilimum negatifliklerden arındırmalı.

1 Temmuz 2011 Cuma

Başını Yaslayıp Hıçkırılası Bıyıklar

Hayat acısı ve tatlısı ile bazen üzerimize üzerimize gelen bazen de ıskalayıp yanımızdan kaçıveren bir paradokslar silsilesi. Birini savuşturmayı başarsan gerisi geliyor. Ama bazen üstüste geliyor derler ya üstüste geliyor. Hani mutluluklar üstüste gelse,, iyidir. Mutluluktan zarar gelmez. Olsa olsa mutluluk sarhoşu olunur, biraz gürültü olur, O gürültüyü de çıkartan duymaz, çevredekiler için için çemkirir. (Bakınız; sünnet kortejlerinde çalınan zurna, darbuka resitalleri ve klakson sololar) Mutlulukla ve mutluluğun yan tesiri ile başa çıkmak kolay.

Mutsuzluğa karşı aynı basireti gösteremiyor insan. Mutsuzlukla, kederle tek balına başa çıkması zordur çoğu insan için. Böyel karamsar, kederli günler de herşey de üstüste gelir insanın başına. Dertler teker teker çalmaz kapılarımızı geldiler mi hangi birini savuşturacağını şaşarsın. İşte böyle keder katsayısı yükselen günlerde insanlar başlarını omuzlarına yaslayabilecekleri bir dost ararlar. Hulusi Kentmen gibi Nubar Terziyan gibi babacan tavırlı, bir insan bu gibi anlar için çekilen acıları katlanılası kılar. Ama gelin görün ki herkesin bir karagün bıyıklısı peşinde koşması mümkün değil. Bir kere zaman yok, çağımız hız çağı, bir de el ne demez sonra.

İşte kara günler için biçilmiş kaftan pos bıyıklı yastıklar. Bunlardan bir kaç tane edinip dertlendikçe insan başını yaslayıp yaslayıp hıçkırsa, ağlamalara doymaz.

Hepiniz kederden, elemden uzak neşeli bir Temmuz dilerim. Yılın yarısı resmen bitti biliyorsunuz. Kalanını iyi değerlendirebilmek için son fırsatınız.

28 Haziran 2011 Salı

Ekmeğiniz Nasıl Olsun?

Koskocaman bir mekanda oturuyor muşum. Son derece zarif ve pahalı mobilyalar ile döşenmiş bir restaurantmış burası. Garson yanımda iki dirhem bir çekirdek dinelmiş siparişimi hızla not etmeye çalışıyormuş. Tane tane söyliyormuşum o ikişer ikişer yazıyormuş.

"Ekmek" diyormuşum

"Nasıl olsun ekmeğiniz" diye kibarca soruyormuş.

Garsonun kılkuyruk gibi bıyıklarına baka baka;

"Kızarmış olsun, üzerine de ayni böyle bıyık koyun birer tane" diyormuşum.

Birden uyanıyormuşum. Sabah olmuş Mutfaktan kızarmış ekmek kokusu geliyormuş.

Sabah sabah mutfaktan gelen kızarmış ekmek kokusuna bayılırım ben. Bu da böyle bir itirafım olsun.