8 Eylül 2008 Pazartesi

Handan Konuşmak İstiyor

Handan çok güzel bir kızdı, gören bir kez daha döner bakardı, Allah övmüş övmüş de yaratmış derler ya aynı o kıvamda bir guzelligi vardı. On altı yaşındaydı liseye gidiyordu, arkadaşları arasında çok popülerdi, üstelik dersleri de çok iyiydi. Anne ve babasi öğretmendi, kizları ile gurur duyuyorlardı.

Bahar ayinda gunesin yuzunu artik hissettirmeye basladigi, insanlarin icine yasam sevincinin cemre olup dustugu gunlerdi. Bir cumartesi ogleden sonra Handan`in anne ve babasi alisverise cikmak istediler. Kizlari pazartesi gunu sinavi oldugu ve calismasi gerektigini soyleyerek evde kaldi. Kari koca birbirlerine baktiklarinda artik dostluga donusmus bir sevgiyi ve kendilerine gurur veren bir kiz cocugunu yetistirmis olmanin ortak hazzini duyumsuyorlardi. O gun alisveris biraz uzun surdu. Sene 1970`lerin ortasiydi.

Eve geldiklerinde insanların damarlarına sevinç pompalayan o güzelim bahar gününe yakışmayan bir sessizlik karşıladı onları. Adam doğru tuvalete girdi. Kadın ayakkabıları portmantodaki yerlerine yerleştirip elindeki eşyaların bir bölümünü salona bıraktıktan sonra Handan'a seslendi ve mutfağa girdi. Mutfakta, buzdolabının üzerinde gördüğü kızıl lekeler içini korku ile doldurdu annenin. Kalbi gümbürtü ile atarken bağırmak için açtığı ağzından ses çıkmadı, dizlerinin üzerine yavaşça çöküp, mutfak taşlarının üzerine yığıldı kadın.

Ertesi gün ve takip eden günler boyunca gazetelere başlık oldu Handan Cinayeti. Tüm gazeteler polislerden aldığı bilgileri ön sayafalarına taşımıştI. Handan o cumartesi günü öğleden sonra ebeveyn yatak odasındaki yatakta bekaretini ve hayatını kaybetmişti. Yatağin başucuna düzenli bir şekilde bırakılmıs elbise ve iç çamasırları ile hiç bir boğuşma izinin olmayışına bakarak Handan'ın kendisini öldüren kimseyi tanıdığını düşünüyordu haberleri gazetelere taşıyanlar. Sadece sağ el tırnaklarının arasında deri parçaları bulunduğu için kızın son anda kendisini ümitsiz biçimde savunmaya calıştığı öne sürülmüştü. Katil kızla once sevişmiş daha sonra mutfaktan aldığı ekmek bıçağını Handan'ınn vücüduna otuz küsur kez saplayarak yatağı bir kan gölüne çevirerek kızın hayatını almış, ardından mutfağa gidip bıçağı lavaboya bırakmış, kanlı elleri ile buzdolabını açmış, dolaptaki yemeği çıkarmış ısıtıp mutfaktaki masada karnını doyurmuş. Yemeğin artan bölümünü dolaba, aldığı yere bırakmış, üzerinde kan izleri bulunan tabağı, çatalı lababodaki kanlı bıcağın yanına bırakmış, ardından ellerindeki kanı yıkayabildiği kadar yıkayıp mutfaktaki havluyu pembe renge boyayıncaya kadar kurulamış ve sessizce çıkıp gitmişti.

Handan cinayeti uzun müddet gazete başlıklarındaki yeri korudu. Ancak ev parmak izi kaynamasına ve ölen kızın tırnaklarında deri parçaları bulunmasına, yatakta katile ait kıl örnekleri tespit edilmesine rağmen katil asla yakalanmadı.

Handan'ı öldüren kimse eğer başka bir suç işlemediyse sıradan bir türk erkeği olarak yaşamını güvenli biçimde sürdürdü. Aramızda, bir sokak kapısı arkası kadar yakınımızda gizlendi.

Şimdilerde TV kanallarında bir sürü Crime Scene Investigation dizileri yayınlanıyor, ülkemizde her ne kadar çevirileri yapilmiyor olsa da gerçek suç öykülerini araştıran, polisler, görgü tanıkları, benzer suçları işlemiş kimseler, konu ile ilgili araştırmayı yürüten polis ve tıp görevlileri ile yapılmış görüşmeler neticesinde oluşturulan bu kitaplar katillerin nasıl titiz ve bazen yıllar süren araştırmalar sonucunda yakalanabildiğini gösteriyor. Kriminal tıpta bunca gelişmeye rağmen Handan'ı ölüme mahkum eden kimsenin yakalanmayacak olması çok acı.

10 yorum:

  1. aman allahim; evlerden uzak... okuyunca fena oldum!

    YanıtlaSil
  2. 70 lerde ne kadar büyük bir olaymış. şimdilerde üçüncü sayfalar dolu böyle haberlerle .ne oluyor bu insanlara?
    çok hazin çokk..

    YanıtlaSil
  3. Çok tatsız ve moral bozucu bir konu biliyorum. Özellikle haftaya başlarken böyle bir yazı üzücü, sinir bozucu. Bu çözülmemiş cinayet zaman zaman aklıma geliyor, bulunamaz mıydı acaba diyorum. Parmak izi dna tespitlerine bile gerek duymadan O yaştaki kızın güvenip eve alabileceği, kendi rızası ile beraber olacağı erkeğin kimliğini belirlemek imkansız olmamalıydı diye düşünüyorum. Ve beni rahatsız eden o katilin normal insanların arasında varlığını sürdürebiliyor olması.

    YanıtlaSil
  4. valla bu konu çok tartışılır ve ortak bi noktada bulusulamaz imkansız .

    YanıtlaSil
  5. bu tip cinayetlerin dizilerini bırak belgeselleri bile var televizyonda. Aradan 10 yıl bilemedin 20 yıl bile geçse geçmişin izlerini takip edip yakalayabiliyorlar katili. Ama orada insana değer veriliyor be Vladimir. Burada o yok ki. Gerekli çabanın gösterilmediğini düşünüyorum ben. Ortada o kadar kanıt varken aklıma daha iyisi gelmiyor maalesef :(

    YanıtlaSil
  6. øττøṃαṉṡ

    Tartışılır ancak şöyke ortak bir noktada buluşulabilir belki insanlar insanları öldürmemelidir. Öldüren kimseler cezalarını çekmelidir.

    Hayat bir dersten ibaret yakalanmamış katiller ise "öldür yakalanma yanına kar kalsın" dersini almış oluyorlar.

    Çınar,

    Haklısın, bu da bir çok konuda olduğu gibi insana değer vermekle ilgili, süman altı edilmiş cinayetleri oradan çıkartacak kadar değer verilmiyor insanlara.

    YanıtlaSil
  7. belki de ünlü birilerinin çocuğu falan olsaydı yakalanırdı katil :(

    insana verilen değerin statüsüyle ölçüldüğü güzel ülkem..

    YanıtlaSil
  8. İnsanlar çoğaldıkça onların hayatlarına verilen değer de azalıyor mu nedir? Artık pek çok insan ölümleri üçüncü sayfa haberi olarak okuyup geçiyorsa, acı sadece ölenin yakınlarını vuruyorsa ve çok insan "herkes bir şekilde ölüyor" diye düşünüyorsa ne demeli bilmem ki?

    YanıtlaSil
  9. 7. Oda,

    Evet haklısın tanınmış birisi ile ilintili olsaydı eğere, bu ceset bir kenarda unutulmazdı. Değerli insanların değerli kayıplarına alaka gösterilmez ise bazı insanlar yerlerinden olabileceği kaygısı ile kıllarını kıpırdatabiliyorlar ancak. Umarım ülkemizdeki insanlar, insan oldukları, insanca muameleyi hakettikleri için eşit davranılacağı günler ile tanışsınlar.

    Aydan Atlayan Kedi,

    Beni korkutan insanlara birbirlerine değer verilmesinin öğretilmemesi, insanlarımızın aniden vahşete ve saldırganlığa geçebilmeleri, edepsizlik edenlerin bunu yanlarına kar sayabilmesi. Bir ölüye bile hakettiği saygıyı gösteremeyecek denli bencillik içinde olunması.

    YanıtlaSil

Yorumlar