29 Temmuz 2008 Salı

Özür Dilerim

İçinde tuhaf bir heyecan vardı, yakalanmaktan korkuyordu. El çantasının içindeki aklına geldikçe kalp atışlarının ritmi değişiyordu. İnandıklarının savunucusu olması için ona bu şans tanınmıştı. Kendisine güvenenleri yarı yolda bırakmayacaktı. Yanındaki arkadaşı ile konuşacak konu bulamıyorlar etraftakileri dinliyorlardı. Yol kısaydı ama uzun bir otobüs yolculuğu gibi geliyordu kendisine de arkadaşına da. Saçları kısacık kesilmişti her ikisinin de. Tıpkı birer asker gibi.

Bir haftalık traşsız yüzü, altları kahverengiye dönüşmüş gözleri vardı. İçerisi çok sıcaktı ama dışarıdaki karları gördükçe paltosunun içinde üşüyordu. Gülümsediğinde bembeyaz dişleri ortaya çıkıyordu. Önlerindeki sırada iki üniversite öğrencisi genç kız vardı. Kendi aralarında İngilizce konuşuyorlardı. Kızlardan birisinden çok hoşlanmıştı, mola verdiklerinde bir çay eşliğinde kısacık sohbet ettiler. Kız da ondan hoşlanmıştı.

Moladan sonra otobüse bindiler. Arka sağ tarafta oturuyorlardı, arkalarında çıkış kapısı ve merdivenleri vardı. Önlerindeki kızlar ders kitaplarına bakıp birbirlerine ingilizce bir şeyler söylüyorlardı. Bunu bahane edip genç kızla konuşmak istedi.

Erkek: “Ne güzel ingilizce konuşuyorsunuz”
Kız: “Ders çalışıyoruz aslında, önümüzdeki hafta sınavımız var bunları ezberlememiz lazım”

Erkek: “Ben de biraz ingilizce biliyorum”
Kız: gülümseyerek “Ne güzel”

Genç adam başını koltuğa yasladı. Az kalmıştı. İçinden saymaya başladı. Beş dakika sonra koltuklarından kalktılar. Muavinden otobüsü durdurmasını istediler. Otobüs durdu, arkadaşı merdivenlerden inerken o çantasını açmıştı, içinden çıkardığı metal cisime asıldı. Metalik bir tıkırtı duyuldu. Kapıdan içeriye doğru soğuk bir rüzgar esmeye başladı. Yuvarlak bir topa benzeyen nesneyi genç kızın kucağına bırakırken gülümsedi genç adam, arkadaşının peşinden koşarakotobüsü terk ettiler.

Hayatında ilk kez bir el bombasını gören genç kızın patlamadan önce duyduğu son sözler güzel gülüşlü genç adamın sözleri oldu: “Excuse me !!!”

Seneler önce, Ankara-İstanbul arasında bir otobüs yolculuğu esnasında yaşananlar aşağı yukarı böyleydi. Yolcuların çoğu öldü, yolcuları indiren muavin hayli ucuz kurtuldu. O özür kelimelerini çok canice buluyorum. Celladın kurbanına sondan bir önceki zalimliği olduğunu düşünüyorum. Bombalı eylemlerin tümünü kınıyorum, şerefsizlik, adilik, insanlıktan uzak olmak olarak adlandırıyorum.

Kendi kendime soruyorum bazen: “Masum insanları kalleşçe öldürme vazifesini üstlenmiş insanlara nedenleri ne olursa olsun acımalı mıyız? “

8 yorum:

  1. :( Özür dilemeyi oldum olası anlamsız bulmuşumdur. Bu yazıyla daha da anlamsızlaştı. Özür dilenecek bir şey yaptığını düşünüyorsan baştan yapmazsın. Hele böyle bir kalleşliği aklım almıyor doğrusu. Ne acımasından bahsediyorsun? :(

    YanıtlaSil
  2. "Seneler önce, Ankara-İstanbul arasında bir otobüs yolculuğu esnasında yaşananlar aşağı yukarı böyleydi."Cümlesine takıldım ben aslında????
    Bir kurgu olduğunu düşünürken birden yüzüme patladı gerçekliği:(
    acımak demişken zavallılıklarına,kafasızlıklarına belki kısa bir süre ama malesef çok uzun süreli değil bu acıma duygusu, yerini hızlı bir şekilde bastırılamaz bir öfke alıyor

    YanıtlaSil
  3. O kizin veya diger yolcularin yakinlariymisiz gibi mi dusunup cevaplayacagiz bu soruyu, yoksa kanunlari yapan/uygulayan otorite olarak mi?

    Belki o kiz benim kizim olsaydi, icimdeki yangini ancak o gencin de benzer bir sekilde olmesi sondurebilirdi. Adaleti kendi ellerimle ve kisasa kisas metoduyla tesis etmek isterdim.

    Ama boyle bir adalet anlayisini gunumuzde hangi devlet uygulayabilir ki?

    Uygulasa bile, "kutsal modern dunya"da kendine nasil yer bulabilir ki? (Bkz. AB uyeligi ve idam cezasi tartismalari)

    Kutsal modern dunyada kendine yer bulmak adil olmaktan daha mi onemlidir ki?

    Ha sahi, modernlik sahiden de o kadar kutsal bir sey midir ki?

    Bizzat kendisi kutsala muhalif ve alternatif olarak ortaya cikan bir sey hic kutsal olabilir mi ki ilahi?!!!

    Size de mutlu kandiller Sanaakibananesan:)

    YanıtlaSil
  4. Buna benzer bir hikaye hatırlıyorum ben. Kızla oğlan yan yana oturuyorlar. Oğlan sivil, kıza askerliğini yapmakta olduğunu sohbet sırasında söylüyor. Yolda otobüs durduruluyor, içerideki askerler öldürülüyor. Kızın uyarısıyla bu genç de onların arasında yer alıyor.
    O kız sonradan geceleri nasıl uyuyor diye çok düşündüm. Elime geçse acır mıydım, sanmıyorum.

    YanıtlaSil
  5. Şule;

    Sen ben böyle şey yapmayız, yaptığımızı zorlayarak düşünsek ömür boyu gözümüzü ırpamayız... ama hayat netuhaf insanlar çıkartıyor karşımıza, yaparlar, mışıl mışıl uyurlar, ibadet de ederler, umreye faan giderler sonra, olan bitene ilahi takdir deyip de topu taca atarlar. byledir bunların insanlık halleri.

    YanıtlaSil

Yorumlar