22 Nisan 2012 Pazar

Mavi Sakal

Bu aralar eski filmlerden izlemeye kararlıyım. Geçen haftaki "Güneş Çiçekleri" filminden sonra bu hafta da "Mavi Sakal" filmini izledim.. Küçüklüğümde beni bu filme bir büyüğümün götürdüğünü anımsıyorum ama hangi akla hizmet olsun diye gittik anlamıyorum. Zira çocukların seyredebileceği bir film değil. Üstelik zamanında filmin en zarif detaylarından bir kaç tanesi rüyalarıma girmişti. 

Mavi Sakal öyküsünü bilirsiniz. Bir prens uzun bir seyahate çıkmadan önce, çok sevdiği, yeni evlendiği genç karısına, şatonun bütün anahtarlarını vermiş ve "Bu anahtarlarla istediğin her odanın kilidini açıp, dolaşabilirsin. Bir tanesi hariç" diye tembihlemiş ve sakınılması gereken anahtarı bir güzel göstermiştir. Yalnız kalan prenses bütün odaları gezmiş ama sonunda merakına yenilerek sonuncu odayı gizlice açmıştır. Yasaklanan odada prensi daha önce öldürdüğü karılarının cesetleri muhafaza edilmektedir. Bu korkunç keşfi yaptığı anda Mavi Sakal şatoya geri döner. Sonrası bir kedi fare oyunu. 


Blueabeard sonuncusu 2009 yılında Catherine Breillat yönetiminde olmak üzere bir çok kez sinemaya uyarladnı. Benim bahsettiğim 1972 yapımı bir film. Baş rolde Richard Burton oynuyor. Ona döneminin en güzel ve en popüler sinema yıldızları kısacık rollerde eşlik etmişler. Richard Burton bir zamanlar, ciddiye almadığı işleri ile ilgili şöyle konuşmuş; "Sabahları gidecek bi ri,ş olsun da ne olursa olsun diyerek, bazen en berbat filmlerde de oynadım. Ama en berbat film de oynarken bile o filmin en berbat şey olmak için elimden geleni yaptım"


Filmin senaryosu çok detaylı, film bittiğinde cevaplanmamış soru, yerine oturmamış bir taş bile kalmıyor. Yaratılan dünya son derece tutarlı. Birinci Dünya Savaşı sonrasına denk düşen bir zaman diliminde geçiyor ancak kıyafetler, özellikle kadın oyuncuların kıyafetleri yetmişli yılların izlerini abartılı biçimde taşıyor. Işıklandırma da tipik yetmişler filmi havasında. Yaratılan sahneler son derece özenli. Şatoda geçen sahnelerde çevre düzenlemesi, her bir odanın ayrı renk tonuna sahip oluşu ve her bir renkteki detayın sonradan işe yarayacak bir işlevinin olması çok akıllıca. Filmin bütününde kitsch bir hava hakim. Oyunculuklar inandırıcı ve öyle bir sınırda kalmış ki azıcık abartı olsa film kesinlikle komedi filmine dönüşebilirmiş. Ancak filmin tek aksayan yönü yönetmeni. Sahneleri özenle planlamayı başarabilen bir yönetmenin elinde bu film kesinlikle kült filme dönüşürdü. Elindeki bu muhteşem malzemeyi layıkıyla kullanamayışı yazık olmuş filme dedirtiyor. Org sahneleri son derece gereksiz. Keşke o dönemlerdeki yönetmenlerden Roger Vadim, Stanley Donne gibi yönetmenlerin eline kalsaymış bu proje.   

Ölen eşlerin Maci Sakal tarafından fotoğraflanıp, daha sonra negatifi üzerinde yapılan oynamaları ile duvara asılı tablolara dönüşmesi ve sayılarının giderek artması, Raquel Welch'in rahibe rolünde oynaması, Richard Burton ona bakarken göğüs dekolteli bir kadın gibi görünüp, başkasının gözünde rahibe gibi görülmesi filmi eğlenceli kılan detaylar. 

Film Avusturya'da geçiyor ve sakalındaki mavimsi gölgeler nedeni ile Mavi Sakal ismi ile anılan, Baron Von Sepper'in evliliklerine odaklanıyor. Baron annesinin mumyalanmış bedeni ile devasa şatosunda yaşamakta,ölü Barones'in saçlarını, gizli tutulduğu odada emektar bir hizmetçi mütemadiyen taramaktadır. Baron ilk eşine annesine aşırı düşkün oluşu ve Baron'un üzerine titremesi sebebi ile sinir olmaktadır. Onu bir av kazasında kaybeder. Son eşi, Anne amerikalıdır, çok güzeldir ve çok zekidir, Baron nihayet aradığı gibi bir kadını bulduğunu düşünmektedir ve onu bir testten geçirmeye karar verir. Şatosunun anahtarlarını kadına uzatır, anahtarlardan birisi hariç hepsini kullanabileceğini söyledikten sonra seyahate çıkar. Kadın çok meraklıdır; kayınvalidesinin mumyalanmış bedeninden haberi vardır ve salondaki tuhaf desenlerde kadın yüzleri gizli olduğunu çakmıştır. Ölü eşlerin depolandığı, buzdolabı odayı bulur.


Tam o sırada Barıon eve döner, kadının odayı açtığını anlar ve ona eski eşlerini, onları neden öldürdüğünü açıklar. "Hepsi canavardı, onları insan olabilmeleri için öldürdüm" der. Kadınların her birini farklı biçimde; ateşli silah, giyotin, avize kullanarak, suda boğarak, canlı canlı tabuta koyarak ya da atmacasına parçalatarak öldürmüştür. Ölmeyi hak etme nedenleri de ayrıdır; iffetsiz olduğu için, susmaksızın şarkı söylediği için, kocasına çok düşkün olduğu için, sürekli günah çıkarttığı için, feminist ve mazoşist olduğu için. Hatta araya bir de karısına ders veren bir kadın da karışmıştır. Bütün kartlar açılınca kadın da, hayatta kalmayı başarmak için Baron ile oyunlar oynamaya başlar. Gece sona erdiğinde yöntemi işe yarayıp hayatta kalacak mıdır? Film bu soru üzerine odaklanıp, çatışmasını bunun üzerine kuruyor.      




Filmdeki korku, gerilim öğeleri ve komedi öğreleri oldukça dengel iidağıtılmış. Finalde, ölmüş eşleri canladıran aktristlerin ismini geçmiş zaman ile vermesi çok eğlenceli. Bunun gibi çok güzel buluşlar filme yedirilmiş. 

Sinema tarihinde şimdilik iznin bırakamamış filmlerden bir tanesi olmasına rağmen kesinlikle bir gün keşfedilerek kült olacak filmlerden dediğim bir seyirlik bu. Yetmişli yılların hafif komedilerini, ya da o senelerde yapılmış korku filmlerini izlemekten hoşlananlar için mutlaka izlenmesi ve üzerinde konuşulması gereken filmlerden olduğunu düşünüyorum. 


Bluebeard, 1972

Yönetmen: Edward Dmytryk, (bir sahnede Luciano Sacripanti)
Senaryo: Ennio Di Concini, Edward Dmytryk, Maria Pia Fusco 
Müzik: Ennio Morricone

Baron: 
Richard Burton

Baronesler:
Raquel Welch
Virna Lisi
Nathalie Delon
Marilu Tolo
Karin Schubert
Agostina Belli
Joey Heatherton

ve

Barones'in Hocası:
Sybil Danning

Meraklısına Linkler; 
(okumak için üye olmak gerekli)

2 yorum:

  1. Merhaba Vladimir,

    Sanal Dünya'da Mavi Sakal'la ilgili yazılanlara bakıyordum ki,bu yazıya denk geldim. Du bi... Madem kült film tadındaymış, seyredeyim madem:)

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kİtsch bir alem içinde kaybolmaya hazır olun o zaman :) İyi seyirler.

      Sil

Yorumlar