14 Nisan 2012 Cumartesi

Güneş Çiçekleri

Çocukluğumda ay çiçeklerini çok severdim. Güne bakan ismi ile de anılıyor olmaları, onların gizemli bitkiler olduklarını düşündürürdü bana. Olgunlaştıkların zaman çiçeklerden bir tanesini kopartır, üç dört parçaya ayırıp, çekirdeklerini yerdik. Çiğdem derdik biz bunlara ama başka yerlerde ay çiçeği denildiğini sonradan öğrenmiştim. Ay çiçeği tarlalarında,çiçeklerin sürekli güneşe bakmalarını izlemek enteresan gelirdi.İki isimli olan bu çiçeğe bir italyan filminin ülkemizde gösterimi sırasında "Güneş Çiçeği" de denilmişti.


1970 yılı yapımı Güneş Çiçekleri (I Girasoli/Sunflower) isimli film ülkemizde yıllarca gösterimde kaldı. O yıllardaki her film gibi ülkemize gelmesi bir kaç yılı almıştı. Vittorio De Sica bu filmi birlikte 26 film çalışması yaptıkları Cesare Zavattini'nin senaryosundan çekmişti. Henry Mancini'nin müziği çok etkileyiciydi. Geçtiğimiz günlerde filmi yeniden izleme şansına kavuştum. Son yıllarda De Sica'nın birkaç filminin DVDsi yayınlandı, keşke bunu da yayınlasalar dedim izledikten sonra. Filmin en önemli yanı yönetmenin kişilerin duygu ve düşüncelerini izleyiciye aktarmak için seçtiği yöntem. Kamera başka nesne veya insanların hareketlerine odaklanarak oyuncuların duygu ve düşüncelerini anlatıyor. Bunu hissettirmeden, doğal biçimde yapıyor. Boşlukları izleyici dolduruyor. Tıpkı iyi yazılmış bir romanı okur gibi izlemek düşüyor bizlere de. 




İkinci Dünya Savaşı'nın bitmesinin üzerinden bir kaç sene geçmiştir. Film İtalya'daki Giovanna'nın (Sophia Loren) hikayesi ile açılır. Geçen yıllara rağmen hala binlerce kişiden haber alınmamıştır. Tam burada upuzun bir flashback ile onun ve eşinin hikayesi başlar. Giovanna kocasını askere gönderdiğinde daha bir kaç günlük evlidir.Askerden kaçmak için çok uğraşmış, akıl hastası numarası ile de başarılı olamamıştır. 

Kadın, Antonio'nun (Marcello Mastroianni) haberini bekleyerek tükenmektense onun resimlerini yanına alıp Rusya'da onu aramaya koyulur. Film genç kadının onu arayışına odaklanır. Kocasının son görüldüğü rus kasabasından başlar onu aramaya.  Kadının yolculuğu çok zorlu geçmekte, kocasının izini bulma umudu günden güne azalmaktadır. Onu ya da gömülü olduğu yeri bulacak mıdır?

Dikkat Spoiler! 

Aşağıdaki fragman filmin özeti gibi, ileride filmin tamamını izlemeyi planlayanlar uzak durmalı.




Filme dair kısa notlar:

Filmin müziği Gennry Mancini'ye ait, gösterime girdiği sene en iyi film müziği Oscar Ödülüne aday gösterilmiş, aşağıdaki linkle kısmında filmin müziği üzerine yazılmış çok güzel bir şarkı yer alıyor. Kesinlikle dinlemenizi öneririm.

Filmde kısacık bir sahnede Sophia Loren'in çocuğunu kendi oğlu, Carlo Ponti, Jr. oynamakta. Kendisinin ilk ve son sinema deneyimi. 




I Girasoli / Sunflower - 1970 
Yönetmen: Vittorio De Sica
Senaryo: Cesare Zavattini
Müzik: Henry Mancini

Oyuncular:
Sophia Loren
Marcello Mastroianni
Ludmila Savelyeva

Meraklısına Linkler:

11 yorum:

  1. Ayçiçeğine İç Anadolu'da "şemsamer" dendiğini biliyor muydunuz? Şems/güneş'den geliyor olsa gerek, güneşseven demek midir acaba tam karşılığı, ben de çok severim ayçiçeklerini. Hele o tarlada toplu görünümleri doyumsuzdur. Yıllar önce çok küçük bir çocukken bir film izlemiştim, Türkiye'de "Mutluluk" adıyla gösterilmiş bir Agnes Varda filmiydi. Bana o filmden kalan yegne şey ayçiçeklerinin görüntüsüdür.

    http://www.filimadami.com/film-kadrosu/le-bonheur/10776/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben filmi çocukken farklı yıllarda iki kez izlemiştim. Üzgün bir kadının oradan oraya gitmesi, kapıları çalması etkilemişti beni. Ve ay çiçeklerinin tren raylarının yanında boynu bükük duruşları senelerce aklımdan çıkmamıştı. Seneler sonra yine izledim, farklı bir gözle. Çok başarılı bir film.

      Bu ismini de yeni öğrenmiş oldum bu güzel çiçeklerin, ayrıca o filmi de bilmiyordum. Çok teşekkürler :)

      Sil
  2. Harika bir tanıtım, emeğiniz için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Filmler hakkinda cok iyi bir yorumcu olmasamda empati kurallarina uyan bir kisinin film kalitesini daha iyi yorumladigini dusunuyorum. Yazilari zaman zaman okuyorumda abartiyormuyum bilmem ama profosyonellesmek boyle bir sey olsa gerek vladimir olarak gercekten iyi is cikartiyorsun. bu arada yorumlari okurken animsadim paylasmak istedim. Fes yerine sapka geldiginde onun ifade edilen sekli de "şems siperli serpuş" ve yine yorumda sozu gecen şems ifadesini buradan da yorumlamak mumkun. Son olarak yazilanlari okurken aklima geldi Aycicekleri ve digerleri yapmalari gerekenleri ne guzel biliyorken bizler halen ogrenemedik...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı yorumların motivasyonumu arttırıcı etkisi olduğu kesin. Bu yorum da onlardan birisi oldu. Yorum için ve bilgiler için çok teşekkür ederim.

      Sil
  4. De Sica sevdiğim bir yönetmen fakat bu filmini izlemmemiştim.
    Çok yürek burkan bir sahne idi tren sahnesi. Müzik de öyle.
    Hemen izlemek istedim filmi. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu 11 dakikalık filmin kalbini içinde barındıran bir bölüm, çok etkileyici. Müzik olmasa bu film bu derece yoğun duyguyu aktaramazdı sanırım, De Sica'nın iyi filmlerinden birisi, Ben teşekkür ederim.

      Sil
  5. sabırsızlıkla filmi izlemek için bekliyorum:)yazı için geç de olsa teşekkürler.

    YanıtlaSil

Yorumlar