17 Aralık 2014 Çarşamba

Ara

Devler Opera ve Balesi'nden 27 dakika önce aldığım e-mail:

"Pakistan`da bir okula düzenlenen silahlı saldırı sonucunda masum 148 öğrenci ile öğretmenin öldürülmesi ülkemizi derinden üzmüştür. Dost ve kardeş ülke Pakistan`da yaşanılan bu menfur saldırı neticesinde, Devlet Opera ve Balesi olarak, Sayın Başbakanımızın ülkemizde ilan ettiği milli yas dolayısıyla sanatsal faaliyetlerimize bir günlüğüne [17 Aralık 2014] ara verilmiştir. "

 Eskiz: Edgar Degas, Dansçı

15 Aralık 2014 Pazartesi

Kestirme Yoldan Fotoğraflara Öykü Yazan Kadın

Böcek, kafasını kadının tam kalbinin attığı yere dayıyor. Kıpırdamaksızın dinliyor. Ne zaman ki ritim hızlanmaya başlıyor, yuvalandığı yerde hafifçe kımıldıyor, başıyla sütyenin kopçasını ileri ittirerek kendine bir yol aralıyor, iki göğsünün arasından usulca kadının boynuna süzülüyor, dokunuşları kadını gıdıklamasın diye tutunacağı yerleri üfleyerek hissizleştiriyor. Kulağına tırmanması biraz zaman alıyor. Masa kalabalık bu sefer, yine de fısıltılarını sadece kadın duyabiliyor.
"Bu küstahın dizgiyi canının istediği gibi yapmasına izin mi vereceksin? Korkularını herkese ilân etmesine seyirci mi kalacaksın?"
Etrafındakileri dikkatlice süzerken "Bir plânım var" diyor sadece böceğin duyabileceği bir sesle.

Kadın eylemlerine, beğenilerine iradesinin değil korkularının biçim verdiğinin açığa çıkmasını istemiyor. Nevrastani ataklarının nefesini kestiği, tansiyonunun yükselip, baş dönmelerinin dünyasını ele geçirdiği saatlerde, arka odadaki perdeleri çekip, divana uzanıyor. Kollarıyla bedenini sarmaya çalışırken, dizlerini karmıma çekip tortop oluyor. Misafirine şükranını sunuyor, "iyi ki varsın". Sakinlemesi uzun sürmüyor.  Rövanş plânını tespih böceği sabrı ile perdeleri çekilmiş, loş odasında dokumaya başlıyor.

Nefesi yerine geldiğinde son yazdığı öyküye uygun bir fotoğraf peşine düşüyor. Arama motoruna. "kapı kolu" yazıyor. Karşısına çıkan onlarca görselden bir tanesini seçiyor. İnce parmaklı bir kadın elini andıran kapı kolu resmine bir ganimetmiş gibi memnun bakıyor. 
"Görsünler fotoğrafa öykü yazmak nasıl olurmuş" diye fısıldıyor. Onu hayranlıkla izleyen böcek, sıra sıra dizili dişlerinin arasından çığlığı andıran bir kahkaha koyduktan sonra hırs çıtasını biraz daha yukarıya taşıyan bir cümle kuruyor: 
"Görsünler en güzel öyküyü kim yazıyormuş" diyor.

Alıntı: "Gergedan Yaratıcı Yazarlık Kursu"ndan, "böceği olan kadın"



14 Aralık 2014 Pazar

İskelet Kadın

İskelet Kadın masalını bilir misiniz? Hani "Babası, hiçkimsenin bilmediği bir nedenden onu uçurumdan aşağıya attı. Kızın bedeni tuzlu sularda yüzdü, saçlarına yosunlar dolandı, balıklar etlerini ısırdı" diye başlar.

İskelet Kadın, son olarak Kadıköy'de duvarın birinde görüldü.




12 Aralık 2014 Cuma

Kolaya kaçış

Gölgenin kenâr plânda kalmışlığı sanırım insanların ışığı daha fazla sevmelerinden kaynaklanıyor olmalı...

Fotoğraf: Işık & Gölge - D.M.

10 Aralık 2014 Çarşamba

İlkesiz ve Mutlu

...çünkü verdiği hiç bir sözü tutmasına gerek yok,
ağzından çıkan hiç bir laf kendisini bağlamıyor;
yaptığı hatalar kendisine ait değil;
insanların yüzlerine söyleyemediklerini arkalarından kulislemekte;
vefa onun taşıması gereken bir duygu değil,
bir kalemde silip atıyor,
sildiğini kolay unutuyor;
tüm bunları zahmetsizce yapabilen biri olarak tanındığının bilincinde değil;
herkes,
her koşulda, hep onu sevsin istiyor.

mutlu olduğunu sanıyor. 
uykusuz geçen gecelerin sebebinin içindeki o doymak bilmez boşluk olduğunun; 
bu boşluğa verilebilecek yegâne ismin mutsuzluk olduğunun farkında değil.


"Gergedan Yaratıcı Yazarlık Kursu"ndan "hep aynı hikâyeyi anlatan adam"