Bu ülkede akıllıysan, mürekkep yaladıysan, gözünün içine baka baka yalan söylendiğinde şıp diye anlama yetisine sahipsen; dünyayı kendi kendine en kısa vadede dar edeceğin, bilinen bir gerçektir. Bütün bunların üzerine; bir de uzun boyluysan, işin daha da zordur.
Uzun boylu insanın işi nasıl mı zor olur?
Cevap veriyorum. Şöyle olur: Metro, tren, otobüs, vapur ve dahası çekçek gibi toplu ve özel taşıma araçlarına bindiğinizde pencerelerin kısa boylu insan kullanımına uygun yapılandığını, yani alçak tutulduğunu; bütün bunlara karşılık geçmekte olduğunuz duraklara ilişkin tabelaların ise nispeten daha yüksek yüksek yüksekliklere konuşlandırıldığını şıp diye anlarsınız. Bu araçlardan birinde ayakta seyahat ediyorsanız eğer, hangi duraktan geçmekte olduğunuzu,anlamak için bulunduğunuz yerde eğilerek camlardan dışarıya bakmanız gerekir. Böyle yapmazsanız durağı göremezsiniz. Eğilseniz bir türlü eğilmezseniz hangi durakta olduğunuz bilememek de var (Sakal ve bıyığın konumlarına göre tükürme eylemi esnasındaki yönlerin yan tesirlerini anımsayınız lütfen). Yanınızdakine fısıldayarak soracak kadar düşünceli iseniz de, başka birinin kulağına fısıldamak için bile eğilmeniz şarttır zaten. Kısacası; kısa boyluysan ayakta otobüs yolculuğu esnasında göğe bakmak kolaydır, uzun boyluysan eğileceksin kardeşim!
Bir de evlerde; mutfak bankoları hep kısa boylulara göre inşa edilmiştir. İnşaat ile ilgili büyük sorunlar var bu ülkede; mesela bunca inşaat mühendisi, bunca çevre düzenlemecisi, bunca şehir planlamacası ve bir alay - belki daha da fazla - belediye var ki, gönül de istiyor ki, al bunları çarp birbirleri ile; çünkü hiç bir şehrimizdeki, hiç bir yol - numune olsun diye bile düzgün olmaz mı hiç? ve her biri, her yağmur yağdığında göl olmazsa olmazmış gibi de bir gerizekalılığı görmemek için Dolly Parton olman lazım ki, yere baktığında, ayağının altındaki gölleri görmene yaşıtlarına göre fazlasıyla serpilmiş anatomin mani olsun. Üstelik hiç bir kaldırım yok ki yağmurda üzerinde yürüyenlere su fışkırtmasın. Böyle bir intikam dolu su savaşları var bu ülkede. Hal böyleyken mutfak bankoları mı normal olacakmış: olsaydı şaşardım. Uzunsan yemek yapmayacaksın gibi bir şartlanmaya tabi değilsen yandığının resmidir. Eğilmekten beline ağrılar girer, mutfağa girmek haram olur. Şöyle ağız tadıyla bir tortellini açamassın kardeşim!
Eğer ki birisi, bu ülkede size "Tortellini açmak bana haram oldu artık." diyorsa, üstelik o sırada gözleriniz de kapalıysa... Bilin ki bu elem dolu sözlerin sahibi uzun boylu bir adamdır, ya da kadındır. Talihsizdir anlayacağın.
Unutmayalım ki: Su akar; uzun boylular suya daha uzaktan, daha yüksekten bakar(lar)







