Bugün de adı sanı olan günlerdenmiş, bir kaç saat evvel öğrendim. Dolapdere dolaylarında bir sigorta şirketinde çayımı içiyordum. Güvenlik beni içeriye girerken görmemiş, e ben de güvenliği görmemiştim zaten. Girdiğim yerden görünmüyordu. Dolapderede ardına kadar açık bir kapıyı görüp de öyle büyük bir şirkete girmemek olmazdı. Elimi kolumu sallaya sallaya girdiğim yer makam araçlarının çıkış kapısıymış. Gittiğim yere kadar planlasam, istesem kendimi zorlasam aslında giremezdim. Ufak çaplı bir güvenlik krizine sebep olduğum için güvenlikçiden buradan özür dilerim oradayken dilemek aklıma gelmedi işte. Beşer şaşırır, bilirsiniz. Olaylar hızlı gelişti diyeyim size. Neyse ki niyetim kötü değildi, zaten bir görseniz.kötü birine de benzemem zaten. Kriz tatlıya bağlandı, sonra oturduk birisi bana çay söyledi.. Laflarken oradan Maçka'ya gideceğim ortaya çıktı. Bilmediğim bir yerden yola koyulmak hep zor gelmiştir bana, nasıl gideceğimi sordum, bunun üzerine.. .
"Taksiye binin" dedi birisi.
"Kapının önünden binin ama" diye tembihledi öbürü.
Sonra taksiye binmemi öneren ilk kişi "Burası Dolapdere" dedi, "Yolda fazla yürümeyin, insanlarla göz temasından kaçının" diye ilave etti. Kendimi filmlerden bildiğimiz Harlem'e ışınlanmış, yine filmlerde altyazılarda dendiği gibi "kafkasyalı bir adam" gibi hissetiğimden olsa gerek gözlerim gereğinden fazla belermiş olmalı ki. kapının önünden taksiye binmemi öneren kişi;
"O kadar korkmanıza gerek yok, tedbirli olun kafi" dedi.
Sigorta şirketinin içinde olduğuma dualar ettim içimden.
Çayın bitmesine yakın bu günün "Dünya Yumurta Günü" olduğunu öğrendik, bilmeyen herkes şaşırdı. Ama günün adını bilen nedenini bilmediğinden bugün neden böyledir onu öğrenemedik.
Sonra toparlandım, vedalandım, kapıyı geçerken güvenliğe el ettim. Endişe ile peşimden bakarken, sol yanımdan gelen taksiye el etti. Şanslı günümdeydim. Karşıay geömeden taksiye binebilmiştim kmseyle de göz göze gelmemiştim. GÜvenlikçiye döndüm bir baktım taksiye sağsalim bindiğim için rahatlamıştı. Artık görevini tamamladığını hissedebilir, az evvel beni gözden kaçırdığını unutabilir, bütün bir hafta sonu rahat uyuyabilirdi.
Sonra o kadar dua ve yumurta lafı geçtiğinden midir nedir, takside aklıma Can Yücel in Dua Başlangıcı şiiri geldi...
Yumurtaya can
Can'a yumurta veren Allahım...!
..........
..........
Yani böyleydi işte bu gün de... Maçka'da ise asayiş herzamanki gibi berkemaldi, Teşvikiye tadından yinmiyordu, hatta adres sorduğum yaşlı mı yaşlı bir bey sonradan peşimden koşmaya çalışıp, verdiği adresin yanlış olduğundan telaşlandığını, yanlış yere gitmeme sebep olacağı için aklı çıktığını söyledi ya nasıl hoşuma gitti anlatamam. Dünya da iyi insanlar hala varmış. Sonra Nişantaşı filan oralar da pek bir güzeldi. Neyse geçelim bunları da..
Dünya Yumurta Gününüz kutlu olsun.. Çift sarılı organik yumurtanız bol olsun... Allah iyi insanlarla görüştürsün..... Daha ne diyeyim?





