12 Kasım 2013 Salı

Tanrı Kitap Severleri Seviyor Olmalı


Beylikdüzü'ne fuar için gitmek yorucu bir deneyim. Hele Kadıköy tarafından yola çıkacaksanız kendi kendinizi cezalandırmak üzere yola koyulur gibisiniz. Bu kez fuara bir tek kitap bile almamak kararı ile giden ben, 12 adet kitapla geri dönmeyi başardım. 

Fuar hengameli bir deneyim, standların yerleşimi okuyucudan ziyade stand görevlilerini rahat ettirmeye yönelik gibi (Metis'in standı hariç). Hele bir de yazarlar imza salonunda değil de standda imza atıyorsa izdiham sıkıntıyı büyütüyor. Kitap seçmeye yani elinize alıp arka kapağı okuyup, içini karıştırmaya uygun bir ortam fuar alanlarında sağlanamıyor. Bu sadece İstanbul'da görülen bir hata değil geçtiğimiz dönemlerde katıldığım tüm kitap fuarları okuyucu dostu değildi. 



Fuar alanından metrobüse bindim, ilk durak olduğu için rahat biçimde Cevizlibağ'a geldim. Söğütlüçeşme için aktarmamı yaptım itiş tepiş aracın kapısına bir yere sıkıştım. Bir iki  durak geçmişti ki elim kolum dolu ve ayakta gitmek iyice zul gelmeye başladı. İzmirliler bildiğiniz gibi sıkıntıya gelemez pek. "Tanrım bir mucize olsa da ben de oturarak gitsem" düşünceleri ile derhal hayale daldım elbette. İşte o anda aklımdan geçen mucize başıma geldi. 

Otobüsün lastiği patladı. Ön kapıya tüneyen ben olduğum için yeni gelen bomboş otobüse ilk ben binerek rahat rahat ve kitaplarımı kurcalayarak son durağa kadar geldim. 

Tanrı kitap severleri seviyor arkadaşlar.

Bu sefer edindiğim kitaplar şunlar:
Kara Kitap'ın Sırları
Küçük Prens'in Güzel Hikayesi
Okuma Günlüğü - Alberto Manguel
Bütün İnsanlar Yalancıdır - Alberto Manguel (ilk kez yabancı bir yazardan imzalı kitabım oldu, üstelik imza süresi dolmuş standdan ayrılmıştı :)  )
Ses Taklitçisi - Thomas Bernhard
Gelelim onur konuğu Çin'e ayrılan bölümden edindiğim kitaplara
Golden Treasury of Chinese Poetry in Han Wei and Six Dynasties
300 Tang Poems
Dialogue with 2 Contemporary Chinese Writers (Mo Yan dahil, entersan ropörtaj yazıları)
Tales from Tibetan Opera
Unravelling the Mystery, Chinese Faces (Çinlileri anlamak, vücut dillerini okumak için enteresan bir kitap)
China in the Movies
Chinese Literature (biröykü ve novella antolojisi)

Bu kitapalrın arasında en ilginç bulduklarım ise,
İlki daha önce bahsettiğim, Yaşar Kemal imzalı İlk Sözler

İkincisi "Küçük Prens'in Güzel Hikayesi. Kitabın oluşma öyküsünü anlatıyor, yazılışından basımına giden süreyi fotoğraflarla, orijinal metinden fotoğraflar ile ve bugüne kadar yapılmış Küçük Prens kitabından sayfaları içerdiği gibi, kitapta yer almamış sayfalara da yer veriyor. Bu hali ile "kamera arkası görüntüler" ve "silinmiş sahneler" içeren bir DVD yi andıran bir kitap. Elbette bir böüm de bildiğimiz "Küçük Prens"e ayrılmış. Mavi Bulut yayınlarından küçük büyük tüm okurlara hediye adeta. Kitapla bir verilen Küçük Prens kitabı görünümlü defter de cabası. Önümüzdeki bir yıl boyunca dostlarıma alacağım doğum günü hediyesi de diyebilirim artık buna :)

. 

Son ilginç kitap ise, Orhan Pamuk'un Kara Kitabının hazırlanma sürecini konu alıyor. Kara Kitap'ın Sırları. Yazarın kendi eli ile yazdığı notlardan, çizdiği rsimlere, kendi hayatının gizemlerine dokunan bölümlere kadar bir çok ayrıntı yer alıyor. Bu işin mutfağına kayıtsız kalamayan okurlar için biçilmiş kaftan.



Hiç kitap almayacağım derken 12 kitap ile çıktım bir de alamadğım için pişmanlık duyduğum kitap var. O da Radikal Gazetesinin seçtiklerinden oluşmuş bir derleme.

Neyse..

Bir daha başka fuardan bir daha kitap mitap almayacağım. 

Söz.  
 

11 Kasım 2013 Pazartesi

Solamante Tu

Bu akustik şarıyı beğeniyorum bu ara. Solamante Tu, Pablo Alboran'dan. Yaban ellerin "O ses" birincisi.







9 Kasım 2013 Cumartesi

Detaylar...

Sahaflara düşmüş anıları kaldırmaya devam. Bunlar Kadıköy'de bulduğum fotoğraflardan detaylar.

İki kız kardeş. Aynaya başını dayamış düşünceli bir kadın gibi, ama değil. Bir elin parmakları kadar benzeşen iki kadın. 


Ordu Evi'nde bir yılbaşı balosu.
- Anlamıyor musunuz kuzum? Çekmeyin diyorum size.


Aynı balodan bir küçük kız. Masum gözlerinde gezinen minik bir dilek:
"O kadar mesudum ki, dilerim bu fevkalade gece nihayet bulmasın."


Yalova'da, bir apartman dairesi. Misafirlerini uğurlamak üzere balkona çıkmış bir kadın. Ellerinin arasındaki oyuncak kediye dikkat!


Bir geçit resminden...
- Şinasi Bey bu yılki üniformaları müdafaa etmeyin bana reca ederim. Zira bu denli rüküş fener alayı görülmüş hadise değil 

Sahaflarda eski resimler kuruş hesabı ile alıcı bula dursun. Bizlerden geriye bunlar da kalmayacak desem fazla mı içli olurum, yoksa az mı elektronik kalırım... 

Bilemiyorum. 

:) 

8 Kasım 2013 Cuma

İlk Sözler

32. Tüyap İstanbul Kitap Fuarı'na bir tane olsun kitap almamak için gittim. Ha, ha, ha. Gülünür böyle bir iddiaya elbette. Aldıklarımı şu an sayamamakla birlikte, yeni kitaplarım arasında bana en ilginç gelenlerini buradan paylaşmak istedim.

Yaşar Kemal kitaplarının ilk cümlelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bu avuç içinden de minik kitap Yapı Kredi Yayınları'nın fuar için hazırladığı hoş bir şıklık. Kitabın içindeki ayracı bile unutmamışlar. Aldığım gibi muska niyetine kaldırdım çantama. Arada çıkarıp birer cümle okumayı planlıyorum. Belki iki de olur, bilemem. Ne de olsa aldığım kararlara uzun süre bağlı kalamıyorum kitaplar söz konusu olduğunda. 


Fotoğraftakiler: 
Kitap: Yaşar Kemal - İlk Sözler, YKY 2013
Sol el: Vladimir
Masa: Fuardaki bir masa.

25 Ekim 2013 Cuma

Carrie'nin Derdi

Carrie, Stephen King'in ilk çok satan kitaplarından. 1974 yılında yayımlanmasının ardından Brian De Palma yönetiminde sinemaya uyarlanmış, lise yıllarımızın akla ziyan filmlerinden olmuştu. 2013'te yeniden çevrildi. Başlıca rollerde ilkinde olduğu gibi iki iyi oyuncu var: Julianne Moore ve Chlöe Moretz... 
Lisedeki silik öğrencilerden Carrie, telekinetik güçleri olduğunu farkeder. 
Tanıtım filminden şu cümle geçer "Ya günün birinde herşeyi değiştirebilecek güce sahip olduğunu farkedersen?" 
İşte herşeyi değiştirebilecek güç bu filmin anahtarı. 
Din ile kafayı bozmuş, bağnazlık çıtasını gıdım indirmemekte kararlı annesinin baskılarından ve okulda kendisi ile alay eden tiplerden kafayı sıyırmış debelenen zavallı, ezik Carrie dizginleri kendince eline almaya kalkışınca olan olur. Bir lise dolusu insan ona ettiklerinin bedelini hayatları ile öderler. 
Politik doğruluk ile kafayı sıyırmış amerikalıların eğretilemelerinden biri bu film. 
Ezik, alay konusu, silik öğrencilerin babalarının silahını alıp kendisini kötü hissetmesine sebep olmuş çocuklardan, öğretmenlerden, büyüklerinden intikam alma çabaları son yıllarda ABD'de gündemden inmeyen olaylardan. Her yıl benzeri bir facia yaşanıyor. Hal böyle iken bu film eziklerin hayatlarının gidişatına dur demek için kendi silahlarını kuşanan ve ileride kuşanacak olanlara yapılmış bir güzelleme gibi duruyor. 
Filmi izleyecek olanlar, ekranda olan bitene kendilerini kaptırmadan evvel, lütfen akıllarından Columbine Lisesi'nden başlayarak tüm çocuk katliamlarını geçirsinler. 




Aslanım Benim

178 Numaralı İtirafımdır: 
Bunca yıldur ne zaman birisine "Aslanım benim!" dediysem hep MGM aslanının kastetmişimdir. Sonra da içimden "Nurlar içinde yatsın" diye iyi dileklerde bulunmuşumdur ki, meğer o aslan bir tane değilmiş. O aslan; Leo, Tanner, Jackie'ymiş. Dahası aralarında ismi konulmamış bir aslan bile varmış. 

Bir aslan kendine isim bile koydutmadıysa korkulur o aslandan arkadaş. 

Bundan sonra "Aslanım Benim" dediğimde o isimsiz aslanı kastedeceğim. Haberiniz olsun.  

Fotoğraf: MGM Aslanları