20 Aralık 2012 Perşembe

Sail

Şarkı: Sail
Grup:Awolnation

Bu şarkının iki video klibi var ikisini de beğeniyorum bu ara. Şarkı videosu kadar ilginç değil. Bir de resmi videosu alttaki versiyon kadar enteresan değil.. Garip bir durum :)




Bu klibin ekstra görüntülerinden de videoyu kaydederken ne kadar eğlendiklerini görmek mümkün. 

19 Aralık 2012 Çarşamba

Bugün Bir Konuğum Var

Şiiri bir arkadaşım yazdı, okur okumaz sizlerle paylamak istedim. Umarım beğenirsiniz.  

Ve Yağmur İlk Önce...

Sizi ilk kez, kaçırdığım otobüs için hayıflanırken görmüştüm.
Öyle çok hayıflanıyordum ki.. kesinlikle gözlerim
yere düşmüştü.
İşte tam o anda siz kediyi sevdiniz. Ben sizi gördüm.
Elleriniz kediyi seviyordu.
Elleriniz...
Ben sizi görmüştüm siz bilmiyordunuz.
Otobüs durağının üstünde biriken su damlaları saçlarıma düştü.
Saçlarım...
Siz o anda beni gördünüz.
Gözlerinizden biraz borç almak istedim.
Gözlerinizi toplayıp biraz yıldızlara vermek istedim.
Gözleriniz öyle çoktu ki. Yıldızlardan daha çok.
Gözleriniz ..
Yağmur yağıyordu. Sokak kalabalıktı.
Siz oturduğunuz yerden kalkıp yağmura doğru yürümeye başladınız.
Elleriniz cebinizde.Yağmura doğru yürüdünüz.
Ben arkanızdan size baktım. Kedi arkanızdan size baktı.
Sizi ilk kez gördüğümde yağmur yağıyordu.
Ve yağmur ilk önce yüzüme sonra kalbime düşüyordu.


Yazan: Ayşe Pınar


18 Aralık 2012 Salı

Bir Şarkı: Neredesin?

Nükhet Duru'nun kimi şarkılarını beğenmişimdir, ancak o beğendiğim şarkıları da asla ön plana çıkmamıştır. Mesela "Neredesin?" isimli şarkısı, mükemmel bir Atilla Özdemiroğlu bestesidir, hatta bir bölümü Fahriye Abla filminde kullanılmıştır. Ancak nedense içinde yer aldığı "Sevda" (1985) albümünde oynak şarkıların gölgesinde kalmıştır.

Biz şarkıya kulak verelim. :)




11 Aralık 2012 Salı

Fotoğraftaki Son Kıpırdanış

Eski eşya ve kitap satan yerlerde eski fotoğraf avına çıkmayıs eviyorum. Yıllardır 100 adede ulaşma niyeti ile uğraşıp duruyorum. Son topladıklarım düğün ve toplantı resimler. Toplamış oldupum onlarca fotopğrafın içinde "Mantık Evlilikleri" adını berdiğim bir dizi oluşmaya başladı. En çok bu başlık altındakileri seviyorum. Bir düğünde herkes sol tarafa bakmışken kadının tekinin gözlerini objektife dilmiş bakıyoır olması çok hoş mesela.

Fotoğrafların içinde saklı detayları bulmayı seviyorum. 

Fotoğrafın içindeki o son saniye kıpırdanışlarını, istem dışı garketleri yani güzel fotoğraf diye adlandırılan neyse o güzelliği bozan aksiyonu seviyorum.


5 Aralık 2012 Çarşamba

Diplomasız Mühendisler

Yirmi Birinci Yüz Yılda yaşıyoruz. 

Artık develer tellal, pireler de berber değil. 

Dahası masalların sonunda gökten elma yerine "Sputnik" isimli uydular düşüyor. 

Çağdaş masallar ayaklarını bu denli yere değdirmişken bizler; fazlası ile işitmekten ruhlarımızın tenhalarında maya tutmaya başlamış, Aralık ayının 21. gününe dair kıyamet teorilerini zihnimizden defetmeye çalışıyoruz. "Olmaz" diyoruz, "saçma" diyoruz, eminim ki dışından bunları deyip de içinden "ya olursa" gazına gelerek,  Selçuk'taki şirin mi şirin kasabaya malum gün için rezervasyon yaptırmış olanlar da var. Diyelim ki haklı çıktılar, kuyruğu sıyırdılar, bir tek kendileri kurtuldular. Onlara şunu sormak istiyorum: "Ya sonra, ya ertesi gün, koskoca Dünya bir tek size kalınca can sıkıntısını gidermek için ne yapacaksınız?" Umarım tedbirlerini almışlardır yoksa kimse sıkılsın istemem. Ama bir tek, mühendislerimiz azıcık sıkılsınlar, zorluklardan ilham alsınlar ve hayatı kolaylaştıracak fikirler üretsinler isterim. Dahası şahane fikirlerini hayata geçirsinler isterim. Üstelik bu konuda yalnız olmadığımı da düşünüyorum. Mesela büyük şehirlerde yaşayanlarımız diplomalı mühendislerin yağmurda göllenmeyen kaldırımları ve caddelerini icad etmelerini ve on, on beş yıla kalmadan (elli de olabilir bu hızla) artık hayata geçirmelerini ümid ediyorken, küçük yerlerde yaşayanlarımız belki bu işten ümidi keseli çok zaman geçmişken, hayal kurmamızın sonu gelmiyor; çoğumuz yerli malı mühendislerimizin, yerli malı arabayı icad etmesi ve üretmesi için dua ediyoruz. 

Yani şu 21 Aralık geçince Allah rızası için biriniz icad edin göllenmeyen caddeleri, kaldırımları hele bir de taşmayan kanalizasyonları, ufacık bir yağmurda selleşmeyen kanalizasyon sistemine de bir el atıverin artık, araba mı yapacaksınız onu da yapın, bir şeyler yapın lütfen, salla başı al maaşı devri değil devir.     

Biz dualarımızı ede duralım, mühendislerimiz göllenmeyen yollar ve benzerleri için güzelim kafalarını yora dursunlar; diplomasız mühendisler kendi inşaatlarını şaşmaz bir titizlikle, yeniden, yeniden sürdürüyorlar. 



4 Aralık 2012 Salı

Su Taranır mı?

Ebru sanatı konusunda hayli bilgisizim. Özel hazırlanmış suyun üzerine gelişi güzel damlatılan boyalar ile oluşan şekilleri bir kağıda aktarmaktan ibaret sanırdım bu sanatı; ta ki geçtiğimiz Pazar gününe kadar. Kitabımı okuyan bir ebru hocası beni atölyesine davet etti. Bir arkadaşım iki yıldır o atölyeye devam ediyor. 

Atölyedekilerin minik bir şakası ile başladı pazar sabahım. Gelen her konuğun resmini atölyedeki mavi gözlükleri taktırarak çekerlermiş. Hoş bir koleksiyonları oluşmuş böylece. İlgin. bir fikir. Her yaştan yetişkin fotoğrafı yanında, çocuk ve bebek resimleri de var arşivlerinde.

Eğlence benim için yerini hayrete çalışma bölümüne geçip de duvardaki ebru örneklerini görünce başladı. Belleğimdeki ebru bölümündeki resimlerin hiç birisi ile örtüşmeyen eserler duvarları süslüyordu. En beğendiklerim sanki egzotik desenlere sahip ipek kumaşları gelişigüzel katladıktan sonra fotoğraflanmış gibi olanlardı. Sonra ağç gövdesine resim yapıldıktan sonra fotoğraflanmış gibi duran, ardından sanki bir başka dünyaya ait yaprakların üzerinde ilerleyen tırtılı andıran, hele hele bir yılan derisine benzeyen... Hangi birisini söylesem. Fotoğraflamayı akıl edemeyecek denli dalmışım etrafı izlemeye. Boynuma bir önlük geçirdiklerinde aklım başıma geldi. Kolları sıvadım, eldivenleri giydim. Aldım fırçayı elime, başladım suya yazmaya. Şu kadarını söylemeliyim ki; hiç göründüğü kadar kolay değil ebru yapmak. Ancak inanılmaz keyifli bir o kadar da huzur verici.  


Konuya yabancı, beceriksiz ellerle su bu kadar taranır azizim. :) 

Not: Yaptığım ebrular kurusun, bir şeye benziyorlarsa fotoğraflarını koyarım buraya. Yoksa açmam bir daha bu konuyu.