21 Şubat 2012 Salı

En, En, En Çoklar...

Sevgili Deeptone mimledi, çok neşeli bir yazı yazmış kendisi de bu mimi cevaplarken. Bu seferki mimimi fazla ihmal etmeden, anında yani yazdığım gibi yayınlıyorum. Konumuz en sevdiğimiz "şeyler", bir sür şey var da ben en önce en sevdiğim şeylerden başlıyayım.

1 - En sevdiğim şeyler;

Sükunet, sessizlik
Gürültü, patırtı,
Müzik dinlemek, bilgisayarda müzik yapmak, sevdiğim şarkıları kesip, biçip onlara kendimce eklentiler yapmak, sevdiğim şarkıları rahat bırakamayıp illaki onları rahatsız etmek, 
Gezmek
Evde oturmak
Gördüğünüz gibi birbirne zıt şeyleri, hal geçmesin diye aynı ölçüde ve aynı derecede seviyorum.
Sinemada ya da evde film izlemek,
Huzur, ama huzurum bir kaçınca da huzurumu kaçıranların huzurunu kaçırmak. 
Arkadaşlarım,
Kalabalıklar, sokaklar ve yağmur.
Yazı yazmak, sakin bir köşede yazı yazmak ya da çok gürültülü bir yerde yazmak. 
Yazdıklarımı değerlendirmeme yardımcı olacak birilerini aramak.
Kediler,
Sokak kedileri, sokak köpekleri,
Trenler, tren yolculukları,
Havaalanları, 
Pencereler,
Pencerelerden dışarı bakmak, 
Yolda giderken pencerelere bakıp onlara öyküler uydurmak
Eller,
İnsanların ellerini zilemek, O ellerin sahiplerine hikayeler uydurmak
Resim yapmak,
Kaşını gözünü yara yara sadece kağıt kullanarak, noyasız resim yapmayı öğrenmek.

İlk aklıma gelen sevdiklerim bunlar. 

2 - Bilgisayarda vaktini neler yaparak geöirirsin,

Bilgisayar feci vakit alıyor birkere o yüzden ondan yazı dışında kendimi sıyırmaya çalışıyorum. Çok istesem de bazen okuduğum bloglara yorum bile yazamıyorum. Çok sayıda blog takip ediyorum, hepsine yorum yazsam saatler yetmiyor arada bir yorum bırakabiliyorum bu yüzden, PCyi sıklıkla yazı yazmak ve müzik hacamat etmek için kullanıyorum. Bir de kendi yaptığım karakalem resimlerin renkleri ile oynamak için resim programlarını bolca kurcalarım. Twitter a arada giriyorum. Vakit emen şeylerden uzak durmaya çalışıyorum gün yetmiyor sonra. Eskiden bir ara bolca briç oynadığım geldi şu anda aklıma. Vay be ne günlerdi Saatler ne kadar çabul uçar da giderdi.

3 - En sevdiğin filmler nelerdir, izlediğin ve aklında kalan ya da kesinlikle izleyin dediğin filmler nelerdir.

Çok film izlediğim için buna verebileceğim örnekler de fazla. Ama dönem dönem farklı filmleri farklı sebeplerden örnek verebilirim.

Bugün vereceğim en sevdiğim ve önerdiğim film örneklerim şunlar (uarın başka birliste çıkartabilirim);
Barry Lyndon,  Tom Jones isimli romanı okumuş ve kullanılan mizahi uslubu çok beğenmiştim. Hemen ardından Stanley Kubrick'in Barry Lyndo filmini çekebilmek için özel bir kamera geliştirdiği ve böylelikle çekimlerde yapay ışık kullanmadan, mum ışığındaki sahneleri bile çekebildiğini bir sinema kitabında okuyunca bu filmi çok merak etmiştim. Filmi bulup izledim ve aynı dönemi anlatan Tom Jones romanındaki esprili, neşeli anlatım tarzını yakalayarak çok mutlu olmuştum. Çok hoş nükteler, acaip alaycı bir oyunculuk var duyguların zıt duygular ile aktarılması çok zekice. Ryan O'Neal'in ilk defa rol yaptığını da bu film ile gözlemlemiş oldum. Bence Kubrick'in en iyi filmi. Kesinlikle öneririm. 

Ayrıca Le Sirene du Mississippi Framçois Truffaut'un çok başarılı bir filmi olmamakla birlikte, çok hoş mizansenlerden oluşur, jean Paul Belmondo ile Catherine Denevue'ün oyunculukları eşsizdir. Hikayedki ufak yefek gediklere sırf finaldeki, karlar içindeki klüubede geçen sahneler için bile katlanılabilir. Beüenirim bu filmi. 

Yine Truffaut'un ülkemizde "Penceredeki Kadın" ismi ile göstrilmiş filmi mükemmel bir öyküdür, oyunculuklar süper başarılıdır, filmin fianli ise her izleyişte aynı korkunç etkiyi yapar.

Possession, Andrzej Zulawski'nin unutlmaz gerilim filmi ülkemizde bir çok "yaratıcı" çizere de etki etmiş olmalı ki aynı hikayeyi, sanki filmin story boardunu çizer gibi utanmadan araklamışlar, hem de defalarca. ama ne yazık ki hiçbiri filmin yarattığı etkiyi verememektedir.

Para babaları tarafından dehdehlenen geri zekalı sinema eleştirmenlerince malum sebeplerle görmezden gelinen ancak hali hazırda yönetmeni Roman Polanski'nin başyapıtı olan The Ghost Writer başta olmak üzere Ninth Gate, Tess ve Repulsion isimli Polanski filmleri.

Brian de Palma filmlerinin The Sisters hariç olmak üzere tümünü. Aralarından illa birini seçmem gerekirse Femme Fatale filmini. Kanımca rüyaları anlatan en başarılı filmdir

Elia Kazan'ın .sansüre rağmen insanı allak bullak eden A Streetcar Named Desire filmini. 

Aynı dönemlerden unutulmaz film klasiği Sunset Boulevard filmini.  

True Romance, Romeo Bleeding, Double Indemnity, Music Box, Double Life of Veronique, Bound, Reebecca, zaman zaman izlediğim filmlerdendir. 

4 - Şu sıralar satın almak istediğiniz şeylerin listesi;

O kadar çok ki. 

En başta yeni bir bilgisayar, bir sürü kitap, cd, dvd yani bilimum ıvır zıvır diyebilirim.

5 - Şu sıralar en çok dinlediğini zşarkılar (3tane)
Gotye ve Kimbra düeti Somebody That I Used to Know
Adele'in meşhur şarkısı Rolling in the Deep'in Linkin Park versiyonu.süper olmuş. 
Patricia Kaas'ın güzel şarkısı Un Fille de L'est şarkısını bu versiyonunu yeni duydum, çok harika olmuş.  

İşte mimimiz bu kadar, Yoruldum yazarken gidip bir dolanacağım şimdi. Mimi kimseye göndermiyorum ama isteyen buradan aslın cevaplasın, yeni filmler şarkılar ööğrenmek güzel olur. 







5 yorum:

  1. sıkı yanıtlar. çok yorgunluk verici ilgi alanların. bunları yapsa insan çalışmasına, iş dünyasına zamanı kalmaz. böle yaşamak için insanın mirasyedi filan olması lazım. object of beauty deki malkovich gibi yaşaması lazım.:)
    bu arada film seçimlerin çok çok iyi. barry london severim ben de. tom jones da. kubrick bence sadece full metal jacket demek. bi de 2001 haliyle. :) trufo ve fransız sineması. ben daha çok o tarafta soluk alıp veriyorum. lelouch chabrol huppert vb. la femme de cote, camdaki kadın olarak de çevirisi var. :)

    kimbraaa. okumuşsundur blogumda.

    hayatın zor patron.
    :)
    fazla ilgi alanın var ha ha ha.
    :)

    YanıtlaSil
  2. polanski en sevdiklerimden. ghost writer çok iyidi. bikaç ay önce yazıp sildim. tess ve bitter moon'cuyum.
    :)

    YanıtlaSil
  3. Deeptone;

    Mirasyedi değilim ama bi rsüredir iş buşamadığım dopru. Böyle yaymasam kafayı yiycektim, ilgi alanlarıma yaydım ben de kendimi :)

    Polanski hakkındaki yazını silmene üzldüm merak ettim şimdi bak

    YanıtlaSil
  4. İçimden geldiği gibi;

    PC başındayken beş dakika geçti gibi geliyor bir bakıyorsun saate, saatler olmuş. :D

    YanıtlaSil

Yorumlar