Patricia Kaas - Kabaret, Fransız sanatçının her albümüne hayran kitlenin de sıradan bir müzik dinleyicisinin de mutlaka edinmesi gereken bir albüm. 1930'lu yıllara ithaf edilmiş gibi duran ancak çağdaş sesleri de içinde barındıran bir Kaas şaheseri daha denilebilir. Mutlaka dinlenilmeli, günlerdir dinliyor dinlemeye doymuyorum.
Nilüfer - Hayal, 2005 yılında çıkardığı albümde sırtında yıllardır taşıdığı safralardan üstelik ağırlığını kendi bestelerinin oluşturduğu bir albüm ile kurtulan sanatçı 2009 yılında yeni bir albümü tamamladı. Bu çalışmanın ilk habercisi geçtiğimiz yıl yaz aylarında satışa sunulan "Sen beni tanımamışsın" singılı idi. Singıl yoldaki albümün en kırıcı olmayan ifade ile vasat bir çalışma olacağının sinyallerini vermişti zaten. Sinyallere kulak verenler yanılmamış oluyor güzel bir ses, güzel orkestra, güzel şarkılar ama sanırım ya tuzu ya da biberine denk gelecek bir takım tınılarda noksanlık var ki, albüm vasat olmaktan kurtulamayacak.
Fresh, Hüseyin Karadayı - Bu adamın son iki albümünü zevkle dinlemiştim. İyi bir albüm yapmış yine, sıradan bir Dj albümü değil özellikle açılışı yapan sevilen bir Sezen Aksu şarkısı olan "Geri dön"ün capcanlı bir Betül Demir yorumu albüme hızlı bir biçimde dalıyor ve sonuna kadar da ilgiyi azaltmadan kulak kabartıyoruz. Adı gibi Fresh bir albüm, yaz cıstaklaması için ideal.
The Unthinkable - Amanda Ripley, Bloglarından tanıdığım kimselerin hangi türde olursa olsun bir eser vermesi hoşuma gidiyor, orta şarklılık işte kendime bir pay çıkarıyor için için gurur duyurum. Amanda, felaketler karşısında insan davranışını incelemiş, nedensiz gelen bir çok insan davranışının altında yatan sebepleri sırasıyla incelemiş. Soğukkanlılığı korumanın genellikle hayat kurtardığı konusunda iç güdüsel olduğunu sandığım ani olaylar karşısındaki bazı soğuk ve mesafeli davranışlarımın bana ve çevremdekilere kısa vadeli zararlar getirme riskinin az olduğunu öğrenme şansına kavuştum. Çılgın kalabalıklardan uzak duralım, ne olur ne olmaz.
Sıfır Km. - Albüm, Levent Yüksel yanına Volkan Öktem ve Ant Şimşek'i alarak Sıfır km isimli grubu kurdu ve şimdi de "Albüm"lerini çıkardılar. Dokuz şarkılık çalışmada üç de tanıdık melodi var, biri Yas, biri Med-Cezir, öbürü de Zalim. İyi eserler hoş eserler de tekrar dinlemenin ne gereği vardı bunc yıldan sonra. Hoş bir rock çalışması olmuş, dinlenilse de olur dinlenilmese de.
Uygarlığı değişiren yüz kedi - Sam Stall, Blog arkadaşlarım yine. Aylardır kitapçıda elimi atıp da jelatinlerini aralayıp içeriğine bakamadığım için bir türlü satın alamadığım kitap, kedi gibi bir sürpriz yaparak ellerime düşünce nasıl sevindiğimi anlatamam. Benim gibi bir kedi severin bir solukta bitirmemesi imkansız bir kitap. Kedilerin düşleri, becerileri ve haylazlıklarına hayran her kediseverin okuması gerekli.
Gazetelerin bilim köşelerinden edindiğim bilgiye göre; kediler sabahları acıklı mırıldamalar çıkartarak sahiplerini yataktan kaldırabilme konusunda çalar saatlerden daha etkiliymişler. Gördüğünüz gibi gazetelerin bilim sayfalarından gözlerini ayıramayan bir blogger mizacım var ki akıllara sezadır kendisi. Kedi sahibi sıradan bir insan sabahın körü oldu muydu, bebek gibi inildeyen kediye mama verdiğinde vicdan azabı çekmekten kurtulabiliyormuş. Ben de bir tek benim kediler özel sanıyordum. Kediler sahiplerine bir sabah olsun sabah keyfi yaptırtmamaklari ile bilimsel araştırmalara konu olmuşlar haberim yokmuş. Benimkiler sağolsunlar beni kahvaltı için değil de balkon sefası için kaldırıyorlar en değerli sabahın köründeki uykularımdan. Beyaz kedi yazları balkonda iki tur atmadıkça susmuyor. O ne miyavlamadır, anlatmam, anlatamam. Tarifi mümkün değil. Kalkıp açıyorum balkonun kapısını yeter ki sussun. Susuyor. Bende uyku neyin kalmıyor.
Öğrendiğime göre İngiltere'de ilk ve orta öğretim seviyesindeki sınıflarda uyumsuzluk gösterip antisosyal davranan ve huzursuzluk çıkaran öğrencilerden ötürü öğretmenler velileri dava edebilecekler. Hakimler de aileleri ebeveynlik kursuna gönderebileceklermiş. Hımm ne güzel. Darısı başımıza. Böylelikle çocuklara hak ettikleri ilgi zorla da olsa gösterilebilecek demek ki. Çalışan ailede çocuk olmak bazen zor zenaat.
Bir baktım, pazar günü otobüs durağında yaşlı bir adam, hasır şapkası, tiril tiril gömleği, kıravatı, ütülü pantolonu, sandaletleri ve çorapları ile oturmuş otobüs bekliyor. Çok huzurlu bakıyordu. Durakta oturduğu bankın yanında bir ayakkabı reklamı, koskocaman ayakkabı resmi. Resmin yanında oturmuş adamcağızın fotoğrafını çekmek isterdim yanımda makine olmadığı için hayıflandım sonradan.
Bir de baktım, evlenmeler gırla bu ara. Evleneceği kadını eski erkek arkadaşlarından kıskananları ve "görüşme onunla diyorum sana"ları hiç anlamadım. Anlam veremedim. Hastalıklı buldum, uzakta durdum ki maksat bana da bulaşmasın. Sen şimdi evli barklı çoluklu çocuklu adamken git başkası ile ilişki yaşa, sonra da cümle alemi yıllarca ıkındırıp sıkındırıp eninde sonunda kararını ver ve yuvanı yık, ardından evlenmeye kalk. Sonra da evleneceğim diye yıllarca sustalı maymun ettiğin kadına ültimatom çek; "yapma", "etme", "cart" ve bilhassa "curt" diye vızıkla zıpzıpzıplayan yer cüceleri gibi. O da harfiyen uysun yasaklamalarına. Eşeklik serde olunca semer giydirecek kimse bulunur elbette. Komiksiniz vesselam. Peki konuşmuyorum, hiç işim olmaz fırtınalı ihtiras bozmalarınızla. N'aparsanız yapın. Gidin mutlu olun, üreyin falan.