Saturday, April 23, 2016

Evimiz

Evimiz çok uzaklarda.
Sabır dağlarının ardısıra.
sapsarı tarlaların,
bomboş çöllerin arkasında.

Evimiz suyun öte yanında,
vesveseli dalgaların,
selvi ormanlarının ardında,
bir rüyada, bir masalda.

Masmavi bir okyanusun
ahlat bahçelerinin arkasında
üzüm bağlarının,
arı kovanlarının öte yanında.

Evimiz bulutların arkasında,
Hüznümüzün öte yanında,
Islak yolların sonunda,
Yağmurun denizin ardında.

Evimizin öyküleri,
vişnesi ve şam fıstıkları.
Sıcak gülüşlerinin arkasında
yorgun düşmüş hane halkı var.

Evimizde mutluluk var,
havuzunda balıklar,
Sokağında lastik toplar
ve çok güzel kediler var.

Sıcak ve içten evimizin
duvarlarında suretimiz var.
Balkonda oynarkenki resmim.
ve o yaz, deniz kenarında

Ya o yağmurdaki resmim,
elimde valiz, gözümde yaş
ayrılırken nazik,
güzel insanlardan.

Evimiz çok uzaklarda
Sabır dağlarının ardı sıra.
Sapsarı tarlaların,
Bomboş çöllerin arkasında.

Evimiz suyun öte yanında,
vesveseli dalgaların,
Selvi ormanlarının ardında,
Bir rüyada, bir masalda.

Marjan Farsad
(Çev: Deniz Moralıgil)





Wednesday, April 13, 2016

Zehirli Neşriyat

Otobüste oturmuş kitabını okuyan bir kadın hakkında öykü okuyordu. Aniden kendisinin de otobüste kitap okuyan bir kadın olduğunun farkına vardı. “Daha birkaç dakika önce otobüste değildim", cümlesi geçti aklından. Kitapta anlatılandan çok daha farklı bir hayatın içinden geldiğinin bilincindeydi. Ne var ki, bir daha eski hayatını anımsayamayacağını henüz bilmiyordu.

D.M.


Thursday, March 3, 2016

Methiye

Amanın! alevler ayvaya sıçradı!
Çabuk vur küreği, bas suyu,
Cayır cayır yanıyor ağaççık.
İnce ağaç, zavallı ağaç.
Erik kıs kıs gülüyor. Ceviz mesut.
Herşey uzakta cereyan ediyor.

Rüzgâr diniyor.
Ben hep zavallı ağaçları sevdim.
Levent Yılmaz, "Afrika" adlı şiir kitabından

 Goya, 3 Mayıs 1808 adlı tablosu ve ilham verdikleri 

Sunday, February 21, 2016

Soğukkanlılıkla

"Capote" filmini izlediyseniz henüz hiçbir şey görmediniz demektir. 


Tuesday, February 9, 2016

Gül & Geç

Köpek sahibine göre havlar derler. Sahibinin mekanında, sahibini makamından hırlayıp da efendisini sevindirmeye kalkan köpek kısmı bolca çam devirir, farkına geç varır. Bir nevi "ben bilmem, beynim bilir, o da yok denecek kadar az: öyleyse sahibim bilir" misali bir debelenme. Ağzından çıkan lafın eriştiği ucu bilemeyene gülünür, geçilir... 
Zaten it ürür, kervan yürür... 
Falan, fıstık...
Karikatür, kolaj. D.M.