10 Aralık 2016 Cumartesi

Tetro

Francis Ford Coppola'nın Cannes Film Festivali esnasında Tetro hakkında sarfetmiş olduğu "bu filmdeki hiçbir şey yaşanmadı, ancak hepsi gerçek" cümlesine bakılırsa bu film Francis Ford Coppola'nın otobiyografik izlerini en fazla barındıran çalışması. Elbetteki birebir yaşam öyküsü değil filmde anlatılan: bir yazarın eserlerinde bıraktığı izler kadar şifreli ve iplerin uçlarının nerede birleşip, nerede ayrıldığı ya da düğüm olduğunu artık sadece eser sahibinin bilebileceği kadar kurgusal detaylarla da harmanlanmış, hal böyle olunca da; gerçeklerle paralelliklerin artık öneminin olmadığı izler bunlar. Zira, ortaya çıkan özgün bir eser ve orada anlatılanlar da artık başka kahramanların yaşam öyküleri.



Siyah beyaz çekilen bu film yönetmenin Siyam Balığı filmini andıran özelliklere sahip, her iki filmde de zaman zaman renkler belirerek içinde yer aldıkları sahnelerin dramatik dokusunu güçlendiriyor. Aradaki benzerliğin altını çizmek istemeyen Coppola, başrol için düşündüğü Matt Dillon'u Siyam Balığı'nda da rol almış olduğu gerekçesi ile değiştirmiş. Vincent Gallo çok başarılı bir oyunculukla Tetro karakterini canlandırıyor, oyunculuktaki ufak bir nüansın bile tüm dengeyi altüst edeceği büyük bir film var karşımızda. Tetro'nun küçük kardeşi Bennie'yi ise ilk kez bir büyük rol üstlenmiş yetenekli oyuncu Alden Ehrenreich canlandırmakta.



Tetro, büyük operaları andıran ağdalı bir öyküye sahip, nesillerin taşıdığı aile sırları, aile dramı, melodram katmanları, oedipus kompleksleri, savaşın izleri; aşk ve şiddet öyküleri filmin tamamına yayılmış.

Tetro önemli bir orkestra şefinin oğludur, geçmişte yaşadıkları ruhunda büyük yaralar açmıştır, o yüzden her daim öfkelidir ve çevresindekilere takındığı tutum düşmancadır; kuntlaşmış tabiatına göğüs germeyi öğrenmiş Miranda adlı bir sevgilisi, bir daha asla görmek istemediği Bennie adında bir erkek kardeşi vardır. Bennie hiç ummadığı anda Tetro'nun hayatına yeniden girer. Garson olarak çalışmakta olduğu geminin tamir edilebilmesi için bir kaç günü zorunlu olarak Buenos Aires'de geçirmesi gerekmektedir. Miranda bu fırsatı değerlendirerek kendisi için büyük bir gizem olan Tetro'nun ailesine dair bilgileri edinmeye çalışır: böylelikle sevgilisinin taşıdığı büyük mutsuzluğun nedenini öğrenebilecek ve belki de ona yardım edebilecektir. Bennie, evde abisinin yazmakta olduğu bir oyun bulur, eser tam değildir, metnin üzerinde bir kaç düzeltme yaparak bir yarışmaya gönderir. Bu, Arjantin'in en önemli edebiyat eleştirmeni Alone tarafından organize edilen ve ülkenin en prestijli yarışmasıdır. Tetro'nun yazar olarak bir anda yakaladığı ün, ailenin geçmişle tekrar yüzleşmesinin kapılarını açacak ve kardeşlerin içlerinden atamadıkları güçlü baba karakterinin izleri ve Tetro'nun bilip Bennie'nin bilmediği büyük sır tıpkı operalara yakışan bir görkemle ortaya çıkacaktır. 



Coppola'nın "Apocalyose Now" filminden beri yakasını bırakmayan aksilikle bur filmde de yakasını bırakmamış, önce Arjantin'de çekim süreci esnasında Coppola'nın filme dair bütün notlarının yer aldığı diz üstü bilgisayarı çalınmış, daha sonra sinema sendikalarının Tetro ekibinde yeterli miktarda Arjantinli sinema işçisi çalıştırılmıyor olması sebebiyle çekimleri durdurmuş. 

("The Red Shoes - 1948" final dansını anımsatan sahne)

Zirvelerini açık etmek için acele etmeyen film, süresi ve siyah beyaz rengin hakimiyeti sebepleriyle sıradan izleyiciyi kolay kaybedebilecek bir eser olarak algılanma riski taşısa da; sabır göstermesini bilen sinema sevdalılarına, müthiş oyunculuklar, üzerinde düşünülmüş kurgunun kıvraklığı, katman bakımından zengin öyküsü ve "On the Waterfront" ve "The Red Shoes" gibi sinema tarihine damgalarını vurmuş filmlerden izler taşıyan anları ile bir ödül gibi gelecektir. 



Tetro - 2009

Yönetmen: 
Francis Ford Coppola

Senaryo: 
Maurico Kartun, 
Francis Ford Coppola

Oyuncular: 
Vincent Gallo, 
Alden Ehrenheich, 
Maribel Verdú, 
Klaus Maria Brandauer, 
Carmen Maura

Görüntü Yönetmeni: 
Mihai Malaimare, Jr.

Kurgu: 
Walter Murch

Müzik:
Osvaldo Golijov

Meraklısına Linkler:

24 Kasım 2016 Perşembe

Hazret

Meraklanmaya hacet kalmamakla birlikte eğer ediyorsanız, yediği hurmalar çoktan hazreti yeniden tırmalamaya başlamıştır ve "geçiyordum, tuzağa düştüm, haksızlığa uğradım" maskesini bir kez daha takmasına yarayacak olan reva makamından dokuz tilkisini beyninin içine salmış "allem etsem, kallem etsem, ne eylesem de şu insanların rahatını kaçırsam" diyerek şakşakçılarının huzurunda toplantı odalarını arşınlamaya başlamıştır bile.