12 Nisan 2014 Cumartesi

İki Mükemmel Boşluk

İlişkileri bulmaca gibiydi. Her yerden boşluklar çıkıyor, bir türlü dolmuyordu. Zira erkek geçmişinden bahsetmeyi sevmiyordu. Manisa’da doğup büyüdüğünü kaçırmıştı bir keresinde ağzından. Hepsi bu. Gelecekle ilgili bir planı yoktu. “Yarın ne yapacaksın?” diye sorulduğunda omuzlarını silkerek “Ne önemi var?” diyordu. Kızı evinin kapısına kadar getirir, içeriye asla adımını atmazdı. İşi gücü yoktu ama hep bir yerlere yetişir gibi kalkar, giderdi. Erkeğin evinde buluşuyorlardı. Fotoğraflarla dolu bir kutusu vardı. Hepsi kendi resimleri… Güneşte otururken, yürürken, denize bakarken, içki içerken yaz fotoğrafları… Ceket, pantolon, süveterli, bond çantalı kış fotoğrafları… Yüzünün olması gereken yerde ise hep mükemmel bir daire. Her biri için bahanesi hazırdı: yok burnuna sinek konmuş, yok gözleri şaşı çıkmış. Kesip atıyordu kendini fotoğraflardan. 

Bir gün, “ne bekliyorsun hayattan?” diye sordu adama. Öyle bir baktı ki kıza, kız yanıt geliyor zannetti. Oysa adam kızın sol gözünün içine bakmıştı o an. Cevap yerine “ya sen?” diye sordu. Kız, göğüs kafesinin orta yernde bir ayaz başladığını o an anlayamadı. Zor bir soruydu, düşünür, taşınır; bir cevap verebilirdi, ancak adam; “gitmem lazım” dedi. Gideceği bir yer yoktu. Bunu ikisi de biliyordu. Yine de gitti. 

"Anılar, Düşler ve Önemsiz Şeyler"den alıntı.




Kolaj: İki Mükemmel Boşluk/D.M.
(Sahaflardan bulunmuş 8 fotoğraf bir gazete üstüste)

3 yorum:

  1. İnsan bazen kendine soramadığı ya da cevabını bilmediği soruyu başkasına soruyor. Sanırım, kendine sorduğunda bir cevap verebilmek için yapıyor bunu...
    Güzeldi. :-)

    YanıtlaSil

Yorumlar