2 Mayıs 2013 Perşembe

Yine Fuar Mevzuu

Kitap fuarlarının güzel yanları yazarları okurları ile buluşturması, okurlara daha ucuza kitap satın alma imkanı sağlaması ve bir de maraton halinde süregiden söyleşileri, panelleri. 

Keyifle dinlediğim söyleşiler de oldu, sıkıcı olanları da. 

En eğlendiğim anları ise özgürlük ve edebiyata dair bir söyleşide yaşadım. Aykırı bir duruşa sahip olduğunu ve genç bir düşünce yapısına sahip olduğunu habire dikte eden, Paris'te yaşayan bir beyefendi konuşmacı, söyleşisinin en başında kızının ve oğlunun konuk oldukları ülkede yaptıkları sevimli yardımseverlik örneklerini ardıardına sıraladı. Konuşmasına başladığı sırada içeriye girmiş olan bir grubun on dakika kadar sonra salonu terkediyor olmalarına gözü takıldı ve onları öfke ile süzdü. Konuşmasının sonuna doğru salonu terkedenleri saygısız olmak ile suçladı. Adamlar salondan çıkıp gitmiş oldukları için bu sözü duymadılar. Hemen akabinde söz isteyen bir hanımefendi, kendisini aykırı bir sanatçı değil de tuzukuru varsıl bir insan olarak nitelendirebileceğini çünkü şu anda ülkemizde yaşayan bir çok aydının kendisi ile benzer imkanlara sahip olmadıklarını ha deyince Paris'e yatay geçişte bulunmayacaklarını,  böyle olunca da özgürlüklerini tehlikeye sokmamamak için sözcüklerine oto sansür uygulamalarının hayli anlaşılır olduğunu söyledi. Adamcağız bu sözlere o denli sinirlendi ki, özgürkük ve edebiyat konusunda söyleşmekte olduğunu aklından çıkararak kendisi ile aynı yaşlarda en arkada oturan hanımefendiye haddini bildirmeye kalkıştı. Kadın kendisine söylenen hiçbir lafın altında kalmayınca söyleşi sayın yazar ile sayın izleyen arasındaki atışmaya dönüştü. Durum uzayınca moderatör o anda orada olma nedenini anımsadı ve saçma sapan hal almış gidişata noktayı koydu. İşte tam o sırada ön sırada oturan bir yazar söz istedi ve az evvel dışarı çıkan gurubun sivil toplum örgütlerinin standında görevli kişiler olduklarını ve en az yazarın Paris'teki evlatları kadar sevimli hayır işlerine imza attıklarını ve on beş dakika çay molası verdiklerinde bir ucundan da olsa söyleşileri dinleyip sonra görevlerinin başına döndüklerini; öte yandan özgürlük ve edebiyat başlıklı bir söyleşi için oldukça hafif bir içerikte konuşmanın yapıldığı da dikkate alınırsa insanları saygısızlıkla itham etmeden evvel onların beğenmedikleri söyleşilerden çıkma özgürlüklerinin olduğunun da akılda tutulmasının yerinde olabileceğini bir çırpıda söyledi. Ardından uzun uzadıya konu üzerine kendisinin yazmış olduğu iki metninde paragraflar saçtı her tarafa. Bunun üzerine yazar bey çok surat astı.  Bazı seyirciler eğlendi, bazıları çok sıkıldı. 


Kitap fuarından önce her ne kadar kendime yasaklar koysam, sadece bir iki kitap alacağım desem kendime mani olamadım. Okunacak kitaplara aşağıdakiler de ilave oldu. 



Türk Dil Kurumu'ndan;
Atasözleri ve Deyimler sözlüğü I-II
Gezi yazıları
Ropörtajlar
Denemeler

Baba Oğul ve Kutsal Roman - Murat Gülsoy
Alemlerin Sürekliliği - Murat Gülsoy
Ağula - Sİbel K. Türker
Okumanın Tarihi - Alberto Manguel
Mostari - Gündüz Vassaf
Tokyo Sene Sıfır - David Peace
Kayıp Kentin Radyosu - Daniel Alarcon
Mekan Hikayeleri - Emel Kayın
Sessiz Saatler -Gaelle Josse
Rüştü Onur - Salah Birsel
Modern İstanbul'un Doğuşu - Murat Gül
Sıradan Kadınla Düşü - Samuel Beckett


3 yorum:

  1. Kitapseverlerin, kitap konusunda kendilerine koydukları yasaklar çiğnenmeye mahkumdur !!
    Hele söz konusu kitap fuarıysa:)
    Keyifli okumalar Vladimir...

    YanıtlaSil
  2. ALemlerin Sürekliliğini oku da tartışalım üstüne. Murat Gülsoy' la ilgili hayırhah olmayan tespitlerim var, bakalım sen ne diyeceksin? Emel Kayın ilginç kadındır, kitabını ben de merak ediyordum.

    YanıtlaSil

Yorumlar