28 Şubat 2013 Perşembe

Yabancı Kucak'tan

Her akşam, lokanta bulmak üzere yola koyulmadan evvel balkonda bir saat kadar birbirlerine düşlerini anlatıyorlardı. Bu bir saat neredeyse törensel bir nitelik kazanmıştı. Her biri kendi düşünü anlatma lüksünü elde etmek için ötekinin anlattığı düşü sabırla dinlemek durumundaydı. Colin’in düşleri psikoanalistlerin ağızlarını sulandıracak cinsindendi; uçmak, dişlerin dökülmesi, yabancıların karşısında çırılçıplak kalıvermek gibi. Mary’nin uykusu ise, sert döşek, alışkın olmadığı sıcak hava ve hiç bilmediği kentin etkisiyle olacak; karmakarışık, gürültülü, kafa karıştıran düşlerle bölünüyordu; öyle ki bunların uyanık olduğu saatleri de uyuşuklaştırdığından yakınıyordu kadın. Ayrıca, eski, süslü kiliseler, süslemeli mihraplar, kanalların üzerindeki taş köprüler, uzaklardaki bir ekrana yansır gibi soluk soluk düşüyorlardı göz kapaklarının içine. En çok çocuklarını görüyordu, sık sık onların tehlikede olduklarını, kendisinin de onlara yardım edemeyecek kadar beceriksiz ve şaşkın kalakaldığını… Kendi çocukluğu ile onlarınki birbirlerine karışıyordu. Oğlu ve kızı ısrarcı sorularıyla onu korkutuyorlardı. Neden bizsiz gittin? Ne zaman döneceksin? İstasyonda bizi karşılayacak mısınız? Hayır, hayır, siz bizi karşılayacaksınız diye açıklamaya girişiyordu. Kulaklarını iki eliyle tıkamış vaziyette, bitkin uyanıyordu. Arada eski kocası onu bir köşeye sıkıştırıp, bir vakitler gerçekte yaptığı gibi, sabırla, pahalı bir fotoğraf makinesini nasıl kullanacağını anlatıyor, püf noktalarını anlayıp anlamadığını her aşamada sınıyordu. Saatler sonra susması için yalvarmaya başlaması bile kar etmiyor açıklamalar yapan dırdırcı sesi bir türlü durduramıyordu.


Yabancı Kucak - Ian McEwan
Arıntı yayınları
Çeviren: Pınar Kür

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlar