23 Aralık 2012 Pazar

Kanguru ve İletişimsizlik


James Cook, 1770 yılında gemisindeki bir arızanın giderilmesi amacıyla, Avustralya'nın Kuzey Doğu kıyılarına demir atmak zorunda kalır. Kıyıya çıktıklarında oradaki insan boyundaki iri kuyruklu, sıçrayana yaratıkları ve sahilde barış içinde vakit öldüren aborjinleri görürler. Aborjinlere ilk kez gördükleri hayvanları işaret ederek;

- "Nedir bu?" diye sorarlar.

Aborjin istifini pek bozmadan yanıtını verir:

- "Kanguru"

O tuhaf hayvanın adı kanguru kalır. 

Hayvanın garipliklerinden bir tanesi de geri geri gidememesi, arkasına dönüp geldiği yolda geri dönemesidir. Bir kanguru geri dönmek için ilerlemeli, bir daire çizmelidir.

Kangurunun ismi ile ilgili en garip şey de şudur.

Aborjin dilinde "Kanguru" aslında "Bilmiyorum", "anlamadım" manasına gelen bir sözcüktür. Aborjin karşısındaki tuhaf insanların sorusundan bir şey anlamamış başlarından savmak için anlamadığını dile getirmiştir yalnızca.

Bu hikaye yıllara anlatıldı durdu.

Aborjinlerin konuştuğu dillerden olan "Guugu Yimidhirr" dilinde "gangurru" isimli bir kelime olduğu ve bunun da kanguruların bir türüne verilen isim olduğunu ise yüzyıllar sonra anlaşıldı.

İletişimsizlik bazen yüzyıllar sürebiliyor mirim. 






Meraklısına Linkler;

4 yorum:

  1. Çok güzel. İlk kez duydum ve sizden öğredim. Teşekkürler. Yüreğinin götürdüğü yere git romanından sonra Aborjinler hakkında bilgiler edinmiştim. Doğayı anlayan Avusturalya yerlileri tıpkı kaderdaşları Amerika yerlileri kızılderililer gibi doğayı okumayı öğrenmiş değer yargılarını doğadan almış pek çok yönüyle irdelenmesi ve soylarının tükenmeden öğrenilmesi ve gelecek nesillere aktarılması gereken çok değerli bilgilere sahipler. Keşke daha iyi tanıyabilsek onları.

    YanıtlaSil
  2. aslında şuandaki iletişim sandığımız şeyin durumu da aynı iletiştiğimizi sanıyoruz.

    YanıtlaSil
  3. Ne güzel bir hikaye, paylaştığın için teşekkürler:)

    YanıtlaSil

Yorumlar