2 Eylül 2012 Pazar

Tatlısu Balığı

...
Halil, gözlerini ayırmadan uzun uzun izlese de akvaryumdaki yaşam hiç eğlenceli değildi. Ama Celil’in akvaryuma hareket getirdiği de kesindi. Küçük balıklara işkence etmek için seçtiği yöntemler oldukça yaratıcıydı, seçimleri birbirini tekrar etmiyordu. Akvaryumdaki balık sayısının birer birer azalışına şahit olmak Halil’in canını yakıyordu. Henüz  abisini durdurmaya cesaret edecek gücü yoktu: içi sızlıyor, diş biliyordu; yine de abisinin maharetli ellerinin yumuşak dokuları lime lime edişini izliyordu. İzlerken eğlenir gibi yapmakla  üzüntüsünü gizleyebildiğini sanıyordu. Bilmediği, abisinin onu ne kadar iyi tanıdığıydı.  Öğleden sonraları,  esmer, sıska ve uzun bedenli çocuğun kollarını sıvayarak, akvaryuma doğru her ilerleyişinde “Acaba şimdi hangisi?” sorusunu içinden yinelerdi. En sevdiği balığın sona kalış nedeninin talih olamayacağını yetişkinlerin dünyasına adım attıktan seneler sonra,  insanları tanımayı öğrendikçe anlamıştı.

İnsanlar  kendilerini anlatır da anlatırlar. Başkalarını etkilemeye kalkışmak için ne kadar acınası bir yol. Kafalarında döndürdükleri, istedikleri ancak olmadıklarını anlatırlar aslında. İnsanları kendilerini anlatmak için seçtikleri sözcüklerden değil de, başkalarını tarif ederken izledikleri yöntemlerden, seçtikleri kelimelerden tanımaya çalışıyorum daha çok. Yapıcı mı, yıkıcı mı, acımasız mı,  tarafsız mı.. Bütün bunlar o kadar çok şey anlatır ki. İnsanları iyi ve kötü diye ayırmıyorum yine de, gözlemlemek akvaryumdaki balıkların çaresizce o cam duvardan öbür cam duvara kuyruk sallayan balıklar gibi ilerleyişlerini  izlemek kadar eğlendirir kimi insanı.

Başkasının kişilik tahlilini kendi fikri gibi savunurken gafil avlanırlar;  kendi karakteri güdük kalmış ve etik gediğini görmekten aciz ve hafiften etiket bağımlısı kimseler. Tabii bütün bunlara gülüp geçmesini seneler önce öğrendiysen güler geçersin, daha yeniysen şaşar kalırsın…  Yahutta dinlersin, izlersin. Soru sorarak mantıklı açıklama yapması için bir kapı açarsın. Aklı başında insan önünde açılan kapıyı görür, teşekkür eder, içeriye bir adım atar. Ne kapıyı ne de açıldığını göremeyenler var bir de.. Onlar çıkış yollarını da, giriş yollarını da göremeyecek gafildirler, çeneleri düşük olur, kendi seslerine duydukları şehvet büyük olur. Akvaryumdaki balık orada kalır, Onları dışarıya çıkarabilecek hiçbir kapı yoktur.  

Seneler sonra bir başka akvaryuma alnını dayamış, gözlerini suyun içinde iyice bulanık hale gelmiş bir alana sabitlemiş düşünüyordu Halil:

“Acaba şimdi hangisi?”
...




D.M. - "Tatlısu Balığı" isimli öyküden kısa bir alıntı. 

1 yorum:

  1. Selamlar,
    Yorum bırakıcam dedim de, twitter üzerinden de ulaşayım dedim. detaylar orada. :)

    YanıtlaSil

Yorumlar