12 Nisan 2011 Salı

Kuyruksuz Kedi

Sokak kedileri şanssız canlılar. Sokağa düştüğünüzde her tür tehlikeye karşı savunmasızsınız çünkü. Geçen yıl tatil beldelerimizdeki bir pansiyon sahibinin kedisine genç bir kadının gizlice neler yaptığını gördünüz. Hayatın üzerine yüklediklerinin ağırlığına sığınmayı marifet ya da çok zekice gibi gören bilimum sadist ruhlu insan minik hayvanlara eziyet etmekten vazgeçmiyor ülkemizde. Tekmelenerek öldürülern köpekler, kediler. Zararsız bir hayvanı canavarca öldüren insanlar ile birlikte yaşıyoruz. Bu eziyeti yapan kimseler bizim gibi biere apartman dairesine sığınmış yaşıyorlar. Canavarlar ile paylaşıyoruz her gün geçtiğimiz yolları, otobüsleri, taksileri. Görünüşte, düz sakin bir insan ama etrafta şahit olmadığına kanaat getirdiğinde minik bir canlının azraili.

Sokaklarımızda kuyruksuz kediler dolaşıyor. Kuyruk ki kedinin dengesini bulmasını, çevik hareket etmesini sağlayan uzvu. Ayrıca kuyruk kedinin duygularını göstereceği bir araç. Bıyıklarını keser, kuyruğunu keserseniz kedi bir pamuk yastık kadar çaresiz ve duygusuz kalır karşınızda. İyi ama bunu neden yapmak isteyesiniz? Benim de anlayamadığım bu zaten. Bir kedinin kuyruğunu koparmaktan nasıl bir zevk alır bir insan? Bu insanların yaptığını suç saymayacak denli duyarsız kanunlarımız elbette bu zemini hazırlamış bir kere.

Kedinin adı Oktay. Bir Pet Shopta rastladım ona. Yastığında uyukluyordu. Biraz ilgi gösterince önce dükkan sahibine baktı sonra bana bakıp acı acı miyavladı. Sonra elli yaşlarında bir kadın girdi dükkana. Elinde bir kuru köpek maması torbası vardı. "Kedim bu mamayı yemiyor" deyince dükkan sahibi gülümseyerek; "Yiyemez elbette, şünkü o elinizdeki köpek maması, sert gelir kediye"dedi. Kadın farketmeden köpek maması satın almış. Onlar konuşurken bastım denklanşöre. Fotoğrafını çekerken de miyavlıyordu Oktay. Ama içinde bulunduğu ruh halini anlamak mümkün değildi. Kuyruğu yok çünkü Oktay'ın. Hangi sadistin zevkini tatmin için hangi sokakta koptu, hangi çöp kutusunu boyladı kimse bilmiyor.

Oktay artık tam zamanlı bir sokak kedisi değil, gündüzleri bile canı isterse üzerinde uyuyabileceği bir yastığı var. Veteriner kediyi o halde bulunca benimsemiş, dükkan onun yeni evi olmuş, bir de yastığı var. Yastık köpek yastığı ama olsun ne gam. Yastık değil mi, hepsi yumuşak. Hiçbiri kaldırım taşları kadar sert değil. Bu dükkana gelenler de Pet Shop sahibi onu besliyor, barınak sağlıyor. Oktay canı isterse çıkıp dolanıyor, sonra geriye dönüyor. Sokakta gezerken kuyruğu olan kediler gibi gururla dolaşmıyor. Biraz daha temkinli, başı yere biraz daha fazla yakın.

14 yorum:

  1. Çok üzüldüm okuduklarıma.İnsanlar nasıl bu kadar sadist olabiliyorlar.
    Çok üzüldüm çok.

    YanıtlaSil
  2. şaşırmıyorum aslında insanın insana yaptıklarını görünce hiç şaşırmıyorum :((

    YanıtlaSil
  3. genel olarak petshoplardan hiç mi hiç hazzetmesem de o dükkanın sahibine karşı bi sempati oluştu anında içimde. benim de böyle bir veteriner hekim dostum var. nerde yardıma muhtaç bi hayvancık görse hemen sahiplenir. tedavi olan, aşıları tamamlanan hayvanlar da ayrılmazlar klinikten, kedi köpek hep beraber dolanır dururlar...bizim bahçe de öyledir. hayvancıklar hissederler nereden yardım göreceklerini, doğuracak bir kedi hemen anneme yanaşır. kışın aç kalmış bi yavru son gücünü babamın ayakları dibine gelmek için harcar. bir insanın başka bir insana kıymasını bile anlayabilirim belki. hırs, çıkar çatışması, düşmanlık... ama bir insanın çaresiz bir hayvana sadece zevk için eziyet etmesini hiç ama hiç anlamıyorum. acımasızca gelebilir belki ama bunları yapanlar umarım bir gün aynı muameleyle karşılaşırlar....

    YanıtlaSil
  4. yaşama saygı hem insanlar hem hayvanlar için gerekli.
    ben veteriner hekimlere hastayım keşke onların hayvanlara gösterdikleri sevgi ve şefkati doktorlar insanlara gösterebilse

    YanıtlaSil
  5. Dün, bu konu ile ilgili uzunnnn uzun içimi dökmüştüm yorum olarak. Fakat sanırım yorumu yollarken bir aksilik yaşandı sanırım. Neyse. Aklımda kalanları şimdi üşenmeyip tekrar yazacağım ki üşeneceğim bir konu değil bu zaten...

    Semtimizde kocaman binaların arasında kalmış, can çekişen gibi görünmeyen, kocamaaannnn bahçeli bir gecekondu var. Yaşlı bir teyze yaşıyor o gecekondu da. Tek başına değil ama. Yaklaşık 20'ye yakın kedisi, birkaç tavuk ve horozu ile.
    Hayvanları çok seviyor o da. O da, benim gibi... Bu kediciklere sık sık süt olmakla beraber yiyecek veriyorum ben de. Çok güzeller. Bir yere gitmek için dışarı çıktığımda elimde poşet vs. bir şey gördüklerinde peşimden ayrılmıyorlar, dolanıyorlar bacaklarıma.

    Bir kaç gün önce yine süt verirken kediciklere kızımla birlikte, bir tanesinin kuyruğunun olmadığını fark etti kızım. Sordu "ne olmuştur?" diye. Ona kediciğin bir kaza sonucu kuyruğunun kopmuş olabileceğini söyledim. Ama sonrasında da bunu birisinin de yapmış olabileceğini söyledim. Evet birisi yapmış olabilirdi bunu. İnsan görünümünde olan, fakat yazık ki insanlaşamamış....

    Kızıma "bu dünyada kötü insanlar var" derim hep ve dikkatli olmasını tavsiye ederim. Evet, bu dünyada kötü insanlar var. Ve bu kötü insanlardan birisi bizim buradaki kediciğin kuyruğunu koparmış, :( diğeri de Oktay'ın :(

    Bu insanlardan o kadar çok var ki.

    Her zaman şunu söylerim ki bu bir klişedir aslında. Çok doğru bir klişe... "Hayvanları sevmeyen, insanları sevemez". Çok doğru bir laf bu... Bir canlıya zarar vermek düşüncesi, onun canını yakmak, hayatına kast etmek... Ufff düşünmesi bile canice...

    Ne çok konuştum değil mi? Bu konu canımı sıkmıştır hep... İçimi döküyorum o yüzden

    Neyse. Son olarak da şunu belirtmek istiyorum. Benim gözümde, hırsızlık veya tecavüz suçlarını işleyen kişilerden farklı değildir bu kedi kuyruklarını koparan ya da onlara benzer eziyetlerde bulunan kişiler de. Adi suç, adi suçtur… Hafifi vs’si yoktur. Hepsini aynı kefeye koyabilirim bu anlamda… dedim…. dedim ve gitttimm…

    Hoşçakalın...

    YanıtlaSil
  6. Domatessuyu;

    Malesef rastlanan manzaralar bunlar ve biz bu insanlarla aynı şehirlerde yaşıyor aynı sokakları paylaşıyoruz. Bizi onlarda ayıran sadece evlerimizin duvarları, kapıları.

    YanıtlaSil
  7. Beenmaya;

    İnsanın insana yaptıkları da arkalarından dolap çevirip ona sırf kötülük olsun diye kötülük yapmaları sonra yalanlara sığınacak kadar aşağılık hale gelebilmelerine ne denir bilmem. Öğreniyorum hala ama :(

    YanıtlaSil
  8. Kırmızı Çizmeli Kedi;

    Malesef güçsüz olanın karşısında şeytani yanını ortaya çıkarıyor insanlar, kendinden güçsüz olanı ağzı dili olmayan hayvanı hırpalamak, çocuğa tecavüz edip öldürmek, kuytuda kıstırdığı kadının onurunu lekelemeye çalışmak hep ne nedenle olursa olsun kırık bir tarafının acısını başkasına yükleme isteği.

    Riya dört yanımızda ve hep var 24 saat. Yüzde yüze yakını müslümansa bu ülkenin bu katiller ne o zamana. Binlerce yasağın ve "ayıp"ın bizi getirdiği nokta şu anda budur. Karamsarlık azalmıyor, ben daha karanlık günlerden korkuyorum.

    YanıtlaSil
  9. Femme Fatale;

    Bu sözüne yüzde yüz katılıyorum. Doktorlarla ilgili anlatacak o kadar çok şey birikti ki. Son bir yıl içerisinde çok iyi tanıdım, onların insanlara zerre kadar değer vermediği tecrübe ile sabitlendi.

    YanıtlaSil
  10. Pandora;

    Çocuklara, normal yetişmekte olan çocuklara bu vahşeti izah etmek zor. İzah etmeye çalışmak şart. İnsanların hepsinin iyi olmadığını bir yerden anlamaya başlamaları gerekiyorç malesef. Onları kötülüklerden uzak tutabilmek için onlara kötülükleri, kabusa çevirmeyecek biçimde az da olsa anlatmalıyız sanırım.

    YanıtlaSil
  11. Önce "GÖRMEK" gerekli... Görüyorsunuz, dostlukla.

    YanıtlaSil
  12. Sevgili Vladimir!
    Şu Oktayımın kuyruğunu kopartan türü belirsiz mahluk için benim yerime sunturlu bir küfür et benim için. Et de biraz içim rahatlasın. Senin bu kedi yazıların benim gözdelerim hep. Oktaya benden geçmiş olsun, selamlar ve huzur dolu yaşamlar.
    Sevgilerim ile..

    YanıtlaSil
  13. Offfff1 Offf! Uzun yıllardır onların dünyasındayım. Görmediğim kalmadı derken anlattığınızın benzeri bir durumla ya da daha kötüsü ile karşılaşıp her defasında aynı şoku yaşıyorum ve insanlığımdan utanıyorum.

    YanıtlaSil

Yorumlar